Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinde yıkılan ve 35 kişinin hayatını kaybettiği Ezgi Apartmanı'na ilişkin dava, yarın Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek karar duruşmasıyla sona eriyor. Duruşmada, sanık müteahhit ve diğer sorumlular hakkında mahkeme heyetinin nihai kararını açıklaması bekleniyor. Depremzede ailelerin ve avukatların katılacağı duruşma, binada hayatını kaybedenlerin yakınları için adalet arayışının son aşamasını oluşturuyor.
Davanın geçmişi ve iddianame
Ezgi Apartmanı, 6 Şubat 2023'te meydana gelen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki iki büyük depremde ağır hasar görerek çökmüş, enkaz altında kalan 35 kişi yaşamını yitirmişti. Olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında binanın müteahhidi ve teknik sorumluları hakkında "bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" suçlamasıyla dava açılmıştı. İddianamede, binanın yapımında kullanılan malzemelerin standartlara uygun olmadığı, taşıyıcı sistemde projeye aykırılıklar bulunduğu ve zemin etüdünün yetersiz yapıldığı öne sürülüyor.
Dava sürecinde mahkeme, bilirkişi raporları ve tanık beyanlarını dinledi. Bilirkişi raporlarında, binanın statik hesaplarında hatalar olduğu ve kolon kesitlerinin yönetmeliklere uygun olmadığı belirtildi. Sanık müteahhit savunmasında, binanın yapımında herhangi bir ihmalinin bulunmadığını, depremin şiddetinin beklenenin üzerinde olduğunu ileri sürdü. Ancak depremzede ailelerin avukatları, sanığın sorumluluktan kurtulmaya çalıştığını vurgulayarak adaletin sağlanmasını talep etti.
Depremzede ailelerin talepleri
Dava boyunca Ezgi Apartmanı'nda yakınlarını kaybeden aileler, duruşmalara yoğun ilgi gösterdi. Aileler, sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmasını ve benzer olayların bir daha yaşanmaması için gerekli denetim mekanizmalarının güçlendirilmesini istiyor. Duruşma öncesinde yaptıkları açıklamalarda, "Adaletin tecelli etmesini bekliyoruz. Kaybettiğimiz canların hesabı sorulmalı" ifadelerini kullandılar.
Ailelerin avukatları, karar duruşmasında mahkemeden sanıkların tutukluluk halinin devamına ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesine yönelik taleplerini yineleyecek. Ayrıca, depremde yıkılan diğer binalarla ilgili davalar için de bu davanın emsal teşkil edeceği belirtiliyor.
Deprem davalarında son durum
6 Şubat depremlerinin ardından 11 ilde yıkılan binlerce bina için çok sayıda dava açıldı. Ezgi Apartmanı davası, bu davalar arasında en çok takip edilenlerden biri haline geldi. Deprem bölgesinde yürütülen soruşturmalar kapsamında yüzlerce müteahhit ve teknik personel hakkında işlem yapıldı. Ancak davaların uzun sürmesi ve bazı sanıkların tahliye edilmesi, depremzedeler arasında adalet duygusunun zedelenmesine yol açtı.
Uzmanlar, deprem yönetmeliklerine uygun yapılmayan binaların yıkılmasında en büyük sorumluluğun yapı denetim şirketleri, müteahhitler ve yerel yönetimlerde olduğunu vurguluyor. Ezgi Apartmanı davası, bu sorumluluk zincirinin hukuki boyutta nasıl ele alınacağına dair önemli bir örnek oluşturuyor.
Karar duruşmasında ne olacak?
Yarın saat 10.00'da başlaması beklenen duruşmada, öncelikle sanık ve avukatlarının son savunmaları alınacak. Ardından mahkeme heyeti, delilleri değerlendirerek kararını açıklayacak. Kararın, deprem davalarına ilişkin yargı sürecinde önemli bir emsal oluşturması bekleniyor. Duruşmayı, depremzede ailelerin yanı sıra baro temsilcileri ve sivil toplum kuruluşları da takip edecek.
Kararın ardından, tarafların istinaf ve temyiz yollarına başvurma hakkı bulunuyor. Ancak depremzede aileler, bir an önce kesin hüküm verilmesini ve benzer felaketlerin önlenmesi için caydırıcı cezaların verilmesini istiyor.
Ezgi Apartmanı davası, yalnızca 35 kişinin hayatını kaybettiği bir binanın hesabını sormuyor; aynı zamanda Türkiye'nin deprem gerçeğiyle yüzleşmesinde adaletin ne kadar işleyebildiğini de gözler önüne seriyor. Yarın verilecek karar, depremzedelerin adalet arayışında bir dönüm noktası olacak. Ancak unutulmamalıdır ki, hiçbir mahkeme kararı, kaybedilen canları geri getirmeyecek. Önemli olan, bir daha aynı acıların yaşanmaması için yapı denetiminin etkinleştirilmesi ve toplumsal bilincin artırılmasıdır. Bu dava, yalnızca sanıkların değil, aynı zamanda denetim mekanizmalarının da yargılandığı bir süreç olarak tarihe geçecek.