Katıldığı bir konferansta dinleyicilere seslenen bir konuşmacı, “Çevrenizde FETÖ’den adli işlem gören, hapis yatıp çıkan ya da KHK ile ihraç edilmiş; sizin tanıdığınız FETÖ mensuplarından hiç pişman olan var mı?” sorusuyla dikkatleri örgütün güncel durumuna çekti. Bu soru, darbe girişiminin üzerinden yıllar geçmesine rağmen örgütle bağlantılı kişilerin pişmanlık göstermediği, hatta yeni söylemlerle kendilerini gizlemeye çalıştığı iddialarını gündeme taşıdı. Konferansta dile getirilen “Atatürkçü-Milliyetçi” kesimi kullanan FETÖ’cü Erlik vakası, örgütün “yeni nesil” mensuplarının nasıl bir strateji izlediğine dair tartışmaları alevlendirdi.
Pişmanlık Sorusu ve “Erlik” Vakası
Konferanstaki konuşmacı, özellikle cezaevi sürecini tamamlayan veya kamu görevinden ihraç edilen kişiler arasında pişmanlık duyan kimseye rastlamadığını belirterek, örgütün ideolojik bağlılığını koruduğunu vurguladı. “Erlik” olarak nitelendirilen vaka ise, örgüt mensuplarının kendilerini “Atatürkçü-Milliyetçi” bir kimlikle sunarak çevrelerindeki insanları yanıltmaya çalıştığı iddiasına dayanıyor. Bu tür bir maskeleme taktiği, FETÖ’nün klasik yapısından farklı olarak, seküler ve ulusalcı söylemleri benimseyen yeni bir profil oluşturduğu yorumlarına yol açıyor.
Güvenlik kaynakları, örgütün özellikle genç kuşak mensuplarını bu şekilde kamufle etmeye çalıştığını, sosyal medya ve sivil toplum faaliyetlerinde “milli” ve “yerli” söylemleri öne çıkararak dikkat çekmemeyi hedeflediğini belirtiyor. Ancak bu stratejinin, örgütün temel ideolojik hedeflerinden sapma anlamına gelmediği, aksine daha geniş kitlelere ulaşma amacı taşıdığı ifade ediliyor.
Örgütün Dönüşen Stratejisi ve Toplumsal Algı
FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminin ardından büyük ölçüde çökertildiği, ancak örgüt mensuplarının farklı kimliklere bürünerek varlığını sürdürme çabası içinde olduğu biliniyor. Konferansta ele alınan “yeni nesil FETÖ’cüler” kavramı, örgütün artık açık dini söylemler yerine daha seküler ve milliyetçi temaları kullanarak taban bulmaya çalıştığına işaret ediyor. Bu dönüşüm, özellikle eğitim, medya ve sivil toplum alanlarında kendini gösteriyor.
Uzmanlar, örgütle mücadelede sadece adli ve idari tedbirlerin yeterli olmadığını, toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini vurguluyor. Pişmanlık göstermeyen ve ideolojik bağlılığını sürdüren kişilerin, yeni maskelerle topluma karışmasının önlenmesi için ailelerin, eğitimcilerin ve kanaat önderlerinin dikkatli olması gerektiği belirtiliyor. Konferanstaki soru, bu anlamda bir uyarı niteliği taşıyor: Tanıdığınız FETÖ mensupları arasında gerçekten pişman olan var mı? Yoksa görünüşte değişen, özde aynı kalan bir yapıyla mı karşı karşıyayız?
Öte yandan, “Erlik” vakasının ayrıntıları netlik kazanmış değil. İddialar, örgütün “Atatürkçü-Milliyetçi” kesimler arasında nasıl sızma girişimlerinde bulunduğuna dair somut örneklerle desteklenmediği sürece spekülasyon olarak kalma riski taşıyor. Ancak konferanstaki tartışma, FETÖ ile mücadelede yeni yöntemlerin ve dikkatli bir toplumsal gözlemin gerekliliğini bir kez daha ortaya koyuyor.
Sonuç olarak, darbe girişiminin üzerinden geçen süreye rağmen örgütün ideolojik devamlılığı ve yeni nesil mensuplarının kendilerini gizleme çabaları, güvenlik ve toplum açısından önemli bir sınav olmayı sürdürüyor. Pişmanlık sorusu, bu sınavın en çarpıcı yüzlerinden biri olarak hafızalarda yer ediyor.