Gazze Şeridi'nde yeni eğitim-öğretim yılı, İsrail'in aralıksız süren hava saldırıları ve tank atışları gölgesinde başladı. Ders zilleri yerine bomba sesleriyle uyanan yüzlerce öğrenci, yıkılan okullarına ulaşmak için yüzlerce metrelik enkaz hattını sırtlarındaki okul çantalarıyla aşmaya çalıştı. İsrail ordusunun yoğun bombardımanı altında eğitimlerine devam etme çabası, uluslararası toplumun sessizliğinde yaşanan insani trajediyi bir kez daha gözler önüne serdi.
Enkaz Altında Kalan Eğitim Hayalleri
Gazze'de on binlerce öğrenci, geçtiğimiz yıl boyunca devam eden saldırılar nedeniyle kesintisiz bir eğitim süreci yaşayamadı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Gazze'deki okulların büyük bir kısmı ya tamamen yıkıldı ya da ağır hasar gördü. Eğitim kurumlarına yönelik saldırılar, sadece binaları değil, bir neslin geleceğini de hedef alıyor. Öğrenciler, her gün okula giderken canlarını tehlikeye atarak, ölüm ve yaralanma riskini göze alıyor.
Yerel kaynaklardan edinilen bilgilere göre, derslik olarak kullanılabilecek ayakta kalan birkaç okul da yoğun göç nedeniyle barınma merkezine dönüştürülmüş durumda. Bu nedenle öğrenciler, açık alanlarda veya harabe binaların arasında ders yapmaya çalışıyor. Bir öğrenci, "Okulumuz yıkıldı ama biz yine de buradayız. Çünkü eğitim, direnişimizin bir parçası" ifadeleriyle yaşadıkları zorlukları anlattı.
Uluslararası Hukuk ve Eğitim Hakkı İhlalleri
Uluslararası hukuka göre, çatışma bölgelerinde bile okullar korunması gereken sivil alanlar arasında yer alıyor. Ancak Gazze'de okullar, sistematik bir şekilde hedef alınıyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve diğer bağımsız kuruluşlar, İsrail'in okul saldırılarını belgeleyerek savaş suçu kapsamında değerlendirilebileceğini raporladı. Eğitim hakkı, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınmış olmasına rağmen, Gazze'deki çocuklar bu haktan mahrum bırakılıyor.
UNICEF'in açıklamalarına göre, Gazze'de 600 binden fazla çocuk eğitimden uzak kaldı. Saldırılar nedeniyle birçok öğretmen de hayatını kaybetti veya yaralandı. Eğitim altyapısının çökmesi, bölgede nesiller boyu sürecek bir bilgi kaybına yol açabilir. Uzmanlar, savaşın çocukların psikolojisi üzerinde de derin izler bıraktığını, travma sonrası stres bozukluğu vakalarının arttığını belirtiyor.
Gazze'de Eğitim İçin Verilen Hayat Mücadelesi
Öğrenciler, sadece bombalara değil, aynı zamanda yokluk ve açlıkla da mücadele ediyor. Birçok aile, çocuklarının eğitimine devam edebilmesi için temel ihtiyaçlardan feragat ediyor. Kalem, defter ve kitap bulmak neredeyse imkânsız hale gelmiş durumda. Buna rağmen öğretmenler, gönüllü olarak ders vermeye çalışıyor. Bir öğretmen, "Onların geleceğini kurtarmak için buradayız. Ne kadar zor olursa olsun, eğitimden vazgeçmeyeceğiz" dedi.
Uluslararası toplumun etkisiz kaldığı bu süreçte, bazı sivil toplum kuruluşları Gazze'deki öğrencilere uzaktan eğitim materyali ulaştırmaya çalışıyor. Ancak elektrik kesintileri ve internet altyapısının çökmesi nedeniyle bu çabalar da yetersiz kalıyor. Öğrenciler, enkaz altındaki okullarına ulaşmak için her gün hayatlarını riske atıyor.
Dünya Sessiz, Çocuklar Direniyor
Gazze'de yaşanan insani kriz, dünya kamuoyunun bir kısmı tarafından görmezden gelinirken, öğrencilerin eğitim mücadelesi direnişin sembolü haline geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda kabul edilen ateşkes çağrılarına rağmen saldırılar devam ediyor. Uluslararası Kızılhaç Komitesi, Gazze'deki durumun "felaket boyutunda" olduğunu ve acil insani erişim gerektiğini vurguluyor.
Eğitim, her çocuğun en temel hakkıdır. Gazze'deki çocuklar, bu haktan mahrum bırakılarak sadece bugünleri değil, yarınları da çalınmak isteniyor. Ancak enkaz altında bile olsa, bir kalem ve bir defterle direnen öğrenciler, dünyaya eğitimin her koşulda sürdürülmesi gereken bir hak olduğunu gösteriyor. Uluslararası toplumun derhal harekete geçmesi, Gazze'deki çocukların sesini duyması ve eğitim hakkını koruması gerekiyor. Aksi halde, kaybedilen her bir ders saati, bir neslin daha yok olması anlamına gelecek.