Eski Ulaştırma Bakanı ve Süleymancılar cemaatinin önceki lideri Arif Ahmet Denizolgun'un vefatından yaklaşık on yıl sonra, 'şüpheli ölüm' iddiaları üzerine başlatılan soruşturma kapsamında feth-i kabir kararı alındı ve mezarı açıldı. İstanbul'da gerçekleştirilen işlemde alınan kemik ve doku örnekleri, Adli Tıp Kurumu'na gönderildi. Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, bu örneklerin incelenme sürecini ve feth-i kabir prosedürünü değerlendirdi.
Mezar Açma İşlemi ve Delillerin Toplanması
Feth-i kabir, hukuki bir terim olarak bir mezarın adli soruşturma veya dava kapsamında açılmasını ifade eder. Bu işlem, savcılık kararı ve genellikle Adli Tıp Kurumu'nun denetiminde yapılır. Mezar açıldığında, cenazenin kimliği doğrulanır ve ölüm sebebini aydınlatmaya yönelik kanıtlar toplanır. Denizolgun vakasında, toprak altında geçen süre nedeniyle yumuşak dokuların çürümesi beklenir, bu nedenle en değerli kanıtlar kemikler ve dişlerdir.
Adli Tıp Kurumu'na ulaştırılan örnekler, öncelikle makroskopik incelemeye tabi tutulur. Kemiklerde kırık, çatlak, kesici veya delici alet izi gibi travma belirtileri aranır. Ayrıca, zehir veya uyuşturucu madde kalıntıları için toksikolojik analizler yapılır. Prof. Dr. Fincancı, özellikle uzun kemikler ve kafatasının incelenmesinin hayati önem taşıdığını vurguluyor. Kemiklerdeki mikro kırıklar bile şiddet olaylarını ortaya çıkarabilir.
Adli Tıp İncelemeleri Ne Kadar Sürer?
Fincancı, sürecin karmaşıklığına dikkat çekerek şunları söylüyor: 'Kemik örneklerinin incelenmesi, birkaç haftadan birkaç aya kadar sürebilir. Toksikoloji testleri, DNA analizi ve patolojik incelemeler ayrı ayrı zaman alır. Özellikle uzun süre gömülü kalmış cesetlerde, ölüm sebebini belirlemek çok daha zordur.' Ayrıca, radyolojik görüntüleme (örneğin BT taraması) kemiklerin iç yapısındaki lezyonları tespit etmede kullanılır.
Bu tür feth-i kabir işlemleri, Türkiye'de geçmişte de tartışmalı ölümlerin aydınlatılmasında başvurulan bir yöntem olmuştur. Denizolgun'un ölümü, siyasi çevrelerde hâlâ soru işaretleri barındırması nedeniyle medyada geniş yankı uyandırdı. Uzmanlar, bu tür incelemelerin adil yargılanma hakkı açısından önemli olduğunu ancak fiziksel kanıtların yanında tanık ifadeleri ve dönemin koşullarının da değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Öte yandan, feth-i kabir kararının aile tarafından talep edildiği ve sürecin şeffaf yürütülmesi için avukatların da hazır bulunduğu öğrenildi. Elde edilecek bulgular, savcılığın yürüttüğü soruşturmayı doğrudan etkileyebilir. Eğer şüpheli ölüm bulgularına rastlanırsa, dosya yeniden sınıflandırılabilir ve soruşturma derinleştirilebilir.
Prof. Dr. Fincancı, ölümün üzerinden bu kadar uzun süre geçmiş olmasının getirdiği zorluklara rağmen, modern tıp teknolojilerinin geçmişin karanlık noktalarını aydınlatabilecek kapasiteye sahip olduğunu ifade ediyor. 'Adli tıp, adaletin tecellisi için önemli bir araçtır. Bu tür işlemler, toplumda 'ölümün üzerinin örtüldüğü' algısını kırmak adına da kritiktir' diyor.
Denizolgun'un mezarının açılması, Türkiye'de yakın siyasi tarihin önemli isimlerinden birinin ölümüyle ilgili tartışmaları yeniden alevlendirdi. Kimi çevreler bu girişimi bir 'adaletin yerini bulması' olarak değerlendirirken, kimileri de siyasi bir hamle olduğu yorumunu yapıyor. Ancak asıl mesele, hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak şüphelerin giderilmesi ve gerçeğin ortaya çıkarılması. Sonuç ne olursa olsun, bu süreç toplumda 'hesap verilebilirlik' konusunda önemli bir sınav niteliği taşıyor.