Şanlıurfa'nın semt pazarlarında yeni sezonun ilk ürünleri tezgahlardaki yerini alırken, fiyat etiketleri görenleri şaşırtıyor. Özellikle Trabzon'dan getirilen bir ürün, kilosu 1.200 TL'ye satışa sunularak fındığın fiyatını bile geride bıraktı. Bölge halkı, bu yüksek fiyat karşısında şaşkınlık yaşarken, esnaf ise ürünün emek yoğun üretimi ve taşıma maliyetlerinin fiyatlara yansıdığını belirtiyor.
Taze Ürünün Fiyatı Tezgahta Rekor Kırdı
Şanlıurfa'nın en işlek pazarlarından birinde kurulan tezgahlarda, Karadeniz Bölgesi'nden özel olarak getirilen taze bir ürün, kilosu 1.200 TL'den satışa çıkarıldı. Trabzon'un ünlü taze fasulyesi olduğu öğrenilen ürün, mevsiminin ilk ürünü olması nedeniyle yüksek fiyattan alıcı buluyor. Tezgah sahibi esnaf, "Bu yıl hava koşulları nedeniyle üretim azaldı. İlk hasat ürünleri çok sınırlı sayıda. Ayrıca Trabzon'dan Şanlıurfa'ya getirmek ciddi bir nakliye maliyeti oluşturuyor. Bu nedenle fiyatı normalin üzerinde" diye konuştu. Fiyatı duyan vatandaşlar ise ürünü yakından incelemekle yetinirken, birkaç kişi merakına yenilip küçük miktarlarda satın aldı.
Fındık Fiyatını Sollayan Ürün Vatandaşı İki Kez Düşündürüyor
Karadeniz Bölgesi'nin önemli ihracat ürünlerinden fındık, geçtiğimiz aylarda kilosu 900 TL'ye kadar yükselerek rekor kırmıştı. Şanlıurfa'da ise taze fasulyenin ilk hasat ürünlerinin 1.200 TL'den satışa sunulması, fındığın fiyatını geride bırakmasıyla dikkat çekiyor. Uzmanlar, ilk hasat ürünlerinin her zaman yüksek fiyattan satıldığını, ancak bu yılki artışın daha belirgin olduğunu vurguluyor. Ziraat Mühendisi Ahmet Kaya, "Özellikle erkenci ürünler, seracılık ve özel üretim yöntemleriyle yetiştiriliyor. Bu da maliyeti artırıyor. Tüketici, ilk çıkan ürüne 'siftah' yapmak için yüksek fiyat ödemeyi göze alıyor. Ancak birkaç hafta içinde arz artınca fiyatlar düşecektir" şeklinde konuştu.
Yöresel Lezzetler Tezgahlarda Yerini Aldı
Şanlıurfa'daki pazarlarda yalnızca taze fasulye değil, yöresel birçok ürün de tezgahlardaki yerini aldı. Patlıcan, biber, domates gibi sebzelerin yanı sıra kayısı, kiraz ve erik gibi meyveler de satışa sunuldu. Ancak fiyatların yüksekliği, özellikle dar gelirli vatandaşların alım gücünü zorluyor. Pazar esnafı, bu yıl girdi maliyetlerindeki artışın ürün fiyatlarına doğrudan yansıdığını ifade ediyor. Gübre, mazot ve işçilik ücretlerindeki artış, üreticiyi de tüketiciyi de zor durumda bırakıyor. Tüketiciler Birliği Başkanı Mehmet Yılmaz, "Devletin tarımsal destekleri artırması ve aracıları ortadan kaldıracak düzenlemeler yapması şart. Aksi takdirde bu tablo her yıl daha da kötüleşecek" uyarısında bulundu.
Üretici ve Tüketici Arasındaki Fiyat Uçurumu
Trabzon'da üreticinin tarlada 40-50 liraya sattığı ürün, aradaki birçok el değiştirme nedeniyle Şanlıurfa'da 1.200 liraya kadar çıkabiliyor. Bu durum, tarım ürünlerindeki fiyat istikrarsızlığını yeniden gündeme getirdi. Üretici birlikleri, ürünlerin doğrudan tüketiciye ulaştırılması için kooperatifleşmenin önemine dikkat çekiyor. Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği'nin verilerine göre, taze ürünlerdeki fiyat farkı yüzde 300'lere ulaşıyor. Uzmanlar, arz-talep dengesizliğinin yanı sıra mevsimsel geçişlerin de fiyat dalgalanmalarını artırdığını belirtiyor. Taze fasulyenin kilosu bir hafta içinde yüzde 50 düşebilir, ancak bu süreçte tüketici yüksek fiyatlarla karşı karşıya kalıyor.
Vatandaş Çözüm Bekliyor
Şanlıurfa'da pazara alışverişe çıkan vatandaşlar, yüksek fiyatlar karşısında çaresiz olduklarını dile getiriyor. Emekli vatandaş Hüseyin Demir, "Geçen yıl bu ürün 300 liraydı, bu yıl 1.200 lira olmuş. Bu artışı anlamak mümkün değil. Devletin bir an önce önlem alması lazım" diye konuştu. Pazar esnafı da müşterilerin sadece bakmakla yetindiğini, satışların düştüğünü ifade ediyor. Yerel yönetimlerin ve hükümetin, tarımsal üretimin planlanması ve pazarlama ağının güçlendirilmesi adına somut adımlar atması bekleniyor. Aksi takdirde, Türkiye genelinde gıda enflasyonunun daha da artabileceği tahmin ediliyor. Tazeliğin ve doğal ürünün bedeli, birçok aile için lüks haline gelmiş durumda. Bu tablo, üretimden tüketime kadar zincirin her halkasında köklü reformlar yapılması gerektiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.