FETÖ elebaşının Tel Aviv'e düşen bombalara üzülmesi ve örgütün İsrail ile kurduğu dirsek teması, son dönemde tartışmaların odağında. Dinden beslenen bir "terör devleti" ile dinî yapı görünümlü bir "terör örgütü" arasındaki bağ, döktükleri kan üzerinden yeniden okunmayı hak ediyor. Bu yazı, iki yapının yöntem ve söylemlerindeki paralelliklere odaklanıyor.
İsrail ile Stratejik İlişkiler
FETÖ'nün İsrail ile ilişkileri uzun yıllara dayanıyor. Örgütün medya organlarında İsrail lehine yayınlar dikkat çekerken, elebaşının İsrail'in Gazze saldırıları sırasında sergilediği tutum hafızalarda. 2014 yılında İsrail'in Gazze'ye düzenlediği operasyonlarda örgüte yakın yayın organlarının İsrail'i haklı gösteren yayınları, kamuoyunda tepki çekmişti. Ayrıca örgütün finans ağının İsrail üzerinden yürütüldüğü iddiaları da zaman zaman gündeme geldi.
Öte yandan, FETÖ'nün "kuzeydeki ülke" olarak tanımladığı İsrail'e yönelik hassasiyeti, örgüt içi yazışmalarda sıkça vurgulanan bir konu. Elebaşının "İsrail'e dokunmayın" talimatı verdiği, örgütün üst düzey isimlerinin İsrail ziyaretleri ve temasları basına yansımıştı. Bu ilişkiler, iki yapının da bölgesel çıkarlar doğrultusunda hareket ettiğini gösteriyor.
Dinden Beslenen Şiddet
İsrail, kendisini "Yahudi devleti" olarak tanımlarken, FETÖ dini bir cemaat görünümü altında faaliyet yürütüyor. Her ikisi de dini referansları kullanarak meşruiyet sağlıyor. İsrail, kutsal kitaplara dayandırdığı tarihsel hak iddialarıyla işgal politikalarını savunurken; FETÖ, din eğitimi ve hayır kurumları üzerinden toplumda geniş bir ağ oluşturdu. Ancak her iki yapının da şiddete başvurmaktan çekinmediği, döktükleri kanla sabit.
FETÖ, 15 Temmuz 2016 darbe girişimiyle Türkiye'de büyük bir yıkıma yol açtı. O gece 251 vatandaş hayatını kaybetti, binlerce kişi yaralandı. İsrail ise yıllardır Filistin topraklarında işgal ve saldırı politikası yürütüyor; son yıllarda Gazze'ye düzenlenen operasyonlarda binlerce sivil hayatını kaybetti. Her iki yapı da kendi amaçları için insan hayatını feda etmekte tereddüt etmiyor.
Ortak Yöntemler ve Amaçlar
FETÖ ve İsrail'in ortak noktaları yalnızca dinî söylem değil. Her ikisi de istihbarat ağlarını güçlü tutuyor, muhaliflerini susturmak için yargı ve medya araçlarını kullanıyor. FETÖ, kendi yapısına katılmayanları "paralel" ilan edip tasfiye ederken; İsrail, Filistinlileri "terörist" olarak etiketleyip uluslararası kamuoyunu yanıltıyor. İki yapı da uluslararası kamuoyunu kendi lehine çevirmek için lobicilik faaliyetlerine ağırlık veriyor.
FETÖ'nün İsrail ile olan ilişkisi, sadece stratejik bir tercih değil, aynı zamanda ideolojik bir yakınlık olarak yorumlanıyor. Örgütün "İslami" söylemi, İsrail'in bölgedeki varlığını meşrulaştırmaya hizmet ediyor. Bu durum, dini kullanan yapıların nasıl kolayca emperyalist güçlerle iş birliği yapabileceğini gösteriyor.
Sonuç ve Değerlendirme
FETÖ ve İsrail, farklı coğrafyalarda faaliyet gösterseler de yöntemleri ve hedefleri açısından benzerlik taşıyor. Her ikisi de kendi varlıklarını sürdürmek için şiddeti araçsallaştırıyor, dini ve etnik kimlikleri kullanarak kitleleri mobilize ediyor. Türkiye'nin her iki yapıyla da mücadelesi, sadece güvenlik değil, aynı zamanda demokrasi ve insan hakları açısından da önem taşıyor. Bu mücadelede kararlılık, uluslararası iş birliği ve toplumsal farkındalık kritik rol oynuyor.