Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinde yıkılan ve 35 kişinin yaşamını yitirdiği Ezgi Apartmanı'na ilişkin dava bugün Kahramanmaraş Adliyesi'nde görülen duruşmayla karara bağlanacak. Depremde oğlunu, gelinini ve 6 aylık torunu Asude'yi kaybeden Nurgül Göksu, duruşma öncesi yaptığı açıklamada, “Çocuklarımın adaleti sağlansın” diyerek yetkililere seslendi.
Davanın Detayları ve Beklentiler
Ezgi Apartmanı davası, depremde yıkılan binalarla ilgili yürütülen çok sayıda hukuki süreçten biri. Kahramanmaraş'ta 6 Şubat depremlerinde ağır hasar gören ve 35 kişinin hayatını kaybettiği apartmanla ilgili sorumlular hakkında açılan dava, bugün yapılacak duruşmayla sonuçlanacak. Duruşmaya, hayatını kaybedenlerin yakınları ve avukatları katılıyor. Beklenti, binanın yapımından sorumlu olanların en ağır şekilde cezalandırılması yönünde.
Nurgül Göksu, depremde üç evladını kaybetmenin acısını hâlâ yaşadığını belirterek, “Ezgi Apartmanı'nda 35 kişi hayatını kaybetti, üçü benim evladım. 6 aylık Asude'yi kaybettim. Ben 6 aylık Asude'yi kucağıma alamadım, ona doyamadım. Adalet istiyorum, başka bir şey istemiyorum” ifadelerini kullandı. Göksu'nun bu sözleri, depremzedelerin adalet arayışının simgesi haline geldi.
Dava kapsamında, apartmanın müteahhidi ve yapı denetim sorumluları hakkında “bilinçli taksirle ölüme neden olma” suçlamasıyla dava açılmıştı. Mahkemenin bugünkü kararında, sanıkların cezalandırılması ya da beraati yönünde bir sonuç çıkması bekleniyor. Depremzede aileler, adaletin yerini bulması için sabırsızlıkla kararı bekliyor.
Deprem Gerçeği ve Hukuki Mücadele
6 Şubat 2023'te meydana gelen ve 11 ili etkileyen depremlerde 50 binden fazla kişi hayatını kaybetti. Yıkılan binaların çoğunun yapım hataları ve denetim eksiklikleri nedeniyle çöktüğü belirlendi. Ezgi Apartmanı da bu binalardan biri. Deprem sonrası başlatılan soruşturmalar kapsamında yüzlerce müteahhit ve yapı denetim görevlisi hakkında dava açıldı. Ancak hukuki süreçlerin uzaması, depremzedelerin adalet arayışını zorlaştırıyor.
Kahramanmaraş Barosu avukatlarından edinilen bilgilere göre, Ezgi Apartmanı davasında sanıkların savunmaları genellikle “depremin doğal afet olduğu ve bu büyüklükteki bir sarsıntıda her binanın yıkılabileceği” yönünde. Ancak bilirkişi raporları, apartmanın statiğinin yetersiz olduğunu ve kullanılan malzemelerin standartlara uymadığını ortaya koydu. Bu raporlar, davanın seyrini değiştirebilir.
Depremzede aileler, sadece Ezgi Apartmanı için değil, tüm yıkılan binalar için adalet istiyor. Nurgül Göksu gibi acılı anneler, kaybettikleri evlatlarının hesabının sorulmasını talep ediyor. Göksu, “Benim acım dinmiyor, ama adalet yerini bulursa belki biraz olsun rahatlarım. Çocuklarımın adaleti sağlansın” dedi.
Toplumsal ve Hukuki Boyut
Ezgi Apartmanı davası, Türkiye'de deprem sonrası yargı süreçlerinin nasıl işlediğine dair önemli bir örnek teşkil ediyor. Depremzedeler, yıllardır süren davalarda adaletin gecikmesinden şikâyetçi. Hukukçular, bu tür davaların hızlı sonuçlanması için özel mahkemeler kurulması gerektiğini savunuyor. Ancak mevcut sistemde, delil toplama ve bilirkişi raporları süreci uzatıyor.
Öte yandan, deprem bölgesinde yaralar hâlâ sarılamadı. Birçok aile, kaybettikleri yakınlarının acısıyla yaşam mücadelesi veriyor. Nurgül Göksu'nun feryadı, aslında tüm depremzedelerin ortak sesi. Bugünkü karar, belki de bir nebze olsun adaletin tecellisi için umut olacak. Ancak unutulmamalı ki, hiçbir mahkeme kararı, kaybedilen canları geri getirmeyecek.
Duruşma sonrası kararın açıklanması bekleniyor. Depremzedeler ve kamuoyu, mahkemenin vereceği kararı yakından takip ediyor. Adaletin yerini bulması, deprem gerçeğiyle yüzleşen Türkiye için önemli bir sınav olacak.