Antalya'da yaşayan 47 yaşındaki 3 çocuk annesi aşçı Songül Uzunoğlu, 2017 yılında özel bir klinikte yaptırdığı estetik işlem sonrası dudağında doku kaybı ve çürüme meydana geldiğini iddia ederek 7 yıldır hukuk mücadelesi veriyor. Ceza davasında doktorlar beraat ederken, Tüketici Mahkemesi Uzunoğlu lehine 994 bin 331 TL tazminata hükmetti. Dosya halen Bölge Adliye Mahkemesi'nde inceleniyor.
İşlem sonrası başlayan sağlık sorunları
Songül Uzunoğlu, 2017 yılında Antalya'da bir özel klinikte dudak dolgusu ve yüz estetiği işlemi yaptırdı. İşlem sonrası dudağında morarma ve ağrı şikayetleri başlayan Uzunoğlu, kısa sürede dudağının çürümeye başladığını fark etti. Yapılan tetkiklerde doku kaybı tespit edilen Uzunoğlu, defalarca ameliyat geçirmesine rağmen eski sağlığına kavuşamadı.
Hukuk süreci ve tazminat kararı
Uzunoğlu, doktorlar hakkında suç duyurusunda bulundu. Ceza mahkemesinde yargılanan doktorlar, bilirkişi raporları doğrultusunda "tıbbi gereklilik ve standartlara uygun müdahale" gerekçesiyle beraat etti. Bunun üzerine Uzunoğlu, tazminat davası açtı. Antalya Tüketici Mahkemesi, 2023 yılında Uzunoğlu lehine 994 bin 331 TL manevi ve maddi tazminata hükmetti. Doktorların avukatları kararı istinafa taşıdı. Dosya, Bölge Adliye Mahkemesi'nde incelenmeyi bekliyor.
Mağdurun yaşadığı zorluklar
Uzunoğlu, dudağındaki şekil bozukluğu ve doku kaybı nedeniyle hem fiziksel hem de psikolojik sorunlar yaşadığını belirtiyor. Yemek yeme ve konuşma gibi temel ihtiyaçlarını güçlükle karşıladığını ifade eden Uzunoğlu, estetik işlemler öncesinde hastaların doktor seçiminde daha dikkatli olması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, bu tür davaların uzun sürmesinin mağdurları zor durumda bıraktığını dile getiriyor.
Uzman görüşleri ve benzer davalar
Estetik cerrahi alanında uzmanlar, dudak dolgusu gibi işlemlerde kullanılan malzemelerin kalitesi ve uygulama tekniğinin büyük önem taşıdığını belirtiyor. Yanlış uygulamalar kalıcı hasarlara yol açabiliyor. Türkiye'de son yıllarda estetik işlemler sonrası mağduriyet yaşayanların sayısı artarken, hukuki süreçlerin uzunluğu sıkça eleştiriliyor. Uzunoğlu'nun davası, bu alandaki mağduriyetlerin giderilmesi için emsal niteliği taşıyor.
Sonuç olarak, estetik işlemlerin yalnızca fiziksel değişim değil, aynı zamanda ciddi riskler içerdiğini gösteren bu vaka, hasta güvenliği ve hukuki düzenlemelerin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Mağdurların adalete erişimi kolaylaştırılmalı ve hekim sorumluluğu net bir şekilde tanımlanmalıdır.