15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından FETÖ'nün kullandığı şifreli haberleşme uygulaması Bylock'ta yapılan incelemeler, örgütün iç yapısına dair çarpıcı bilgileri gün yüzüne çıkardı. Emniyet ve yargı birimlerinin ortak çalışmasıyla, Bylock kullanıcılarına atanan ID numaralarının rastgele olmadığı, tam tersine örgüt içindeki hiyerarşi ve kıdem sıralamasına göre verildiği tespit edildi. Bu durum, örgütün en üst düzey yöneticilerinden en alt kademedeki üyelerine kadar herkesin sistemdeki yerini belirliyor.
ID numaraları ne anlama geliyor?
Bylock uygulamasında her kullanıcıya benzersiz bir ID numarası atanıyordu. Yapılan analizler, bu numaraların düşükten yükseğe doğru sıralandığında, örgüt içinde daha kıdemli ve üst düzey isimlerin daha küçük ID numaralarına sahip olduğunu ortaya koydu. Örneğin, 1-100 arası ID'lerin örgütün kurmay kadrosuna, 100-500 arası ID'lerin ise orta düzey yöneticilere ait olduğu değerlendiriliyor. Bu sistem sayesinde FETÖ, üyelerinin görev ve sorumluluklarını gizli bir şekilde organize edebiliyordu.
Soruşturmalarda kritik delil
Bylock ID numaraları, FETÖ soruşturmalarında en önemli delillerden biri haline geldi. Emniyet güçleri, ele geçirilen Bylock verilerindeki ID'leri analiz ederek örgüt üyelerinin kimliklerini tespit ediyor. Özellikle düşük ID numaralarına sahip kişilerin örgütün kilit isimleri olduğu ve darbe girişiminde aktif rol oynadıkları belirlendi. Bu kişilerin çoğu, daha önceki soruşturmalarda gizli tanık ifadeleri veya teknik takiplerle bağlantılı olarak ortaya çıkmıştı.
Örgüt içi hiyerarşi nasıl işliyordu?
FETÖ, hiyerarşik yapısını 'abi' ve 'kardeş' ilişkisi üzerine kurmuştu. Her üye, kendisinden üst düzeydeki bir 'abi'ye bağlıydı. Bylock'taki ID numaraları da bu hiyerarşiyi yansıtıyordu. Üst düzey yöneticiler, daha düşük ID numaralarıyla sisteme kaydedilirken, alt kademedeki üyeler daha yüksek numaralarla yer alıyordu. Böylece örgüt, elemanları arasındaki iletişimi gizli bir şekilde koordine ediyor ve olası bir çözülme durumunda zararı en aza indirmeyi hedefliyordu.
Bylock'un deşifre edilmesi
Bylock, FETÖ'nün darbe girişiminden önce ve sonra kullandığı ana haberleşme aracıydı. Uygulama, kullanıcıların birbirleriyle şifreli mesajlaşmasını sağlıyor ve verilerini yurt dışındaki sunucularda tutuyordu. Türk istihbarat birimlerinin uzun süren çalışmaları sonucunda Bylock'un şifreleme yöntemi çözülmüş ve yüz binlerce mesaj deşifre edilmişti. Bu mesajlar, darbe planlamasından örgütün finansmanına kadar pek çok alanda kritik bilgiler içeriyordu.
Darbe girişiminin üzerinden 8 yıl geçti
15 Temmuz 2016'daki hain darbe girişiminin üzerinden sekiz yıl geçmesine rağmen, FETÖ ile mücadele kararlılıkla devam ediyor. Bylock verileri sayesinde bugüne kadar binlerce örgüt üyesi tespit edilmiş ve adalete teslim edilmiştir. Ancak örgütün yurt dışındaki yapılanmaları ve uyuyan hücreleri hala bir tehdit olarak görülüyor. Uzmanlar, Bylock benzeri yeni haberleşme yöntemlerine karşı sürekli bir takip ve analiz sürecinin yürütülmesi gerektiğini vurguluyor.
FETÖ'nün Bylock'taki ID hiyerarşisi, örgütün ne kadar sistemli ve disiplinli bir yapıya sahip olduğunu bir kez daha gösterdi. Bu tespit, hem geçmiş dönemdeki soruşturmaların derinleştirilmesine hem de örgütün güncel durumunun analiz edilmesine ışık tutuyor. Türkiye, bu tür gizli yapılanmalarla mücadelede teknolojik imkanlarını sonuna kadar kullanmaya devam edecek.