Fransa'nın Ankara Büyükelçisi Isabelle Dumont, Hürriyet gazetesine verdiği özel röportajda Türkiye-Fransa ilişkilerinden Gazze'deki son duruma, BM Güvenlik Konseyi reformundan Avrupa güvenlik mimarisine kadar geniş bir yelpazede açıklamalarda bulundu. Dumont, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın BM Güvenlik Konseyi'nin yapısına ilişkin reform çağrısına destek vererek, "Konsey'in bugünkü haliyle dünyanın gerçeklerini yansıtmadığı açık" dedi.
Gazze'de Ortak Diplomasi: Ankara ve Paris Yakın Temasta
İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının bölgesel güvenliği tehdit ettiğini belirten Büyükelçi Dumont, Türkiye ile Fransa'nın bu konuda yakın bir diyalog içinde olduğunu kaydetti. "Ankara ile Paris, Gazze krizi sırasında düzenli olarak görüş alışverişinde bulunuyor. İki ülkenin de önceliği sivil kayıpların durdurulması ve insani yardımların kesintisiz ulaştırılması" ifadelerini kullandı.
Dumont, İsrail'in bölgede yarattığı tehdit algısına dikkat çekerek, "İsrail, sadece Filistin topraklarında değil, Lübnan ve Suriye üzerinden de bölgeyi tehdit ediyor. Bu durum, Avrupa'nın güvenlik hesaplarını da doğrudan etkiliyor" değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'nin Avrupa Güvenliğindeki Rolü
Fransız diplomat, Türkiye'nin Avrupa güvenlik mimarisinde üstlenebileceği role ilişkin soruya Net bir yanıt verdi: "Türkiye, NATO içindeki konumu ve bölgesel etkisiyle Avrupa güvenliğinde rol üstlenebilir. Bu, sadece askeri bir katkı değil, aynı zamanda diplomatik ve ekonomik bir ortaklık anlamına geliyor."
Dumont, Fransa'nın Türkiye ile savunma sanayii ve enerji alanındaki iş birliğini genişletmeye açık olduğunu da sözlerine ekledi. "Avrupa'nın stratejik özerkliği tartışmalarında Türkiye'yi dışarıda bırakmak gerçekçi değil" diyen Dumont, iki ülke arasındaki ticaret hacminin 2023'te 20 milyar doları aştığını hatırlattı.
BM Güvenlik Konseyi Reformu ve Erdoğan'ın Çağrısı
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uzun süredir dile getirdiği "Dünya beşten büyüktür" söylemine atıfta bulunan Isabelle Dumont, BM Güvenlik Konseyi'nin genişletilmesi gerektiğini savundu. "Fransa, Konsey'in daimi üyeleri arasında yer alıyor ancak reform ihtiyacının farkındayız. Afrika, Latin Amerika ve Asya'nın daha fazla temsil edilmesi şart" dedi.
Dumont, Türkiye'nin BM reformu konusundaki aktif tutumunu takdirle karşıladıklarını belirterek, "Ankara'nın bu konudaki diplomatik çabaları, küresel yönetişim tartışmalarına önemli bir katkı sunuyor" ifadelerini kullandı.
İki Ülke Arasındaki Tarihsel Bağlar ve Gelecek Perspektifi
Türkiye ile Fransa arasındaki ilişkilerin 500 yılı aşan bir geçmişe dayandığını hatırlatan Büyükelçi, "Kanuni Sultan Süleyman ile I. François arasındaki ittifak, bugünkü stratejik ortaklığımızın temelini oluşturuyor. Bu mirası geleceğe taşımak istiyoruz" dedi.
Dumont, kültürel ve eğitim alanındaki iş birliklerine de değinerek, "Türkiye'deki Fransız okulları ve üniversiteler arası değişim programları, iki toplum arasındaki bağları güçlendiriyor. Önümüzdeki dönemde bu alanlarda yeni projeler planlıyoruz" diye konuştu.
Büyükelçi, Türkiye'nin AB üyelik sürecine dair bir soruya ise "Bu konuda Fransa'nın tutumu net: Türkiye'nin Avrupa perspektifi korunmalı, ancak Kopenhag kriterleri çerçevesinde ilerleme kaydedilmeli" yanıtını verdi.
Isabelle Dumont'un açıklamaları, Türkiye ile Fransa arasında son yıllarda yaşanan gerilimlerin ardından ilişkilerin normalleşme sürecine girdiğinin işareti olarak okunuyor. Özellikle Doğu Akdeniz ve Libya konusunda yaşanan anlaşmazlıkların ardından iki ülke arasında diyalog kanallarının yeniden açılması, bölgesel istikrar açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Fransa'nın Ankara Büyükelçisi'nin mesajları, Paris'in Türkiye'yi Avrupa güvenlik mimarisinde daha fazla sorumluluk almaya davet ettiğini gösteriyor. Ancak bu ortaklığın somut adımlara dönüşmesi, önümüzdeki aylarda yapılacak üst düzey ziyaretler ve savunma sanayii iş birliği görüşmelerine bağlı görünüyor. Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askeri varlığı, Fransa'nın da dahil olduğu koalisyon güçleriyle koordinasyonu gerekli kılıyor. Bu koordinasyonun sağlanması, sadece iki ülke değil, tüm Avrupa-Atlantik güvenlik yapısı için belirleyici olacak.