Gaziosmanpaşa Belediyesi’ne yönelik ‘yolsuzluk’ iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanarak görevinden uzaklaştırılan Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe’nin de arasında bulunduğu 9 kişinin yargılanmasına bugün başlandı. İstanbul Adalet Sarayı’nda görülen davanın ilk duruşmasında, sanıkların iddiaları reddettiği ve tahliye talebinde bulunduğu öğrenildi. Dava, kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, yerel yönetimlerde şeffaflık ve hesap verebilirlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Soruşturma süreci ve iddialar
Soruşturma, Gaziosmanpaşa Belediyesi’nin ihale süreçlerinde usulsüzlük yapıldığı, kamu kaynaklarının kişisel çıkarlar için kullanıldığı ve rüşvet alındığı yönündeki ihbarlar üzerine başlatıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturmada, belediye bünyesindeki bazı ihalelerin önceden anlaşılmış firmalara verildiği, bu firmaların da belediye başkanı ve yakınlarına maddi menfaat sağladığı iddia ediliyor. Soruşturma kapsamında belediye binasında arama yapılmış, çok sayıda belge ve dijital materyal el konulmuştu. Gözaltına alınan 12 şüpheliden 9’u tutuklanmış, aralarında belediye başkanının da bulunduğu bu kişiler hakkında ‘rüşvet’, ‘ihaleye fesat karıştırma’ ve ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurma’ suçlamalarıyla iddianame düzenlenmişti.
Duruşmada yaşananlar
İlk duruşmada sanıklar ifade verdi. Hakan Bahçetepe, hakkındaki suçlamaları kabul etmeyerek “Ben belediyemize ve halkımıza hizmet için çalıştım, herhangi bir yolsuzluğa karışmadım. İddialar siyasi bir komplodur” dedi. Diğer sanıklar da benzer şekilde suçlamaları reddetti. Mahkeme heyeti, eksikliklerin giderilmesi ve tanıkların dinlenmesi için duruşmayı erteledi. Sanık avukatları, müvekkillerinin adli kontrol şartıyla tahliyesini talep etse de mahkeme bu talebi reddetti. Duruşma salonu, yakınları ve avukatların yoğun katılımıyla doldu.
Bağlam ve değerlendirme
Gaziosmanpaşa’daki bu dava, Türkiye’de yerel yönetimlerde yolsuzluk iddialarının ne kadar hassas bir konu olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Belediye başkanının tutuklanması, siyasi çevrelerde tartışma yaratırken, muhalefet partileri hükümeti belediyeleri baskı altına almakla suçluyor. Öte yandan, sivil toplum kuruluşları yolsuzlukla mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini vurguluyor. Dava, İstanbul’daki diğer belediyeleri de yakından ilgilendiriyor; çünkü benzer iddiaların başka belediyeler için de gündeme gelmesi muhtemel. Yargı sürecinin bağımsız ve adil bir şekilde işlemesi, kamu vicdanı açısından kritik önem taşıyor. Önümüzdeki duruşmalarda tanık ifadeleri ve bilirkişi raporlarının davaya yön vermesi bekleniyor.