Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesi, aralarında FETÖ firarisi eski savcı Zekeriya Öz'ün de bulunduğu 20 eski hakim ve savcı hakkında verilen zamanaşımı kararını kaldırdı. Mahkeme, dosyaya konu eylemlerin Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında “işkence” suçunu oluşturduğunu ve bu suç yönünden zamanaşımının uygulanamayacağını hükme bağladı. Karar, FETÖ'nün yargı yapılanmasına yönelik davalarda emsal teşkil edebilecek nitelikte.
Zamanaşımı Kararı Neden Kaldırıldı?
Mahkemenin gerekçesinde, sanıkların görevleri sırasında gerçekleştirdikleri iddia edilen fiillerin basit bir görevi kötüye kullanma veya yetkiyi aşma olarak değerlendirilemeyeceği vurgulandı. Özellikle, dosyada yer alan deliller doğrultusunda, mağdurlara yönelik sistematik baskı, tehdit ve fiziksel müdahale iddialarının işkence boyutuna ulaştığı belirtildi. TCK'nın 94. maddesinde düzenlenen işkence suçu, insanlığa karşı suçlar kapsamında değerlendirildiği için zamanaşımına tabi değil. Bu nedenle mahkeme, daha önce verilen zamanaşımı kararını kaldırarak yargılamanın devamına karar verdi.
Karara konu dosyada, haklarında yakalama kararı bulunan firari sanıkların yanı sıra, meslekten ihraç edilmiş bazı eski hakim ve savcılar da yer alıyor. Zekeriya Öz'ün örgütün üst düzey yöneticisi konumunda olduğu ve birçok hukuksuz uygulamanın talimatını verdiği öne sürülüyor. Mahkeme, sanıkların yargılanmasına ilişkin sürecin bundan sonra olağan şekilde sürdürüleceğini bildirdi.
FETÖ Yargı Yapılanması ve Hukuksuzluklar
FETÖ'nün yargı ayağı, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından başlatılan soruşturmalarla büyük ölçüde çökertildi. Ancak örgütün kumpas davaları olarak bilinen birçok dosyada, usulsüz arama, el koyma, gözaltı ve tutuklama işlemlerine imza atan hakim ve savcılar hakkında açılan davalar devam ediyor. Bu davalarda, sanıkların önemli bir kısmı firari durumda. Zekeriya Öz de 2016 yılında yurt dışına kaçmış ve halen aranıyor. Öz'ün de aralarında bulunduğu bazı sanıklar hakkında Interpol tarafından kırmızı bülten çıkarılmıştı.
Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin son kararı, örgütün mağdurları için önemli bir hukuki adım olarak yorumlanıyor. Karar, işkence suçunun zamanaşımına uğramayacağı ilkesini bir kez daha teyit ederek, benzer davalarda da yol gösterici olacak. Hukukçular, bu kararın özellikle uzun yıllar süren yargılamalarda delillerin kaybolması veya sanıkların yurt dışına kaçması gibi durumlarda mağdur haklarının korunması açısından kritik olduğunu belirtiyor.
Mağdurlar ve Kamuoyu Tepkisi
FETÖ'nün kumpaslarına maruz kalan mağdurlar ve aileleri, kararı memnuniyetle karşıladı. Uzun süredir adaletin tecellisi için mücadele eden mağdurlar, zamanaşımı kararının kaldırılmasının yargı sürecine olan güveni artıracağını ifade ediyor. Kamuoyunda ise, firari sanıkların yargılanmasının ne şekilde gerçekleşeceği sorusu gündemde. Sanıkların büyük bölümü yurt dışında olduğu için, davaların gıyabında sürdürülmesi ve haklarında verilecek kararların infazı konusunda belirsizlikler bulunuyor.
Adalet Bakanlığı yetkilileri, firari sanıkların iadesi için uluslararası hukuki süreçlerin devam ettiğini, ancak bazı ülkelerle yaşanan iade sorunlarının süreci zorlaştırdığını belirtiyor. Öte yandan, mahkemenin kararı, FETÖ ile mücadelede yargı ayağının kararlılığını gösterirken, örgütün ideolojik ve finansal yapısının çökertilmesine yönelik operasyonların da süreceği ifade ediliyor.
Hukuk uzmanları, bu tür davaların sadece bireysel suçluları cezalandırmakla kalmayıp, aynı zamanda hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesine katkı sağladığını vurguluyor. Zamanaşımı kararının kaldırılması, “ağır insan hakları ihlallerinde zaman aşımı olmaz” prensibinin Türkiye'deki yargı pratiğinde de yerleşmeye başladığını gösteriyor. Ancak, davaların uzaması ve sanıkların firari olması, adaletin tam anlamıyla sağlanması önündeki en büyük engel olarak duruyor.
Sonuç olarak, Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararı, FETÖ'nün yargı yapılanmasına yönelik hukuki mücadelede önemli bir aşama. Firari sanıklar hakkında verilecek nihai kararlar ve uluslararası iade süreçleri, dosyanın geleceğini belirleyecek. Kamuoyu, adaletin yerini bulması ve benzer suçların tekrarlanmaması için yargı sürecinin titizlikle takip edilmesi gerektiği görüşünde.