Gazze'de 7 Ekim 2023'te başlayan ve on binlerce Filistinlinin ölümüne yol açan İsrail saldırılarının ardından 10 Ekim 2025'te ilan edilen ateşkesin ikinci aşamasına geçiş sürecinde Hamas'ın silah bırakmayı kabul etmesi, Filistin halkı arasında derin bir tereddüt yarattı. Ateşkesin kalıcı barışa dönüşmesi için atılan bu adım, özellikle Gazze'de yaşayan siviller tarafından ihtiyatla karşılanıyor. Filistinli gruplar ve analistler, silahsızlanmanın işgal altındaki topraklarda direnişin geleceği açısından ne anlama geldiğini tartışırken, halk sokakta hem umut hem de kaygı taşıyor.
Ateşkes Süreci ve Hamas'ın Kararı
Hamas'ın silah bırakma kararı, Mısır ve Katar arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerin bir sonucu olarak geldi. Ateşkesin ilk aşamasında esir takası ve insani yardım koridorlarının açılması sağlanmıştı. İkinci aşamada ise kalıcı ateşkesin tesisi ve İsrail güçlerinin Gazze'den tamamen çekilmesi öngörülüyor. Ancak Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın silah bırakması, hareketin kuruluş ilkeleriyle çeliştiği için tabanında rahatsızlık yaratıyor. Gazze'de yaşayan 38 yaşındaki öğretmen Ümmü Ahmed, "Silahlarımızı bırakırsak, işgalciler bize ne yapacak? 7 Ekim'den önce de silahsızdık ve yine katledildik" diyerek endişelerini dile getiriyor.
Filistin Toplumunda Bölünmüşlük
Filistin sokaklarında yapılan görüşmelerde, halkın büyük bir kısmının Hamas'ın silah bırakmasına sıcak bakmadığı anlaşılıyor. Özellikle Batı Şeria'da yaşayan Filistinliler, silahlı direnişin işgale karşı tek caydırıcı güç olduğunu savunuyor. Ramallah'ta yaşan 45 yaşındaki esnaf Ebu Muhammed, "İsrail Batı Şeria'da her gün baskın yapıyor, yerleşimciler saldırıyor. Eğer Hamas silah bırakırsa, bu İsrail'e daha fazla cesaret verir" ifadelerini kullanıyor. Öte yandan, savaşın yorgunluğunu yaşayan bazı siviller ise barışın tesisi için her türlü adımın atılması gerektiğini belirtiyor. Gazze'de yaşayan 52 yaşındaki balıkçı Selim Ebu Halil, "Artık yeter. Çocuklarımız ölmesin. Silahlar bırakılsın, ama bu bize güvenlik getirecekse" diyerek farklı bir görüşü savunuyor.
Uzmanlardan Uyarılar
Siyaset bilimci Dr. Mahmut El-Şerif, Hamas'ın silah bırakma kararının Filistin direnişini zayıflatacağını savunuyor: "Hamas, silahlı mücadeleden vazgeçerek siyasi bir harekete dönüşürse, Filistin davası uluslararası kamuoyunda güç kaybeder. Ayrıca, İsrail'in güvenlik garantileri konusunda somut adımlar atması gerekiyor." El-Şerif, ateşkesin ikinci aşamasının uygulanmasının kritik önemde olduğunu vurguluyor. Öte yandan, Orta Doğu analisti Dr. Leyla Hanım ise, "Ateşkes kalıcı hale getirilmezse, silah bırakma kararı Hamas'ın elini zayıflatır. Bu durum bölgede yeni bir çatışma dalgasını tetikleyebilir" uyarısında bulunuyor.
Uluslararası Topluma Çağrılar
Filistinli yetkililer, uluslararası topluma ateşkesin ikinci aşamasının uygulanması için baskı yapılması çağrısında bulunuyor. Birleşmiş Milletler Yakın Doğu Filistin Mültecilerine Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) yetkilileri, insani yardımların kesintisiz devam etmesi gerektiğini belirtiyor. Gazze'deki altyapının yeniden inşası için milyarlarca dolarlık bir kaynağa ihtiyaç duyulduğu ifade ediliyor. Ancak Filistinliler, uluslararası toplumun sözlerinin pratiğe yansımadığını geçmiş deneyimlerden biliyor.
Sonuç olarak, Hamas'ın silah bırakma kararı Filistin toplumunda derin bir ikilem yaratmış durumda. Bir yanda barışın getireceği rahatlama, diğer yanda işgale karşı direnişin simgesi olan silahların kaybı. Bu kararın ne kadar doğru olduğu, önümüzdeki günlerde ateşkesin nasıl işlediğine ve İsrail'in güvenlik garantilerine bağlı olacak. Filistinliler için asıl mesele, silahların bırakılması değil; özgürlük ve onurlu bir yaşamın tesis edilmesi.