Gezi Parkı direnişi sırasında 1 Haziran 2013’te Ankara Kızılay’da polis kurşunuyla yaşamını yitiren Ethem Sarısülük, ölümünün yıl dönümünde aynı noktada düzenlenen anma etkinliğinde unutulmadı. Sarısülük’ün vurulduğu saat 20.30’da başlayan anmaya katılmak isteyen aile yakınları ve destekçileri, polisin yoğun güvenlik önlemleriyle karşılaştı. Kızılay Meydanı’nda bir araya gelen gruba polis izin vermezken, anma sonrası açıklama yapmak isteyen kalabalığa müdahale edildi. Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) yöneticileri, Tüm Bel-Sen Genel Örgütlenme Sekreteri Bülent Türkmen’in gözaltına alındığını duyurdu.
Anma programı ve polis engeli
Ethem Sarısülük’ü anmak için Kızılay’da toplanan grup, saat 20.30’da saygı duruşu ve sloganlarla etkinliğe başlamak istedi. Ancak polis ekipleri, alana girişleri kontrol altına alarak anmanın genişlemesini engelledi. Sarısülük ailesine destek vermek isteyen vatandaşlar, polis barikatları nedeniyle anma noktasına ulaşamadı. Gözaltına alınan Bülent Türkmen’in yanı sıra, anma sırasında bir kişinin daha gözaltına alındığı öğrenildi. KESK, yaptığı yazılı açıklamada polis müdahalesini kınayarak, “Ethem Sarısülük’ün katledildiği yerde anılması en doğal haktır. Bu hakkın engellenmesi hukuk dışıdır” ifadelerine yer verdi.
Gezi direnişi ve Ethem Sarısülük’ün önemi
Gezi Parkı protestoları, 2013 yılının Mayıs ayında İstanbul’da başlayıp Türkiye geneline yayılan toplumsal bir hareket olarak tarihe geçti. Ethem Sarısülük, 1 Haziran 2013’te Ankara Kızılay’da bir polis memurunun attığı kurşunla ağır yaralanmış, 14 gün sonra hastanede hayatını kaybetmişti. Olay, polis şiddeti ve adalet taleplerinin sembollerinden biri haline geldi. Sarısülük’ün ailesi, uzun yıllar süren yargı sürecinde adalet arayışını sürdürürken, faile verilen ceza kamuoyunda tartışma yaratmıştı. Anma etkinlikleri, her yıl olduğu gibi bu yıl da adalet ve hesap verme çağrılarıyla gerçekleşti. Polisin anmaya müdahalesi, Gezi mirasının halen toplumsal bir yara olduğunu gözler önüne serdi. Anma sırasında yaşanan gözaltılar, ifade özgürlüğü ve barışçıl toplanma hakkı konusundaki hassasiyeti yeniden gündeme taşıdı.