Türkiye'nin deniz koruma politikalarında tarihi bir adım atıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yayımlanan karar uyarınca, Muğla'nın Fethiye ilçesi ile Antalya'nın Kaş ilçesi açıklarındaki belirli deniz alanları ve Kuzey Ege'de seçilen bölgeler 'Deniz Milli Parkı' ilan edildi. Bu karar, ülkenin deniz biyolojik çeşitliliğini koruma yolunda atılmış en kapsamlı adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.
Resmi Gazete'de yayımlanan kararname ile Fethiye-Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi'nde yer alan bazı koylar, Kaş-Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi'ndeki deniz alanları ve Çanakkale ile Balıkesir kıyılarındaki bazı bölgeler yeni statüye kavuştu. Bu alanlar, nesli tehlike altındaki Akdeniz foku, caretta caretta deniz kaplumbağaları ve deniz çayırları gibi habitatların korunmasını amaçlıyor.
Koruma Kapsamı ve Yasaklar
Deniz Milli Parkı ilan edilen bu bölgelerde, ticari balıkçılık faaliyetleri, tarama ve döküm işlemleri, deniz çayırlarına zarar verebilecek ağ atma gibi uygulamalar yasaklandı. Yeni düzenlemeyle birlikte, bölgede tekne turları ve günlük gezi tekneleri için belirli rotalar ve hız limitleri uygulanacak. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı, denetimleri eş zamanlı yürütecek.
Karar, özellikle Fethiye'nin gözde turizm noktalarından Ölüdeniz ve Kelebekler Vadisi çevresini de kapsıyor. Ancak turizm faaliyetlerinin sürdürülebilir bir şekilde devam edeceği belirtiliyor. Bölgedeki işletmeler, çevre dostu uygulamalara geçiş için bir yıllık geçiş sürecine sahip olacak.
Bağlam ve Önemi
Bu girişim, Türkiye'nin 2021'de ilan ettiği 'Sıfır Atık Mavi' projesi kapsamındaki hedeflerle örtüşüyor. Ayrıca, Avrupa Birliği'nin 'Deniz Stratejisi Çerçeve Direktifi' doğrultusunda da önemli bir ilerleme olarak görülüyor. Uzmanlar, koruma alanlarının genişletilmesinin, balık stoklarının artmasına ve ekoturizmin gelişmesine katkı sağlayacağını belirtiyor.
Ancak bazı çevre örgütleri, kararın kağıt üzerinde kalmaması ve etkin denetim yapılması gerektiğini vurguluyor. Özellikle yasadışı balıkçılık ve tekne atıklarının kontrolü için teknolojik takip sistemlerinin kurulması öneriliyor. Bu adımın, Türkiye'nin uluslararası alanda deniz koruma taahhütlerini güçlendirmesi ve gelecek nesillere yaşanabilir bir deniz mirası bırakması bekleniyor.