Kuriş Suç Örgütü'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, örgüt lideri Alihan Kuriş'in dayısı eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin şüphelerin ortaya çıkması, feth-i kabir (mezar açma) uygulamasını yeniden gündeme getirdi. Türkiye'de yıllardır çözülemeyen faili meçhul dosyalar, yeni deliller ve şüpheler üzerine tek tek aydınlatılıyor. Peki, feth-i kabir nedir, hangi durumlarda başvurulur ve hangi isimlerin mezarı açıldı? İşte detaylar.
Feth-i Kabir Nedir ve Nasıl Uygulanır?
Feth-i kabir, Arapça kökenli bir terim olup 'mezar açma' anlamına gelir. Hukuk sisteminde, bir ölüm olayının şüpheli olması, adli soruşturmanın derinleştirilmesi veya yeni delillere ulaşılması amacıyla savcılık kararı ve mahkeme izniyle ölünün mezarının açılarak otopsi ve inceleme yapılması işlemidir. Bu işlem, genellikle Adli Tıp Kurumu uzmanları, savcı ve jandarma/kolluk görevlileri eşliğinde gerçekleştirilir. Defin ruhsatı olmayan, kimliği belirsiz veya ölümün doğal olmadığından şüphelenilen durumlarda başvurulur.
Türkiye'de Feth-i Kabir Uygulamaları
Son yıllarda birçok faili meçhul dosyada feth-i kabir kararı alındı. Bunlar arasında; eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un yanı sıra, iş insanı Cem Uzan'a yakınlığıyla bilinen bazı isimler, 1990'lı yıllarda kaybedilenler, siyasi cinayetler ve şüpheli trafik kazaları yer alıyor. Özellikle organize suç örgütlerine yönelik operasyonlarda, örgüt üyelerinin doğal olmayan ölümleri yeniden soruşturuluyor. Örneğin, 2016 yılında öldürülen mafya lideri Hüseyin Baybaşin'in ağabeyi Hüseyin Baybaşin'in mezarı, 2022 yılında savcılık kararıyla açılmıştı. Ayrıca 1997 yılında kuşkulu bir trafik kazasında hayatını kaybeden eski Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis'in mezarı da 2003'te açılmış, ancak bir bulguya rastlanmamıştı.
Denizolgun Dosyasında Yeni Gelişmeler
Arif Ahmet Denizolgun, 23 Ağustos 1996'da Ankara'da geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybetmişti. Kaza, dönemin şüpheli ölümleri arasında yer alıyordu. Kuriş soruşturması kapsamında alınan ifadelerde, Denizolgun'un ölümünün örgüt tarafından planlandığı iddia edildi. Bunun üzerine savcılık, feth-i kabir kararı alarak Denizolgun'un naaşından örnekler aldı. Yapılan otopsi ve toksikolojik incelemelerde, kazada kullanılan araçta fren hattına müdahale edildiği yönünde bulgulara rastlandığı öne sürüldü. Bu gelişme, dosyanın aydınlatılması açısından kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.
Feth-i Kabirin Önemi ve Eleştiriler
Feth-i kabir, adli tıp açısından önemli bir yere sahiptir. Cesedin yeniden incelenmesi, ölüm nedeninin ve zamanının daha net belirlenmesini sağlar. Ancak bu uygulama, aileler üzerinde psikolojik etkiler yaratabilmekte, toplumda ise 'acıların yeniden gündeme gelmesi' olarak yorumlanabilmektedir. Hukukçular, feth-i kabir kararının ancak somut delillerle ve gerekçeli olarak verilmesi gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, mezar açma işleminin dinî ve kültürel boyutları da tartışılıyor. Bazı kesimler, manevi değerlere saygı gösterilmesi gerektiğini belirtirken, adalet arayışı açısından bu uygulamanın gerekli olduğu savunuluyor.
Sonuç olarak, feth-i kabir, Türkiye'de çözülemeyen dosyaların aydınlatılmasında adeta bir anahtar görevi görüyor. Kuriş operasyonuyla birlikte faili meçhul dosyaların yeniden açılması, hem toplumda hem de ailelerde yeni bir umut ışığı yaktı. Ancak uzmanlar, bu tür uygulamaların hukuki süreçlere uygun, titizlikle ve bilimsel yöntemlerle yürütülmesinin önemine dikkat çekiyor. Geçmişte yaşanan acıların aydınlatılması, adalete olan güveni artırırken, benzer olayların önlenmesi adına da caydırıcı bir rol oynayabilir.