2020 yılında aktif siyaseti bırakan eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, bu kez bir fon soruştuması iddiasıyla yeniden gündeme taşınmak isteniyor. Edinilen bilgilere göre, söz konusu soruşturma iddiası, Albayrak'ı kamuoyu önünde yıpratma amacı taşıyor. Olayın, FETÖ'nün geçmişte yargı, akademi, medya ve sivil toplum kuruluşlarına sızarak yürüttüğü itibarsızlaştırma kampanyalarının bir benzeri olduğu yorumları yapılıyor. CHP ve Yeni Parti cephesinden yapılan açıklamalar ise tartışmayı daha da alevlendirdi.
Fon soruştuması iddiası ve hedef alma girişimi
İddiaya göre, Albayrak'ın görevde olduğu dönemdeki bazı fon hareketleri mercek altına alındı. Ancak soruşturmanın içeriğine dair somut bir belge ortaya konulmuş değil. Konuya yakın çevreler, bu girişimin hukuki bir süreçten çok, siyasi bir hesaplaşma aracı olarak kurgulandığını belirtiyor. Albayrak'ın 2020'de siyaseti bırakmasının ardından sessiz bir yaşam sürdüğü, ancak zaman zaman çeşitli iddialarla gündeme getirilmeye çalışıldığı biliniyor. Son hamlenin, özellikle yerel seçimler öncesinde gündem değiştirme çabası olduğu öne sürülüyor.
Soruşturma iddiasının basına sızdırılma biçimi ve kullanılan dil, FETÖ'nün klasik taktiklerini andırıyor. Örgütün geçmişte kullandığı yöntemler arasında, hedef aldığı kişileri yargı üzerinden baskı altına almak, medya aracılığıyla kamuoyu oluşturmak ve sivil toplum kuruluşlarını devreye sokarak meşruiyet kazandırmak yer alıyordu. Bu olayda da benzer bir zincirin işletildiği izlenimi var.
CHP ve Yeni Parti'den açıklamalar
CHP kanadından yapılan açıklamada, "Hukuk devletinde herkes hesap verir, ancak bu tür iddiaların zamanlaması manidardır" denildi. Yeni Parti cephesi ise soruşturmanın şeffaf yürütülmesi gerektiğini vurgularken, iktidarın bu tür konuları gündem değiştirmek için kullandığını savundu. Her iki partinin de açıklamaları, konunun siyasi bir malzeme haline getirildiği eleştirilerini beraberinde getirdi.
Albayrak'a yakın kaynaklar, iddiaların tamamen asılsız olduğunu ve hukuki hiçbir dayanağı bulunmadığını belirtiyor. Albayrak'ın avukatlarının, soruşturma iddialarına ilişkin resmi bir açıklama yapmadığı, ancak gerekli hukuki yollara başvurulacağı öğrenildi.
FETÖ'nün sızma taktiği nedir?
FETÖ'nün en bilinen yöntemlerinden biri, devlet kurumlarına sızarak kendi amaçları doğrultusunda hareket etmek. Örgüt, özellikle yargı, emniyet, ordu ve eğitim kadrolarına yerleştirdiği mensupları aracılığıyla hedef aldığı kişiler hakkında soruşturmalar açtırıp kamuoyu önünde itibarsızlaştırma kampanyaları yürüttü. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından bu yapılanma büyük ölçüde çökertilse de, kalıntılarının farklı alanlarda etkisini sürdürdüğü ifade ediliyor.
Uzmanlar, son dönemde bazı medya organlarında ve sivil toplum kuruluşlarında gözlemlenen hareketliliğin, örgütün yeni stratejileri olabileceğine işaret ediyor. Özellikle sosyal medya üzerinden yürütülen algı operasyonları, hedef kişilerin itibarını sarsmayı amaçlıyor. Albayrak örneğinde olduğu gibi, geçmişte görev almış kişiler üzerinden yürütülen iddialar, kamuoyunda şüphe uyandırarak siyasi istikrarsızlık yaratmayı hedefliyor.
Akademi, medya ve STK'lara sızma iddiaları
FETÖ'nün sadece devlet kurumlarına değil, aynı zamanda akademi, medya ve sivil toplum kuruluşlarına da sızdığı biliniyor. Örgüt, bu alanlarda kendi ideolojik çizgisine yakın kişileri konumlandırarak toplumsal algıyı yönlendirmeye çalıştı. Üniversitelerdeki akademik kadrolar, medyadaki köşe yazarları ve STK yöneticileri üzerinden yürütülen faaliyetler, örgütün geniş bir etki ağı kurmasını sağladı.
Son olayda da benzer bir yöntemin izlendiği, soruşturma iddiasının önce belirli medya organlarında servis edildiği, ardından bazı STK'ların konuya ilişkin açıklamalar yaparak gündemi diri tutmaya çalıştığı gözlemlendi. Bu durum, FETÖ'nün klasik "yargı-akademi-medya-STK" dörtlüsünü harekete geçirme taktiği olarak yorumlanıyor.
Ancak bu tür iddiaların somut delillerle desteklenmemesi, kamuoyunda güven kaybına yol açıyor. Vatandaşlar, siyasi hesaplaşmaların hukuk üzerinden yürütülmesinden rahatsızlık duyduğunu dile getiriyor.
Bağlam ve olası sonuçlar
Berat Albayrak, 2018-2020 yılları arasında Hazine ve Maliye Bakanlığı görevini yürüttü. Görev süresi boyunca ekonomi politikaları sık sık tartışma konusu oldu. 2020'de istifasının ardından aktif siyasetten çekildi. Ancak zaman zaman çeşitli iddialarla gündeme getirilmesi, kendisinin hâlâ siyasi bir figür olarak görüldüğünü ortaya koyuyor.
Uzmanlar, bu tür girişimlerin uzun vadede siyasi istikrara zarar verebileceğini, toplumda kutuplaşmayı derinleştirebileceğini belirtiyor. Hukuki süreçlerin şeffaf ve tarafsız yürütülmesi, iddiaların ciddiyetinin korunması açısından kritik önem taşıyor. Aksi halde, her önüne gelenin bir başkasını suçlaması, yargıya olan güveni sarsacak ve FETÖ'nün amaçladığı kaos ortamına zemin hazırlayacaktır.
Önümüzdeki günlerde soruşturmanın nasıl şekilleneceği ve Albayrak cephesinden gelecek açıklamalar merakla bekleniyor. Kamuoyu, bu tür iddiaların arkasında hangi güçlerin olduğunu sorgularken, yetkililerin açıklamaları belirleyici olacak. FETÖ ile mücadelede gelinen noktada, örgütün yeni taktiklerine karşı dikkatli olunması gerektiği bir kez daha ortaya çıkıyor.