1978 yılının Aralık ayında, merhum Ahmed Kabaklı'nın sahibi olduğu Türk Edebiyatı dergisinin o günkü nüshasını gözden geçiren bir yazar, sayfalar arasında merhum Fethi Gemuhluoğlu ile ilgili bir yazıya rastladı. Yazı, eski Millî Eğitim Bakanlarımızdan Ali Naili Erdem'in kaleminden çıkmıştı ve Gemuhluoğlu'nu anlatıyordu. Bu tesadüf, hem derginin hem de dönemin fikri hayatının önemli isimlerini bir araya getiren bir hatırayı gün yüzüne çıkardı.
Bir Dergi, Bir Kuşak
Türk Edebiyatı dergisi, 1970'li yıllarda edebiyat ve düşünce dünyasının önemli mecralarından biriydi. Ahmed Kabaklı'nın yönetiminde çıkan dergi, millî kültür ve edebiyat meselelerine eğilirken, genç yazarlara da sayfalarını açıyordu. O dönemde dergide yazıları yayımlanan isimlerden biri de bu satırların yazarıydı. Derginin arşivi, bugün hâlâ o dönemin entelektüel atmosferini yansıtan ipuçlarıyla dolu.
Fethi Gemuhluoğlu, 1922-1977 yılları arasında yaşamış, Türk düşünce hayatında derin izler bırakmış bir isimdi. Özellikle gençlere verdiği değer ve onları yetiştirme gayretiyle tanınıyordu. Ali Naili Erdem'in kaleme aldığı yazı, Gemuhluoğlu'nun bu yönünü aydınlatan bir metin olarak dikkati çekiyordu.
Siyaset ve Edebiyatın Kesişimi
Ali Naili Erdem, 1970'li yıllarda Millî Eğitim Bakanlığı yapmış bir siyasetçiydi. Onun Gemuhluoğlu hakkındaki yazısı, siyasetçi kimliğinin ötesinde bir vefa borcunu yerine getirme amacı taşıyor gibiydi. Erdem, yazısında Gemuhluoğlu'nun eğitim ve kültür meselelerine yaklaşımını, gençlere olan inancını ve Anadolu insanına bakışını ele alıyordu. Bu yazı, aynı zamanda dönemin siyasi ve kültürel elitinin birbirleriyle olan ilişkilerine de ışık tutuyordu.
O yıllarda Türkiye, yoğun siyasi çalkantıların içindeydi. Ancak buna rağmen edebiyat dergileri, fikir kulüpleri ve dernekler vasıtasıyla bir kültürel direniş ve inşa çabası sürüyordu. Gemuhluoğlu da bu çabanın merkezindeki isimlerden biriydi. Onun çevresinde toplanan gençler, daha sonra Türkiye'nin farklı alanlarında söz sahibi oldular. İşte Ali Naili Erdem'in yazısı, bu kuşağın yetişmesinde Gemuhluoğlu'nun rolünü belgeliyordu.
Bir Yazının Ardından
Türk Edebiyatı dergisinin Aralık 1978 sayısında yayımlanan bu yazı, sadece bir hatıra değil, aynı zamanda bir dönemin portresi niteliğindeydi. Yazıda, Gemuhluoğlu'nun şahsiyeti, hitabeti, insanlarla kurduğu sıcak ilişkiler ve özellikle gençlere yönelik çağrısı anlatılıyordu. Erdem'in kaleminden çıkan satırlar, Gemuhluoğlu'nu tanımayanlar için de onu merak ettirecek türdendi.
Bugün geriye dönüp bakıldığında, o dönemde yayımlanan bu tür yazıların kıymeti daha iyi anlaşılıyor. Çünkü süreli yayınlar, bir kuşağın hafızasını oluşturan en önemli belgeler arasında. Ahmed Kabaklı'nın Türk Edebiyatı dergisi de bu işlevi yerine getiren yayınlardan biri olarak arşivlerdeki yerini koruyor.
Fethi Gemuhluoğlu, ölümünün ardından da sevenleri tarafından anılmaya devam etti. Onun adına düzenlenen sohbetler, yayımlanan kitaplar ve yazılan makaleler, bu vefa duygusunun göstergesi. Ali Naili Erdem'in 1978'de kaleme aldığı yazı ise bu zincirin önemli bir halkası. Bugün o yazıyı okuyanlar, hem Gemuhluoğlu'nu hem de dönemin entelektüel iklimini daha yakından tanıma imkânı buluyor.
Sonuç olarak, bir dergi sayfasında karşılaşılan bu yazı, geçmişle bugün arasında köprü kuran bir belge niteliğinde. Kültür tarihimiz açısından bu tür hatıraların gün yüzüne çıkarılması, hem geçmişi anlamak hem de geleceğe taşımak adına büyük önem taşıyor. Fethi Gemuhluoğlu gibi isimlerin hatırası, bu tür yazılarla canlı kalıyor.