Türkiye'de tarım ürünlerinde devletin açıkladığı alım fiyatları bu yıl da üreticilerin beklentilerini karşılamadı. Fındık, buğday, arpa ve zeytinyağında belirlenen taban fiyatlar, maliyetlerdeki artış ve enflasyon karşısında çiftçinin yüzünü güldürmedi. Üreticiler, girdi maliyetlerindeki yükselişe dikkat çekerek, açıklanan rakamların geçimlerini sağlamaya yetmediğini dile getiriyor. Özellikle fındık üreticileri, senelerdir beklenen fiyatların açıklanmasına rağmen sonuçtan memnun değil.
Fındıkta Beklenti Büyüktü
Fındık, Türkiye'nin en önemli tarım ihracat ürünlerinden biri ve Karadeniz Bölgesi'nde milyonlarca insanın geçim kaynağı. Her yıl olduğu gibi bu yıl da fındık alım fiyatının açıklanması sabırsızlıkla bekleniyordu. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ve Fiskobirlik tarafından yapılan açıklamalara göre, 2023 yılı fındık alım fiyatı serbest piyasada oluşan fiyatların biraz üzerinde belirlendi. Ancak üreticiler, artan mazot, gübre ve işçilik maliyetleri göz önüne alındığında bu fiyatın tatmin edici olmadığını savunuyor. Ziraat Odaları ve üretici birlikleri, açıklanan fiyatın en az maliyetin iki katı olması gerektiğini belirtmişti.
Fındık üreticileri, özellikle son yıllarda kuraklık ve don olayları nedeniyle rekolte kayıpları yaşadıklarını hatırlatıyor. Bu yılki rekolte beklentisi ise önceki yıla göre daha iyi durumda. Ancak fiyatlar enflasyon karşısında eriyince, üreticilerin alım gücü düşüyor. Karadeniz'de birçok çiftçi, fındığı toplayıp satmak yerine bahçesinde bekletmeyi düşünüyor. Fındıkta uygulanan desteklemelerin ve primlerin de yetersiz kaldığı ifade ediliyor.
Buğday ve Arpada Aynı Tablo
Buğday ve arpa, ülkenin temel gıda maddeleri arasında yer alıyor. TMO'nun açıkladığı buğday alım fiyatı geçen yıla göre artış gösterse de, çiftçiler bu artışın maliyetlerdeki yükselişin gerisinde kaldığını söylüyor. Özellikle gübre fiyatlarındaki olağanüstü artış, buğday üretim maliyetlerini ciddi şekilde yükseltti. Üreticiler, devletin açıkladığı fiyatla ancak maliyetlerini karşılayabildiklerini, kar etmelerinin mümkün olmadığını ifade ediyorlar. Arpa fiyatları da benzer şekilde beklentileri karşılamadı. Hayvancılıkla uğraşan çiftçiler, arpa fiyatlarındaki yetersizliğin yem maliyetlerini artıracağını ve bu durumun et ve süt fiyatlarına yansıyacağını belirtiyor.
Buğdayda yapılan desteklemeler ve primler sayesinde üreticinin biraz nefes aldığını ancak bunun yeterli olmadığını belirten Sivil Toplum Örgütleri, hükümeti daha gerçekçi fiyat politikaları izlemeye çağırıyor. Öte yandan, dünya piyasalarında buğday fiyatlarının düşmesi, Türkiye'deki fiyatların da baskı altında kalmasına neden oluyor. Ancak üreticiler, dünya fiyatlarının kendilerini bağlamadığını, maliyetlerin ülke gerçeklerine göre hesaplanması gerektiğini savunuyor.
Zeytinyağında Fiyat Düşüşü
Zeytinyağında ise bu yıl rekolte beklentisi oldukça yüksek. Geçen yıl kuraklık nedeniyle düşük rekolte alınırken, bu yıl zeytin ağaçları bol meyve verdi. Ancak yüksek rekolte, fiyatların düşmesine neden oldu. Açıklanan alım fiyatları, üreticilerin maliyetlerini karşılamaktan uzak. Özellikle Ege Bölgesi'nde zeytin üreticileri, zeytin toplamanın maliyetinin bile altında fiyatlarla karşı karşıya kaldıklarını belirtiyor. Zeytinyağında uygulanan desteklemeler yetersiz kalırken, üreticiler ürünlerini istedikleri fiyata satabilmek için pazarlama sıkıntısı da yaşıyor.
Sonuç olarak, fındık, buğday, arpa ve zeytinyağında açıklanan alım fiyatları üreticilerin beklentilerini karşılamadı. Çiftçiler, artan girdi maliyetleri karşısında üretimden vazgeçme noktasına geldi. Bu durum, ülkenin tarımsal üretimini ve gıda güvenliğini tehdit eden önemli bir sorun olarak duruyor. Tüm bu gelişmeler ışığında, hükümetin tarım politikalarını gözden geçirmesi ve çiftçiyi destekleyecek köklü çözümler üretmesi gerekiyor. Aksi takdirde, gelecek yıllarda tarım ürünlerinde daha büyük sorunlar yaşanabilir.