Eski MİT mensubu Kaşif Kozunoğlu'nun ölümünün ardından gerçekleştirilen feth-i kabir işlemi, Türkiye'de şüpheli ölümlerde adli tıp süreçlerini yeniden tartışmaya açtı. A Haber İstihbarat Şefi Ramazan Almaçayır, canlı yayında feth-i kabir uygulamasının hangi durumlarda yapıldığını ve otopsi yetersizliğini değerlendirdi. Almaçayır, özellikle ilk otopside yeterli inceleme yapılmadığında veya yeni deliller ortaya çıktığında kabir açma yoluna gidildiğini belirtti.
Feth-i kabir hangi hallerde uygulanır?
Feth-i kabir, defin işleminin ardından ortaya çıkan yeni bulgular, şüpheli ölüm iddiaları veya ilk otopsinin yetersiz kaldığı durumlarda başvurulan bir adli işlemdir. Almaçayır, "Feth-i kabir, genellikle ilk otopside gözden kaçan bulguların tespiti, toksikolojik inceleme için yeni numune alınması veya ölüm nedeninin netleştirilmesi amacıyla yapılır" dedi. Bu işlem, savcılık kararı ve Adli Tıp Kurumu'nun talebi doğrultusunda gerçekleştirilir. Özellikle cinayet şüphesi bulunan, ölüm nedeni belirsiz kalan veya ilk otopside yetersiz inceleme yapıldığı iddia edilen dosyalarda sıkça gündeme gelir.
Kaşif Kozunoğlu dosyasında süreç nasıl işledi?
Eski MİT mensubu Kaşif Kozunoğlu'nun ölümü, ilk otopsinin ardından şüpheli bulunarak yeniden incelenmek üzere gündeme taşındı. A Haber İstihbarat Şefi Ramazan Almaçayır, canlı yayında yaptığı açıklamada, "İlk otopside yeterli inceleme yapılmadığına dair ciddi iddialar var. Bu nedenle feth-i kabir kararı alındı ve mezar açıldı" ifadelerini kullandı. Almaçayır, bu tür durumlarda adli tıp uzmanlarının yeniden rapor hazırladığını ve delillerin yeniden değerlendirildiğini vurguladı. Süreç, kamuoyunda adli tıp süreçlerine duyulan güveni de tartışmaya açtı.
Otopsi yetersizliği ve adli tıp sorunları
Almaçayır, Türkiye'de özellikle taşrada yapılan otopsilerde uzman eksikliği ve teknik yetersizlikler nedeniyle bazı bulguların gözden kaçabildiğini belirtti. "Otopsi sırasında alınması gereken doku ve kan numuneleri yeterince alınmazsa, sonradan yapılan incelemelerde sonuç almak zorlaşır. Bu da feth-i kabir gibi ek işlemleri gerekli kılar" dedi. Adli Tıp Kurumu'nun iş yükünün fazlalığı ve bazı illerde adli tıp uzmanı bulunmaması, süreçleri olumsuz etkileyen faktörler arasında gösteriliyor.
Feth-i kabir süreci nasıl işler?
Feth-i kabir işlemi, savcılık talebi ve mahkeme kararıyla başlatılır. Mezar açılırken adli tıp uzmanı, savcı ve kolluk kuvvetleri hazır bulunur. Alınan numuneler, toksikoloji, patoloji ve genetik incelemeler için laboratuvara gönderilir. Almaçayır, "Bu süreçte ailelere büyük görev düşüyor. Şüpheli ölümlerde ısrarcı olunması, delillerin kaybolmaması açısından kritik" diye konuştu. Feth-i kabir, yalnızca olağanüstü durumlarda ve kamu yararı gözetilerek yapılır; keyfi bir uygulama değildir.
Toplumsal ve hukuki boyut
Son yıllarda şüpheli ölümlerde feth-i kabir talepleri artış gösterdi. Uzmanlar, bunun nedenini adli tıp sistemindeki aksaklıklar ve yargıya duyulan güvensizlik olarak açıklıyor. Almaçayır, "Vatandaşlar, ölüm nedeni netleşmediğinde veya otopsi raporuna güvenmediklerinde yeniden inceleme talep edebiliyor. Bu da feth-i kabir gibi yöntemleri gündeme getiriyor" dedi. Hukukçular ise feth-i kabir kararının verilmesinde delil yetersizliğinin değil, somut şüphenin esas alınması gerektiğini vurguluyor.
Kaşif Kozunoğlu dosyası, Türkiye'de adli tıp ve otopsi süreçlerinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Feth-i kabir, nadiren başvurulan bir yöntem olsa da, şüpheli ölümlerde gerçeğin ortaya çıkarılması için kritik bir araç olarak görülüyor. Uzmanlar, otopsi kalitesinin artırılması ve adli tıp altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.