İçişleri Bakanlığı, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) kriptolu iletişim uygulaması ByLock'un ardından yeni bir gizli haberleşme aracı kullandığını duyurdu. Bakan, yaptığı açıklamada, örgütün üst düzey yöneticilerinin 'Glooper' adlı bir uygulama üzerinden iletişim kurduğunu belirtti. Bu gelişme, güvenlik güçlerinin terör örgütlerine yönelik teknik takibat kapasitesini yeniden gündeme getirdi. Özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrası FETÖ'nün dijital yapılanmasına yönelik operasyonlar hız kazanmıştı.
Alihan Kuriş Kimdir? FETÖ'nün Yeni Yapılanması
Bakan'ın açıklamasına göre, örgütün 2016 yılındaki darbe girişiminden sonra yurt dışına kaçan Alihan Kuriş, FETÖ'nün sözde üst düzey yöneticisi konumuna gelmiş durumda. Kuriş'in örgütün uluslararası ağını yönettiği ve özellikle eğitim kurumları üzerinden finansman sağladığı iddia ediliyor. Bakan, Kuriş'in özellikle Afrika ve Balkanlar'daki örgüt yapılanmasını yeniden organize ettiğini ifade etti. Emniyet Genel Müdürlüğü'nün hazırladığı raporlara göre, Glooper uygulaması, ByLock'tan farklı olarak sunucularını sürekli değiştiriyor ve kullanıcıların konum bilgilerini şifreleyerek tespit edilmeyi zorlaştırıyor.
Glooper Uygulaması Nasıl Çalışıyor?
İstihbarat birimlerinin elde ettiği bilgilere göre, Glooper, uçtan uca şifreleme protokolü kullanıyor ve verileri merkezi sunucularda tutmak yerine dağınık ağ üzerinden iletiyor. Uygulamanın, ByLock'tan farklı olarak, kullanıcıların telefon rehberine erişim izni istememesi ve SIM kart bilgisi talep etmemesi, tespit edilme riskini azaltıyor. Ayrıca, Glooper'ın sesli görüşme ve dosya paylaşımı özelliklerinin de bulunduğu, örgüt üyelerinin bu uygulama üzerinden toplantılar düzenlediği ifade ediliyor. Bakan, bu uygulamanın örgütün 'kayıp imam' olarak bilinen üst düzey yöneticileri tarafından kullanıldığını belirterek, 'Glooper, FETÖ'nün kriptolu iletişimdeki yeni çaresi olarak öne çıkıyor' dedi.
Emniyetten Yeni Tedbirler
Bu gelişme üzerine Emniyet Genel Müdürlüğü, siber suçlarla mücadele daire başkanlığı bünyesinde özel bir ekip kurdu. Ekip, Glooper ve benzeri uygulamaların tespiti için yazılım geliştirme çalışmaları yürütüyor. Ayrıca, uluslararası işbirliği kapsamında, uygulamanın yaygın olarak kullanıldığı ülkelerle bilgi paylaşımı anlaşmaları imzalanması planlanıyor. Türkiye'nin terörle mücadelede kurumsal kapasitesini artırmak amacıyla siber güvenlik alanındaki yatırımlar da sürüyor.
FETÖ'nün Dijital Yapılanmasının Tarihsel Süreci
FETÖ'nün iletişim ağı, 2014 yılında ByLock'un ortaya çıkmasıyla başladı. Ancak güvenlik güçleri ByLock'u kısa sürede çözerek binlerce kullanıcıyı tespit etti. Darbe girişiminin ardından örgüt, daha gelişmiş ve iz bırakmayan uygulamalara yönelmek zorunda kaldı. Uzmanlar, Glooper'ın aslında ByLock'un yerini alan ikinci nesil bir uygulama olduğunu, ancak teknik altyapısının daha sofistike olduğunu belirtiyor.
Türkiye'nin terörle mücadelesinde dijital ayak izlerinin önemi giderek artıyor. Bu bağlamda, Glooper'ın ortaya çıkarılması, güvenlik güçlerinin istihbarat toplama ve analiz yeteneğinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Ancak, örgütün hızla adapte olma kabiliyeti göz önüne alındığında, yetkililerin sürekli yeni yöntemler geliştirmesi gerektiği açıktır. FETÖ'nün küresel ağı, sadece Türkiye için değil, tüm dünya için bir güvenlik tehdidi oluşturmaya devam ediyor. Alihan Kuriş'in yönetimindeki örgütün, özellikle eğitim ve medya alanındaki nüfuzunu korumaya çalışması, uluslararası işbirliğinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.