TBMM 24. Dönem Milletvekili ve avukat Hüseyin Aygün, Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımlar nedeniyle “suç işlemeye alenen tahrik” suçundan 7 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Karar, İstanbul’da görülen dava sonucunda açıklandı. Aygün’ün avukatı, karara itiraz edeceklerini bildirdi.
Dava süreci ve suçlama
Hüseyin Aygün hakkında, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alındığı dönemde Twitter hesabından yaptığı bir dizi paylaşım gerekçesiyle soruşturma başlatılmıştı. Savcılık iddianamesinde, Aygün’ün “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ve “suç işlemeye alenen tahrik” suçlarını işlediği öne sürüldü. Yargılama sonucunda mahkeme, “suç işlemeye alenen tahrik” suçundan 7 ay 15 gün hapis cezası verdi. Mahkeme, cezayı ertelemedi ve hükmün açıklanmasını geri bırakmadı.
Aygün’ün paylaşımlarının içeriği duruşmada tartışıldı. Savunmasında, paylaşımlarının ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu ve suç işlemeye teşvik amacı taşımadığını belirten Aygün, “Demokratik bir hukuk devletinde eleştiri suç değildir” dedi. Ancak mahkeme, paylaşımların kamu barışını bozmaya elverişli olduğu kanaatine vardı.
Hüseyin Aygün kimdir?
Hüseyin Aygün, 1963 yılında Tunceli’de doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan Aygün, uzun yıllar avukatlık yaptı. 2011 genel seçimlerinde CHP’den Tunceli Milletvekili olarak TBMM’ye girdi. 24. Dönem’de görev yapan Aygün, özellikle Dersim katliamına ilişkin açıklamaları ve insan hakları konusundaki söylemleriyle gündeme geldi. 2015’te partisinden ayrılarak bağımsız hareket etti. Siyasi kariyeri boyunca birçok kez yargılandı ve hakkında çeşitli davalar açıldı.
Aygün, son yıllarda sosyal medyayı aktif kullanan bir isim olarak biliniyor. Özellikle iktidar politikalarını eleştiren paylaşımlarıyla dikkat çekiyor. Bu dava, onun hakkında verilen ilk hapis cezası değil; ancak son dönemde artan yargısal süreçlerin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
İfade özgürlüğü tartışmaları ve siyasi bağlam
Karar, Türkiye’de ifade özgürlüğü ve yargı bağımsızlığı tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Muhalefet partileri, son dönemde özellikle muhalif siyasetçilere ve gazetecilere yönelik açılan davaların arttığını savunuyor. İnsan hakları örgütleri, “suç işlemeye alenen tahrik” gibi soyut suçlamaların muhalif sesleri susturmak için kullanıldığını öne sürüyor. Hükümet kanadı ise yargının bağımsız olduğunu ve herkesin hukuk önünde eşit olduğunu vurguluyor.
Hüseyin Aygün’e verilen ceza, Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması sonrası yaşanan siyasi gerilimin bir uzantısı olarak görülüyor. İmamoğlu’nun gözaltı süreci, geniş çaplı protestolara ve uluslararası tepkilere yol açmıştı. Aygün’ün paylaşımları da bu dönemde yapılmıştı. Dolayısıyla dava, sadece bireysel bir ifade özgürlüğü meselesi değil, aynı zamanda güncel siyasi atmosferin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Olası sonuçlar ve temyiz süreci
Aygün’ün avukatları, kararı istinaf mahkemesine taşıyacaklarını açıkladı. Temyiz süreci sonucunda cezanın bozulması veya düşürülmesi ihtimali bulunuyor. Ancak yerel mahkemenin verdiği ceza, sanığın siciline işlenecek ve olası başka davalarda dikkate alınabilecek. Aygün, ceza infaz kurumuna girme riskiyle karşı karşıya; ancak cezanın ertelenmemesi durumunda bir süre cezaevinde kalabilir.
Bu dava, Türkiye’de sosyal medya paylaşımları nedeniyle verilen cezaların bir örneği olarak kayıtlara geçti. Son yıllarda birçok gazeteci, siyasetçi ve aktivist benzer suçlamalarla yargılandı. Karar, ifade özgürlüğü sınırlarının ne olduğu ve yargının bu konudaki tutumunun tutarlılığı tartışmalarını derinleştirecek gibi görünüyor.
Sonuç olarak, Hüseyin Aygün’e verilen 7 ay 15 gün hapis cezası, sadece bireysel bir hukuki süreç değil; Türkiye’nin demokrasi ve hukuk devleti standartları açısından da önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor. Kamuoyu, temyiz sürecinden çıkacak sonucu ve benzer davalarda verilecek kararları yakından takip edecek.