Türkiye, PKK ve bağlantılı örgütlerin terörünü bitirmek için tarihî adımlar atarken, Londra'da yeni bir denklem kurulmak isteniyor. İsrail Kürt Yahudi Topluluğu Başkanı Yehuda Ben Yosef'in öncülüğünde, Tel Aviv Üniversitesi tarafından düzenlenen "Yahudi-Kürt Kongresi", bölgesel dengeleri yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Kongre, İsrail ve Kürt gruplar arasındaki ilişkilerin kurumsallaşması yolunda atılan somut bir adım olarak değerlendiriliyor.
Kongrenin Amacı ve Katılımcıları
Londra'da toplanan kongreye, İsrail'den ve Avrupa'dan çok sayıda Kürt ve Yahudi akademisyen, siyasetçi ve sivil toplum temsilcisi katıldı. Kongrenin ana gündem maddeleri arasında, Kürtlerin Orta Doğu'daki siyasi statüsü, İsrail-Kürt ilişkilerinin geleceği ve bölgesel güvenlik konuları yer aldı. Yehuda Ben Yosef, açılış konuşmasında, "Kürtler ve Yahudiler arasındaki tarihi bağları güçlendirmek ve ortak çıkarlarımız doğrultusunda iş birliğini artırmak istiyoruz" ifadelerini kullandı. Kongre kapsamında ayrıca, ekonomik iş birliği, kültürel etkileşim ve istihbarat paylaşımı gibi konularda çeşitli paneller düzenlendi.
Türkiye'nin Terörle Mücadelesi ve Bölgesel Yansımaları
Türkiye, son yıllarda PKK'ya karşı yürüttüğü kararlı mücadele ile dikkat çekiyor. Sınır ötesi operasyonlar, istihbarat faaliyetleri ve yerel güvenlik güçlerinin artan kapasitesi sayesinde örgütün hareket alanı önemli ölçüde daraltıldı. Özellikle Irak'ın kuzeyi ve Suriye'deki operasyonlar, PKK'nın lojistik ağını ve lider kadrosunu hedef aldı. Bu gelişmeler, bölgedeki Kürt gruplar arasında da yeni tartışmaları beraberinde getirdi. Bazı Kürt siyasi aktörler, Türkiye'nin mücadelesini desteklerken, bazıları ise İsrail ile yakınlaşmanın Kürtlerin bölgesel konumunu zayıflatabileceğini savunuyor.
İsrail'in Kürt Politikası ve Stratejik Hedefleri
İsrail, uzun yıllardır Kürt gruplarla ilişkilerini geliştirmeye önem veriyor. Tel Aviv yönetimi, Kürtleri, Orta Doğu'da kendisine müttefik olabilecek ve İran'a karşı denge unsuru oluşturabilecek bir aktör olarak görüyor. Bu kapsamda, İsrail'in Kuzey Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ile askeri, istihbari ve ekonomik iş birliği yaptığı biliniyor. Londra'daki kongre, bu ilişkilerin daha geniş bir platforma taşınması ve diaspora Kürtleri ile Yahudiler arasındaki bağların güçlendirilmesi açısından önemli bir adım olarak yorumlanıyor. Ancak, bu tür girişimlerin Türkiye'nin hassasiyetlerini göz ardı etmesi durumunda, bölgesel gerilimin artabileceği uyarısı da yapılıyor.
Bölgesel Aktörlerin Tepkileri
Kongreye ilişkin resmi bir açıklama yapılmasa da, diplomatik kulislerde konu geniş yankı buldu. Türkiye'nin Londra Büyükelçiliği'nin gelişmeleri yakından takip ettiği öğrenildi. İran, kongreyi "bölgesel istikrara yönelik bir tehdit" olarak nitelendirirken, Suriye rejimi ve Irak merkezi hükümeti henüz bir açıklama yapmadı. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ise, "Barışçıl diyalog ve iş birliği girişimlerini destekliyoruz, ancak tüm tarafların egemenliğe saygı göstermesi gerektiğini hatırlatırız" şeklinde konuştu. Rusya'nın ise kongreyi "batının bölgede yeni bir vekalet savaşı başlatma çabası" olarak değerlendirdiği iddia edildi.
Tarihsel Arka Plan ve Gelecek Perspektifi
Kürtler ve Yahudiler arasındaki ilişkiler yeni değil. 20. yüzyılın başlarında, bazı Kürt aşiretleri Filistin'deki Yahudi yerleşimcilere destek vermiş, hatta İsrail'in kuruluş sürecinde Kürt Yahudiler önemli rol oynamıştı. Ancak, Arap-İsrail savaşları ve bölgesel ittifaklar, bu ilişkileri zaman zaman kesintiye uğrattı. Son yıllarda ise İsrail'in Kürt açılımı, özellikle enerji ve güvenlik alanlarında somut iş birliklerine dönüştü. Londra'daki kongre, bu ilişkilerin kurumsal bir çerçeveye oturtulması ve diaspora üzerinden tabana yayılması hedefini taşıyor. Önümüzdeki dönemde, benzer kongrelerin Brüksel ve Washington'da da düzenlenmesi planlanıyor.
Bağımsız Değerlendirme
Londra'daki Yahudi-Kürt Kongresi, Türkiye'nin terörle mücadelede elde ettiği kazanımları gölgelememeli. Ancak, bölgesel aktörlerin Kürt meselesini kendi çıkarları doğrultusunda kullanma girişimleri, Türkiye'nin güvenlik politikalarını daha da sağlamlaştırmasını gerektiriyor. İsrail'in Kürtlerle yakınlaşması, kısa vadede İran'a karşı bir denge unsuru yaratabilir; fakat uzun vadede Kürtlerin bağımsızlık taleplerini cesaretlendirerek bölgede yeni çatışma hatları oluşturabilir. Türkiye'nin, hem askeri hem diplomatik kanalları etkin kullanarak, bu tür girişimlerin kendi ulusal güvenliğine zarar vermesini engellemesi kritik önemde. Ayrıca, Kürt siyasi gruplarının İsrail ile iş birliğini, Türkiye ile olan ilişkilerinde bir koz olarak kullanma ihtimali de göz ardı edilmemeli. Bölgede kalıcı barış için, tüm aktörlerin egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı duyduğu bir diyalog mekanizması şart.