Türkiye'nin F-35 programına yeniden dahil olma ihtimali ve Milli Muharip Uçak KAAN'ın seri üretim süreci, askeri strateji uzmanları tarafından masaya yatırılıyor. Askeri Stratejist Doç. Dr. Kemal Olçar, A Haber'de katıldığı programda, her iki platformun Türk Hava Kuvvetleri'nin geleceğindeki rolünü değerlendirdi. Türkiye, 2019 yılında Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi alımı nedeniyle F-35 programından çıkarılmış ve bu durum savunma sanayisinde yeni arayışları beraberinde getirmişti. Şimdi ise hem Washington ile ilişkilerdeki yumuşama hem de yerli projelerdeki ilerleme, dengeleri değiştirebilir.
F-35 programına dönüş için kulisler sıklaştı
ABD ile Türkiye arasında son dönemde yaşanan diplomatik temaslarda F-35 konusunun yeniden gündeme geldiği belirtiliyor. Türkiye'nin F-35 ortak üretim programında yüzde 1,4'lük payı bulunuyordu ve bu pay için 1,4 milyar dolar yatırım yapmıştı. Ancak S-400 krizi sonrası Türkiye programdan çıkarılmış, yerli üretim beşinci nesil savaş uçağı KAAN projesine ağırlık verilmişti. Olçar, “F-35'e dönüş için ABD ile teknik görüşmeler sürüyor. Ancak bu, S-400 sorununun çözümüne bağlı” ifadelerini kullandı. Pentagon yetkililerinin son açıklamalarında, Türkiye'nin geri dönüşüne kapı aralandığı ancak belirli şartlar öne sürüldüğü görülüyor.
KAAN: Seri üretim aşamasına gelindi
Milli Muharip Uçak KAAN, 2023 yılında ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirmiş ve test süreçleri hız kesmeden devam etmişti. Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından geliştirilen uçak, 2028 yılında envantere girmeyi hedefliyor. Şu an itibarıyla seri üretim için gerekli altyapı büyük ölçüde tamamlanmış durumda. KAAN'ın, F-35'in sağladığı ağ merkezli savaş kabiliyetlerinin birçoğunu yerli imkanlarla sunabileceği belirtiliyor. Olçar, “KAAN, radara yakalanmama özelliği ve elektronik harp sistemleriyle beşinci nesil bir uçak. F-35'e alternatif olmaktan öte, tamamlayıcı bir güç olarak düşünülmeli” dedi.
Stratejik denklem: Ne zaman hangisi?
İki uçağın kullanım senaryoları farklılık gösteriyor. F-35 özellikle düşman hava savunma sistemlerini baskılama ve istihbarat toplama gibi görevlerde öne çıkarken, KAAN daha çok hava üstünlüğü ve taarruz rollerinde etkili olacak. Türk Hava Kuvvetleri envanterinde halen F-16'ların modernize edilmesi ve yeni nesil savaş uçaklarının entegrasyonu planlanıyor. Uzmanlar, Türkiye'nin her iki platformu da kullanması halinde bölgesel bir hava gücü haline gelebileceğini vurguluyor. Ancak maliyet analizleri de önemli: F-35'in birim fiyatı yaklaşık 80-100 milyon dolar civarındayken, KAAN'ın seri üretimde bu rakamın altına inmesi bekleniyor.
Bağımsız değerlendirme
Türkiye'nin hava savunma stratejisi, yalnızca bir uçak seçiminden ibaret değil. S-400'lerin varlığı, F-35 ihtimalini her zaman bir pazarlık unsuru haline getirirken, yerli imkanlarla geliştirilen KAAN ise stratejik bağımsızlık açısından kritik. Sonuç olarak, Türkiye'nin hem F-35 hem de KAAN'ı aynı anda kullanabileceği bir model, mevcut jeopolitik koşullarda en rasyonel seçenek gibi görünüyor. Ancak bu denklemin tarafları arasındaki güven bunalımı, karşılıklı adımlar atılmadıkça çözülmeye devam edecektir.