Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Girne kentinden Mersin'in Taşucu Limanı'na düzenli seferler yapan Filo Denizcilik'e ait FiloJet isimli feribotun batmasıyla ilgili soruşturma derinleşiyor. Facianın ardından ortaya çıkan yeni bir iddia, olumsuz denetim raporlarının yıllarca kamuoyundan gizlendiğini öne sürüyor. Edinilen bilgilere göre, geminin güvenlik donanımlarındaki eksiklikler ve mürettebat yetersizliği, olaydan aylar önce hazırlanan bir müfettiş raporunda ayrıntılı şekilde kayıt altına alınmıştı. Ancak bu raporun, şirket yönetiminin baskısıyla rafa kaldırıldığı ve gerekli denetimlerin yapılmadığı iddia ediliyor.
FiloJet Batığı ve Kurtarma Çalışmaları
Geçtiğimiz hafta meydana gelen kazada, FiloJet isimli yolcu ve araç taşıyan feribot, Taşucu Limanı'na yaklaşık 15 mil kala henüz belirlenemeyen bir nedenle su almaya başlamış, ardından hızla yan yatarak batmıştı. Olayda 4 kişi hayatını kaybetmiş, 23 yolcu ve mürettebat ise kıyı güvenlik ekiplerinin müdahalesiyle son anda kurtarılmıştı. Bölgede arama kurtarma çalışmaları günlerce sürerken, deniz yüzeyine sızan yakıtın çevre felaketine yol açmaması için ekipler yoğun çaba harcadı. Batık geminin çıkarılması ve kaza sebebinin net olarak belirlenmesi için kapsamlı bir soruşturma başlatıldı.
İddianın Perde Arkası: Olumsuz Rapor ve Şirket Baskısı
Yeni ortaya çıkan iddia, soruşturmanın seyrini değiştirecek nitelikte. İddiaya göre, Filo Denizcilik A.Ş.'nin bağlı olduğu uluslararası gemi sınıflandırma kuruluşu tarafından bir yıl önce yapılan denetimde, FiloJet'in can kurtaran botlarının yetersiz olduğu, yangın söndürme sistemlerinin ise çalışmadığı tespit edilmişti. Ayrıca rapor, mürettebatın güvenlik tatbikatlarını düzenli yapmadığını ve acil durumlara hazır olmadığını da vurguluyordu. Ancak aynı raporda 'gemi sefere devam edebilir' yönünde bir ibarenin yer alması, sürecin şirket avukatları tarafından manipüle edildiği şüphesini doğuruyor. Ulaştırma Bakanlığı'na yakın kaynaklar, raporun Bakanlık müfettişlerince incelendiğini ve olumsuz ibarelerin üstünün çizildiğini öne sürüyor. Bu durum, geminin battığı bölgedeki deniz şartlarının zorlu olmasına rağmen, asıl sorumluluğun ihmal ve önlem almama olduğunu gösteriyor.
Kaza Sonrası İlk Açıklamalar ve Sorumluluk
Kazanın ardından Filo Denizcilik yetkilileri, 'geminin tüm bakımlarının zamanında yapıldığını ve sefer izinlerinin usulüne uygun alındığını' açıklamıştı. Ancak kurtarılan yolcular, yaşadıkları paniği ve can yeleklerinin yerinde olmadığını dile getirerek şirket açıklamalarını yalanlamıştı. KKTC Başbakanı Ünal Üstel, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, 'Deniz kazalarının ardından her zaman olduğu gibi sorumlular yargı önüne çıkacaktır. Türkiye Cumhuriyeti ile ortak yürütülen soruşturma, ihmali ve ihmal sonucu ortaya çıkan raporu gizleyenleri de tespit edecektir' ifadelerini kullandı. Türk yetkililer de benzer bir mesaj vererek iki ülkenin yakın işbirliği içinde olduğunu vurguladı.
Deniz Güvenliği ve Taşımacılıkta Yeni Dönem Mi Başlıyor?
Bu trajik kaza, yıllardır şikayet konusu olan Kıbrıs ile Türkiye arasındaki deniz ulaşımındaki güvenlik açıklarını bir kez daha gözler önüne serdi. Özellikle hızlı feribot seferlerinin artmasıyla birlikte, gemilerin periyodik denetimlerinin ne kadar ciddi yapıldığı tartışma konusu oldu. Uzmanlar, sınıflandırma kuruluşlarının ticari baskılar altında kalabildiğini ve raporların bağımsız denetlenmesi gerektiğini sıklıkla dile getiriyor.
Kaza sonrası her iki ülke de deniz emniyeti konusunda daha sıkı tedbirler alacağını açıkladı. Türkiye Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, tüm yolcu gemilerinden mürettebatın gerçek tatbikat görüntülerinin ve acil durum planlarının bakanlık sistemine işlenmesini zorunlu kılan yeni bir düzenleme üzerinde çalışıyor. KKTC'de ise liman başkanlıklarının yetkileri artırılacak ve denetimler beklenmedik zamanlarda yapılacak.
FiloJet faciası, sadece bir deniz kazası değil, aynı zamanda kurumsal yapıların acı bir şekilde sorgulandığı bir halka. Soruşturmanın bağımsız ve şeffaf yürütülmesi, adaletin tecellisi kadar, benzer kazaların yaşanmaması için de kritik. İddialar ne kadar doğru ne kadar yanlış, bunu dosya kapsamında ortaya çıkacak bilgiler belirleyecek. Ancak unutulmamalıdır ki denizcilikte 'ihmal' kelimesi, bugüne kadar birçok aileyi yasa boğan bir geçmişin özeti olmuştur. Bu kazanın ardından atılacak adımlar, gelecekte denizlerde can güvenliğinin ne kadar sağlanacağının da bir göstergesi olacak.