Fransız basını, Türkiye'nin Afrika kıtasında askeri eğitim ve savunma iş birlikleri yoluyla etkisini artırdığını belirterek, Ankara'nın Somali'de uyguladığı modelin kıtanın farklı bölgelerine yayıldığını yazdı. Düşük maliyetli ancak etkili olarak nitelendirilen bu strateji, Fransa'nın bölgedeki geleneksel nüfuzuna meydan okuyor.
Türkiye'nin Afrika stratejisi
Türkiye, son yıllarda Afrika'da diplomatik, ekonomik ve askeri alanlarda varlığını belirgin şekilde artırdı. Özellikle Somali, Libya, Nijer ve Çad gibi ülkelerle imzalanan savunma anlaşmaları ve askeri eğitim programları dikkat çekiyor. Somali'nin başkenti Mogadişu'da bulunan Türk Askeri Eğitim Üssü, bölgedeki en büyük dış askeri tesislerden biri haline geldi. Bu üs aracılığıyla Somali ordusuna eğitim verilirken, Türk yapımı insansız hava araçları (İHA) ve zırhlı araçlar da bölge ülkelerine ihraç ediliyor.
Somali modeli ve genişleme
Fransız basınına göre, Somali'de uygulanan model; düşük maliyetli askeri eğitim, lojistik destek ve savunma sanayii iş birliğini kapsıyor. Bu modelin başarısı, Türkiye'nin Nijer, Çad ve Libya gibi ülkelerde de benzer adımlar atmasını sağladı. Türkiye, bu ülkelerde askeri üsler kurmanın yanı sıra, güvenlik güçlerine modern teçhizat ve eğitim sağlıyor. Özellikle Sahel bölgesinde artan terör tehdidine karşı Türkiye'nin sunduğu çözümler, bazı Afrika ülkeleri tarafından Fransa'nın geleneksel askeri varlığına alternatif olarak görülüyor.
Fransa'nın endişeleri
Eski sömürgeci güç olarak Afrika'da uzun yıllardır askeri varlık gösteren Fransa, Türkiye'nin yükselen etkisinden rahatsızlık duyuyor. Fransız basını, Türkiye'nin düşük maliyetli ve hızlı sonuç alan yaklaşımının, Fransa'nın daha yüksek maliyetli ve uzun vadeli operasyonlarına kıyasla daha cazip geldiğini itiraf ediyor. Fransa'nın Mali'den çekilmesi sonrası bölgede oluşan boşluğu Türkiye'nin doldurmaya çalıştığı yorumları yapılıyor. Ayrıca, Türkiye'nin Afrika ülkeleriyle yaptığı ticaret hacminin 2023'te 40 milyar dolara yaklaşması, ekonomik rekabeti de tetikliyor.
Türkiye'nin yumuşak güç kullanımı
Türkiye'nin Afrika'daki etkisi sadece askeri alanla sınırlı değil. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) aracılığıyla yürütülen kalkınma projeleri, Maarif Vakfı okulları ve Yunus Emre Enstitüsü kültür merkezleri de kıtada Türkiye'nin tanınırlığını artırıyor. Sağlık alanında Somali'de inşa edilen hastaneler ve eğitim alanında verilen burslar da ikili ilişkileri güçlendiriyor. Bu yumuşak güç unsurları, askeri iş birlikleriyle birleşince Türkiye'yi Afrika'da önemli bir aktör haline getiriyor.
Batılı ülkelerin tepkisi
Türkiye'nin Afrika hamlesi, sadece Fransa'yı değil, diğer Batılı güçleri de tedirgin ediyor. ABD ve Almanya, Türkiye'nin bölgedeki askeri varlığını yakından izlerken, Rusya ve Çin de Afrika'da etkisini artıran diğer ülkeler olarak dikkat çekiyor. Uzmanlar, Afrika'nın yeni bir güç mücadelesine sahne olduğunu ve Türkiye'nin bu rekabede kendine özgü bir model geliştirdiğini belirtiyor.
Sonuç olarak, Türkiye'nin Afrika'da düşük maliyetli ancak etkili bir stratejiyle varlık göstermesi, kıtadaki güç dengelerini değiştiriyor. Somali'den Sahel'e uzanan bu model, Fransa gibi geleneksel aktörlerin pozisyonunu sorgulatırken, Ankara'nın bölgedeki nüfuzunu artırıyor. Türkiye'nin bu politikasının uzun vadede Afrika'da istikrar ve kalkınmaya katkı sağlayıp sağlamayacağı ise takip edilmesi gereken bir konu olarak öne çıkıyor.