İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında, geçmiş yıllarda adliye ve cezaevi personeli alımlarında örgütün fişleme listelerini kullandığı iddiasıyla 19 şüpheli gözaltına alındı. Operasyon, örgütün kamu kurumlarına sızma yöntemlerine ilişkin yeni belgelerin ortaya çıkmasıyla genişletildi. Gözaltına alınanlar arasında eski adliye çalışanları ve cezaevi personelinin yanı sıra örgütle bağlantılı olduğu öne sürülen sivil kişilerin bulunduğu belirtildi.
Fişleme listeleri nasıl kullanıldı?
Soruşturma dosyasına göre, FETÖ/PDY mensupları, 2010-2013 yılları arasında adliye ve cezaevlerine personel alımı süreçlerinde örgüt tarafından hazırlanan listeleri devreye soktu. Bu listelerde, örgüte yakınlığıyla bilinen kişilerin yanı sıra örgütle bağlantısı olmayan memurların da fişlendiği, böylece kadroların örgüt mensuplarına açılmasının hedeflendiği kaydedildi. İstanbul merkezli operasyonda, söz konusu listelerin dijital kopyalarına ve tanık ifadelerine dayanılarak şüphelilerin kimlikleri tespit edildi.
Gözaltına alınan 19 kişinin emniyetteki işlemleri sürüyor. Şüphelilerin, örgütün mahrem yapılanması içinde yer aldıkları ve personel alım süreçlerinde aktif rol oynadıkları iddia ediliyor. Soruşturmanın, fişleme listelerinin hazırlanmasında görev alan diğer kişilere ulaşmak için genişletileceği bildirildi.
Operasyonun arka planı ve önceki soruşturmalar
FETÖ/PDY, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından terör örgütü ilan edilmiş ve yurt genelinde geniş kapsamlı operasyonlar başlatılmıştı. Örgütün kamu kurumlarına sızma stratejisi, özellikle adalet, emniyet ve ordu içindeki yapılanmalarıyla biliniyor. Geçmiş yıllarda yapılan soruşturmalarda, örgütün kendi mensuplarını kritik görevlere getirmek için sahte belgeler, fişleme ve baskı yöntemlerini kullandığı ortaya çıkarılmıştı. Bu kapsamda, adliye ve cezaevlerindeki örgüt üyelerine yönelik çok sayıda dava açılmış, binlerce kişi ihraç edilmişti.
Son operasyon, örgütün sadece güvenlik birimleri değil, yargı ve infaz kurumlarındaki kadrolaşma çabalarının da belgelendiği bir aşamaya işaret ediyor. Uzmanlar, fişleme listelerinin örgütün kendi iç disiplinini sağlamak ve sadık elemanları ödüllendirmek için kullandığı bir araç olduğunu belirtiyor. Operasyonun, örgütün sözde "mahrem imam" yapılanmasıyla bağlantılı olduğu değerlendiriliyor.
Yargı süreci ve toplumsal yansımalar
Gözaltına alınan şüpheliler, savcılık sorgusunun ardından nöbetçi mahkemeye çıkarılacak. Soruşturma kapsamında, örgütün haberleşme ağını çözmek için dijital materyallerin incelendiği ve ifadelerin çapraz kontrol edildiği öğrenildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, operasyonun devam edeceğini ve yeni gözaltıların olabileceğini duyurdu.
Öte yandan, adliye ve cezaevi personeli alımlarında yaşanan usulsüzlükler, yargıya olan güveni sarsan unsurlar arasında gösteriliyor. Kamu personeli seçme süreçlerinin şeffaflığı ve liyakat esası, FETÖ soruşturmalarının ardından yeniden düzenlenen mevzuatla güçlendirilmeye çalışıldı. Ancak, geçmişte fişleme mağduru olduğunu söyleyen bazı kişiler, haklarının iadesi için yıllardır mücadele veriyor. Bu operasyon, örgütün mağdur ettiği kişilerin dosyalarının yeniden açılmasına da katkı sağlayabilir.
Bağımsız hukukçular, fişleme listelerinin sadece örgüt mensuplarını değil, aynı zamanda sistem karşıtı görülen kişileri de hedef aldığını vurguluyor. Bu nedenle, soruşturmanın sadece gözaltılarla sınırlı kalmaması, mağduriyetlerin giderilmesi için de adımlar atılması gerektiği belirtiliyor. Operasyonun, Türkiye'nin yargı reformu sürecinde önemli bir sınav olduğu ifade ediliyor.