Fethullahçılar döneminde hedefte olan, takip edilen, hapse giren bir arkadaşım aradı. Kendisi, o dönemde yaşadığı zulmü ve sonrasında yaşananları anlattı. Bu görüşme, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası yaşanan tasfiyelerin ve geçmişte yaşanan mağduriyetlerin hâlâ gündemde olduğunu gösteriyor. Peki, o dönemde hedef alınan polisler kimlerdi ve neden hedef alınmışlardı?
Hedefteki Polisler: Kimler ve Neden?
Fethullahçıların yargı ve emniyet içindeki yapılanması, 2010'lu yıllarda zirveye ulaştı. Özellikle 2013 yılındaki 17-25 Aralık operasyonları sonrasında, kendilerine karşı duran veya yeterince itaat etmeyen polisler hedef alındı. Bu polisler, çeşitli suçlamalarla karşı karşıya kaldı; haklarında soruşturmalar açıldı, gözaltına alındılar, tutuklandılar ve uzun süre cezaevinde kaldılar. Arkadaşım da bu mağdurlardan biriydi. Bana anlattığına göre, o dönemde emniyet içinde bir "cadı avı" yürütülüyordu. Fethullahçı yapılanmaya dahil olmayan ya da bu yapıya karşı çıkan polisler, sahte delillerle suçlanıyor, kumpas davalarıyla itibarsızlaştırılıyordu. Özellikle organize suçlar, terörle mücadele ve istihbarat birimlerinde görev yapan deneyimli polisler sistematik olarak tasfiye edildi. Arkadaşım, "O dönemde hedef alınan polislerin ortak özelliği, Fethullahçı yapıya biat etmemeleriydi" diyor. "Bizler, mesleğini layıkıyla yapmaya çalışan, vatanını seven insanlardık. Ama onlar için bu yeterli değildi; ya onlardan olacaktın ya da yok olacaktın."
Bu hedef alma süreci, sadece polislerle sınırlı kalmadı. Askerler, savcılar, hâkimler, akademisyenler, gazeteciler ve iş insanları da aynı akıbete uğradı. Ancak emniyet teşkilatı içindeki tasfiye, devletin güvenlik birimlerini zayıflatma amacı taşıyordu. Fethullahçılar, kendi adamlarını kritik noktalara yerleştirerek devleti ele geçirmeyi planlıyordu. Bu plan doğrultusunda, kendilerine engel olabilecek tüm güvenlik görevlilerini etkisiz hale getirdiler. Arkadaşımın yaşadıkları, bu planın bir parçasıydı. Yıllarca cezaevinde kaldı, işkence gördü, ailesi dağıldı. Ancak 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sonrasında, Fethullahçı yapı çökertilince, kendisi gibi mağdurların bir kısmı aklandı. Ancak yaşananlar unutulmadı. Peki, o dönemde hedef alınan polisler kimlerdi? İsimlerini vermek güvenlik açısından sakıncalı olabilir, ancak birçok polis memuru, amiri ve emniyet müdürü bu süreçte mağdur oldu. Bazıları hayatını kaybetti, bazıları intihar etti, bazıları ise sessizce emekliye ayrıldı.
15 Temmuz Sonrası ve Hesaplaşma
15 Temmuz darbe girişimi, Fethullahçı yapının gerçek yüzünü ortaya çıkardı. Darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL döneminde, Fethullahçı yapıyla bağlantılı olduğu tespit edilen binlerce polis, asker ve yargı mensubu görevden alındı, tutuklandı. Bu tasfiye süreci, geçmişte yaşanan mağduriyetlerin bir nebze olsun telafi edilmesini sağladı. Ancak arkadaşım gibi mağdurların birçoğu için adalet tam olarak yerini bulmadı. Zira kendilerine yapılanların hesabı sorulmadı, failler cezalandırılmadı. Arkadaşım, "Bizleri hapse atanlar, işkence edenler şimdi başka yerlerde başka görevlerde" diyor. "Adalet istiyoruz, ama adalet duygusu yaralandı."
Bugün gelinen noktada, Fethullahçı yapının devlet içindeki uzantıları büyük ölçüde temizlendi. Ancak geçmişte yaşananlar, hâlâ toplumun hafızasında taze. Emniyet teşkilatı içindeki bu karanlık dönem, birçok kişinin kariyerini, onurunu ve hayatını kaybetmesine neden oldu. Arkadaşımın anlattıkları, bir dönemin acı yüzünü gözler önüne seriyor. O dönemde hedef alınan polisler, aslında vatanseverliklerinden ve mesleklerine bağlılıklarından dolayı cezalandırıldılar. Şimdi ise, o günleri hatırlamak ve ders çıkarmak gerekiyor. Bir daha benzer bir yapının devleti ele geçirmemesi için, kurumların ve hukukun üstünlüğünün korunması şart. Aksi halde, geçmişte yaşananlar tekerrür edebilir. Arkadaşımın hikâyesi, sadece bir kişisel mağduriyet değil, aynı zamanda bir dönemin siyasi ve toplumsal çalkantılarının simgesi. O polisler kim mi? Onlar, bu ülkenin gerçek evlatları, görevlerini onurla yapmaya çalışan insanlardı. Ne yazık ki, bir kısmı bunu canıyla ödedi.