Ankara’nın onayı olmadan Türkiye’nin deniz yetki alanlarından geçmesi planlanan Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) arasındaki denizaltı elektrik kablosu projesine Fransa’dan destek geldi. Proje, Doğu Akdeniz’de enerji alanında yeni bir gerilim noktası yaratırken, Fransa’nın bu desteği, bölgedeki güç dengelerini yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. İşte detaylar.
Yunanistan-GKRY Elektrik Kablosu Projesi ve Türkiye’nin Tepkisi
Yunanistan ve GKRY, Girit ile Kıbrıs arasında denizaltı elektrik kablosu döşemeyi planlıyor. Proje, iki ülke arasındaki enerji bağlantısını güçlendirmeyi ve Kıbrıs’ın elektrik şebekesini Yunanistan üzerinden Avrupa’ya bağlamayı hedefliyor. Ancak planlanan güzergah, Türkiye’nin ilan ettiği kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge (MEB) sınırları içerisinden geçiyor. Türkiye, bu alanlarda kendi izni olmadan herhangi bir faaliyetin yapılamayacağını defalarca vurgulamış, projenin uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirtmişti.
Ankara, Türkiye’nin deniz yetki alanlarının ihlal edilmesine karşı çıkarken, Libya ile yapılan deniz yetki anlaşmasına atıfta bulunarak, bölgedeki haklarını koruma kararlılığını dile getiriyor. Türk hükümet yetkilileri, projenin tek taraflı ilerletilmesinin Doğu Akdeniz’de gerginliği artıracağını ve müzakere yollarını kapatacağını savunuyor.
Fransa’nın Projeye Desteği ve Stratejik İşbirliği
Fransa’nın Yunanistan ile savunma ve enerji alanında giderek güçlenen bir işbirliği bulunuyor. Fransız hükümeti, bu projeyi Avrupa enerji güvenliği projelerinden biri olarak görüyor ve teknik finansman desteği sağlayabileceğini belirtiyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un, Yunanistan Başbakanı Kiryak Miçotakis ve GKRY lideri Nikos Hristodulidis ile yaptığı üçlü görüşmelerde, projenin önemine dikkat çektiği belirtiliyor. Fransa, Akdeniz’deki enerji koridorlarını çeşitlendirmenin Avrupa’nın stratejik öncelikleri arasında yer aldığını savunuyor.
Ancak Fransa’nın bu tutumu, Türkiye ile ilişkilerinde yeni bir gerilim unsuru oluşturabilir. Türk diplomatik kaynaklar, Fransa’nın bu desteğinin bölgedeki istikrarı bozduğunu ve Türkiye’nin doğrudan tehdit altında olduğu bir projeye taraf olmasının kabul edilemez olduğunu ifade ediyor. Uzmanlar, Fransa’nın bu hamlesiyle Doğu Akdeniz’deki nüfuzunu artırmayı ve Yunanistan ile GKRY’yi güçlendirmeyi hedeflediğini yorumluyor.
Uluslararası Hukuk ve Deniz Yetki Alanları Tartışması
Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları tartışması, yıllardır süren bir anlaşmazlık konusu. Türkiye, kendi kıta sahanlığının ve MEB’inin uluslararası hukuka uygun şekilde belirlenmesi gerektiğini savunuyor. Yunanistan ve GKRY ise, birbirleriyle yaptıkları anlaşmalarla sınırları belirlediklerini iddia ediyor. Fransa’nın projeye desteği, Türkiye’nin haklarını yok sayan bir girişim olarak nitelendiriliyor. Ankara, bu tür tek taraflı adımların, bölgedeki barışı ve güvenliği tehdit ettiğini ve uluslararası hukukun ihlali anlamına geldiğini belirtiyor.
Öte yandan, projeden etkilenen bir diğer önemli kesim de Kıbrıs’ta yaşayan Türk toplumu. KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, projenin Kıbrıs’ın kuzeyindeki hakları da ilgilendirdiğini ve Ada’da kalıcı bir çözüm bulunmadan bu tür projelerin hayata geçirilmesinin doğru olmadığını söyledi. Tatar, Türkiye’nin de desteklediği iki devletli çözüm önerisinin bölgede istikrar için tek yol olduğunu savunuyor.
Projenin Geleceği ve Bölgesel Etkiler
Fransa’nın devreye girmesiyle birlikte, projenin finansmanı ve teknik altyapısı konusunda ilerleme kaydedilebileceği belirtiliyor. Ancak Türkiye’nin güçlü tepkisi, projenin hayata geçirilmesini zorlaştırabilir. Doğu Akdeniz’deki deniz sınırı anlaşmazlıkları, askeri tatbikatlar ve enerji arama faaliyetleriyle zaman zaman krize dönüşüyor. Bu proje, bu gerginliklere bir yenisini ekleyebilir.
Uzmanlar, Fransa’nın bu desteğinin Avrupa Birliği içinde de tartışmalara yol açtığını belirtiyor. Kimi ülkeler, Türkiye ile diyaloğun sürdürülmesi gerektiğini savunurken, Fransa’nın daha sert bir tutum izlediği görülüyor. AB, bir yandan Türkiye ile ilişkileri geliştirmeye çalışırken, diğer yandan Yunanistan ve GKRY’ye destek vererek ikircikli bir politika izliyor. Bu durum, bölgede tansiyonun düşürülmesi için AB’nin arabulucu rolünü zayıflatabilir.
Sonuç olarak, Fransa’nın desteklediği Yunan-Rum elektrik kablo projesi, Doğu Akdeniz’deki enerji jeopolitiğini değiştirebilecek bir gelişme olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin kararlılığı, projenin önünde ciddi bir engel olarak dururken, uluslararası hukuk açısından da tartışmalı bir zemin söz konusu. Önümüzdeki süreçte, taraflar arasında diplomasi trafiği yaşanması bekleniyor. Ancak bu tür girişimler, bölgedeki kalıcı barış ve istikrarın ancak tüm tarafların rızası ve hakkaniyetli bir çözümle mümkün olabileceğini bir kez daha gösteriyor.