İstanbul Gaziosmanpaşa'da 41 yaşındaki Şerife Gezer, iddiaya göre kendisini takip eden Hakan Sayacı (51) tarafından silahla vurularak öldürüldü. Olaydan dakikalar önce Gezer'in babası Ahmet Gezer'i arayarak, "Hakan önümü kesti, bana zarar verecek" dediği ve yardım istediği öğrenildi. Baba Gezer'in ifadesine göre, kızı telefonla kendisini arayıp son sözlerini söyledikten sonra telefon kapanmış, ardından defalarca aramasına rağmen ulaşamamış.
Olay Anı ve Müdahale
Olay, dün akşam saatlerinde Gaziosmanpaşa Merkez Mahallesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Şerife Gezer işten çıktıktan sonra yürüyerek evine giderken Hakan Sayacı'nın saldırısına uğradı. Görgü tanıklarının ifadesine göre, Sayacı önce Gezer'in önünü kesti, ardından tartışma başladı. Tartışmanın büyümesi üzerine Sayacı, üzerinde taşıdığı tabancayla Gezer'e birden fazla ateş etti. Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri, ağır yaralı Gezer'i olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırdı. Ancak Gezer, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.
Baba Gezer'in İfadesi
Olayın ardından polis ekipleri, Şerife Gezer'in babası Ahmet Gezer'i bularak ifadesine başvurdu. Ahmet Gezer, ifadesinde şunları söyledi: "Kızım akşam saatlerinde beni telefonla aradı. Çok telaşlıydı. 'Baba Hakan önümü kesti, bana zarar verecek' dedi. Ben de 'Neredesin, sakın kavga etme, hemen oradan uzaklaş' dedim. Ama telefon kapandı. Ben de hemen defalarca aradım, açmadı. Sonra bir süre sonra haber aldım ki vurulmuş. Hakan'ı tanıyordum, bir süredir kızımı rahatsız ediyordu. Daha önce de şikayetçi olmuştuk ama ne yazık ki sonuç böyle oldu."
Ahmet Gezer'in ifadesinde, Hakan Sayacı'nın kızını uzun süredir takip ettiğini, sözlü ve fiziksel tacizde bulunduğunu iddia ettiği öğrenildi. Gezer, daha önce de kızının Sayacı hakkında polise şikayette bulunduğunu ancak bir sonuç alamadıklarını söylediği belirtildi. Polis, Sayacı'yı olaydan kısa süre sonra yakalayarak gözaltına aldı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Sayacı, tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Kadın Cinayetleri ve Toplumsal Tepki
Bu acı olay, Türkiye'de her yıl onlarca kadının maruz kaldığı kadın cinayetlerinin bir parçası olarak yeniden gündeme geldi. Kadın cinayetlerini izleyen platformlara göre, yıl içinde en az 250 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Uzmanlar, kadınların şiddet gördüklerinde veya tehdit aldıklarında yetkililere başvurmalarına rağmen koruma önlemlerinin yetersiz kaldığını vurguluyor. Şerife Gezer'in babasına yaptığı son telefon konuşması, kadınların yaşadığı korkuyu ve çaresizliği gözler önüne sererken, yetkililerin caydırıcı önlemler alması gerektiği yönündeki tartışmaları da beraberinde getirdi.
Gaziosmanpaşa Belediyesi, olayın ardından bir açıklama yaparak Şerife Gezer'in ailesine başsağlığı diledi ve "Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için hepimize görev düşüyor. Bu tür olayların bir daha yaşanmaması için toplumsal farkındalığın artırılması şart" ifadelerini kullandı.
Adli Süreç ve Soruşturma
Olayla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında, Hakan Sayacı'nın geçmişte de sabıka kaydı olduğu, daha önce tehdit ve yaralama suçlarından kaydı bulunduğu ancak bu suçlardan hangi cezaları aldığı henüz netlik kazanmadı. Polis ekipleri, olayda kullanılan silahın ruhsatlı olup olmadığını ve Sayacı'nın silahı nasıl temin ettiğini araştırıyor. Ayrıca, Şerife Gezer'in daha önce Sayacı'dan şikayetçi olup olmadığı ve bu şikayetlerin ne sonuçlandığı da soruşturmanın odak noktasında.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, Şerife Gezer'in ölümüne ilişkin otopsi raporu beklenirken, olayı aydınlatmak için tanıkların ifadelerine başvuruluyor. Şüpheli Hakan Sayacı'nın ifadesinde ise olayın kaza sonucu olduğunu öne sürdüğü ancak görgü tanıklarının beyanları ve güvenlik kamerası kayıtlarının bu iddiayı çürüttüğü öğrenildi.
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Önleme Çabaları
Kadın cinayetleri, Türkiye'nin en önemli toplumsal sorunlarından biri olmaya devam ediyor. Son yıllarda İstanbul Sözleşmesi'nin feshedilmesi ve kadın örgütlerinin kapatılması gibi gelişmeler, kadın hakları savunucuları tarafından eleştirilmişti. Hükümet, kadına yönelik şiddetle mücadele kapsamında çeşitli eylem planları hazırladığını açıklasa da, bu tür olayların önüne geçilememesi, yasaların uygulanmasındaki aksaklıklar olarak yorumlanıyor. Şerife Gezer'in yaşamını yitirmesi, sadece bir ailenin acısı değil, aynı zamanda toplumsal bir yaradır. Bu bağlamda, kadınların maruz kaldığı şiddetin önlenmesi için yasal düzenlemelerin yanı sıra toplumsal bilincin artırılması da büyük önem taşıyor.