İsrail'in 7 Ekim 2023'te Gazze'ye yönelik başlattığı ve uluslararası hukukçuların soykırım olarak nitelendirdiği saldırıların üzerinden üç yıl geçti. Bu süreçte on binlerce sivil hayatını kaybederken, Türkiye'nin İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa gibi birçok şehrinde düzenlenen etkinliklerle Gazze'deki insanlık dramı protesto edildi. Dualardan sessiz yürüyüşlere, fotoğraf sergilerinden boykot çağrılarına kadar geniş bir yelpazede gerçekleşen eylemlerde Filistin halkıyla dayanışma mesajı verildi.
Üç yılda değişmeyen tablo: yıkım, ölüm ve direniş
7 Ekim 2023'ten bu yana Gazze'de yaşananlar, uluslararası kuruluşların raporlarına da yansıdı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı on binleri aşarken, altyapının büyük bölümü kullanılamaz hale geldi. Hastaneler, okullar ve sivil yerleşim birimleri hedef alındı; milyonlarca insan yerinden edildi. Türkiye'deki protestolar da bu yıkımın her yıl dönümünde daha geniş kitlelere ulaştı.
İstanbul'da düzenlenen merkezi yürüyüşe çok sayıda sivil toplum kuruluşu, siyasi parti temsilcisi ve vatandaş katıldı. Ellerinde Filistin bayrakları taşıyan kalabalık, sessiz yürüyüşün ardından ortak basın açıklaması yaptı. Açıklamada, "Gazze'de yaşananlar bir insanlık suçudur. Uluslararası toplum artık sessizliğini bozmalı ve soykırıma dur demelidir" ifadeleri yer aldı. Ankara'da ise Kızılay Meydanı'nda toplanan grup, duaların ardından meşaleli yürüyüş gerçekleştirdi. İzmir'deki etkinlikte ise Gazze'deki çocukların yaşadığı travmayı anlatan bir fotoğraf sergisi açıldı.
Boykot çağrıları ve sanatsal eylemler
Protestoların bir diğer ayağını ise ekonomik boykot çağrıları oluşturdu. İsrail'i destekleyen uluslararası şirketlere yönelik boykot listeleri, sosyal medyada ve sokak eylemlerinde sıkça dile getirildi. Gençlik örgütleri, üniversitelerde paneller düzenleyerek Gazze'deki insan hakları ihlallerini tartıştı. Sanatçılar, galerilerde karma sergiler açarak eserlerini Filistin halkına adadı. Tiyatro toplulukları, sokak oyunlarıyla yaşanan drama dikkat çekti.
Diyarbakır, Adana, Konya, Gaziantep gibi şehirlerde de benzer etkinlikler düzenlendi. Özellikle sivil toplum kuruluşlarının çağrısıyla cuma namazı sonrası yapılan basın açıklamaları geniş yankı buldu. Bazı belediyeler, Gazze'ye insani yardım taşıyan konvoylar için lojistik destek sağladı. Kamuoyu araştırmaları, Türkiye'de halkın büyük çoğunluğunun Filistin davasına sempati duyduğunu ve hükümetin daha etkin politikalar izlemesini beklediğini gösteriyor.
Uluslararası hukuk ve Türkiye'nin tutumu
Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde İsrail yöneticileri hakkında yürütülen soruşturmalar sürerken, Türkiye diplomatik girişimlerle ateşkes çağrılarını yineliyor. Dışişleri Bakanlığı, her fırsatta İsrail'in saldırılarını kınadığını ve Filistin devletinin tanınması için çaba sarf ettiğini açıkladı. Ancak eleştirmenler, ekonomik ve siyasi ilişkilerin kesilmediğini, bunun da protestoların ana motivasyonlarından biri olduğunu belirtiyor.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda kabul edilen ateşkes kararlarına rağmen sahada durum değişmedi. İsrail, saldırılarını 'meşru müdafaa' olarak nitelendirse de uluslararası hukuk uzmanları, orantısız güç kullanımı ve sivil kayıplar nedeniyle bunun suç teşkil ettiğini vurguluyor. Türkiye'deki protestolar da bu hukuki tartışmaları görünür kılmayı amaçlıyor.
Üç yılın bilançosu ve gelecek beklentisi
Gazze'de üç yılda yaşanan yıkım, sadece bölgeyi değil, tüm dünyayı etkileyen bir insani krize dönüştü. Türkiye'deki etkinlikler, halkın duyarlılığını ve Filistin davasına verdiği desteği gösteriyor. Ancak kalıcı bir çözüm için uluslararası toplumun somut adımlar atması gerekiyor. Sivil toplum kuruluşları, boykot ve protestoların yanı sıra insani yardım koridorlarının açılması ve Birleşmiş Milletler kararlarının uygulanması çağrısında bulunuyor. Önümüzdeki dönemde Türkiye'deki kamuoyu baskısının, hükümetin politikalarını şekillendirmede belirleyici olacağı öngörülüyor.