MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınıp serbest bırakılan eski cezaevi doktoru Turgay Tamer (66), Büyükçekmece'deki evinde ölü bulundu. Edinilen bilgilere göre, Moldova'dan dönen eşi, Tamer'i yerde hareketsiz halde bulunca durumu polise bildirdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri, Tamer'in hayatını kaybettiğini tespit etti. Cenazesi, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu'na kaldırıldı.
Şüpheli Ölüm ve Soruşturma Süreci
Turgay Tamer'in ölümü, Kaşif Kozinoğlu davasıyla bağlantılı olarak dikkatleri yeniden bu dosyaya çekti. Kozinoğlu, 2011 yılında cezaevinde hayatını kaybetmiş, ölüm nedeni tartışmalara yol açmıştı. Soruşturma kapsamında çok sayıda kişi ifadeye çağrılmış, Tamer de gözaltına alınanlar arasında yer almıştı. Tamer'in avukatı, müvekkilinin sağlık sorunları olduğunu ve ifadesinin ardından serbest bırakıldığını belirtti.
Olayla ilgili soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcılığı, Tamer'in ölümünü "şüpheli" olarak nitelendirdi. İlk incelemelerde evde zorla girme izi bulunmadığı, ancak kesin ölüm sebebinin otopsi sonucu netleşeceği kaydedildi. Tamer'in telefon kullanmaması, olayın aydınlatılması için önemli bir detay olarak öne çıktı. Eşinin ifadesine başvuruldu ve çevredeki güvenlik kameraları inceleniyor.
Kozinoğlu Davasının Arka Planı
Kaşif Kozinoğlu, 2011 yılında tutuklu bulunduğu cezaevinde yaşamını yitirmişti. Ölümüyle ilgili iddialar yıllarca gündemde kaldı. Kozinoğlu'nun ailesi ve avukatları, ölümün şüpheli olduğunu savunarak soruşturmanın derinleştirilmesini talep etmişti. 2020 yılında yeniden başlatılan soruşturma kapsamında aralarında doktorların da bulunduğu bazı kişiler gözaltına alınmıştı. Turgay Tamer de bu kapsamda gözaltına alınan isimlerden biriydi.
Tamer, cezaevi doktoru olarak Kozinoğlu'nun sağlık durumuyla ilgili raporlar hazırlamıştı. Soruşturma dosyasında, Tamer'in Kozinoğlu'nun ölümünde ihmal veya kusuru olup olmadığı araştırılıyordu. Gözaltı sürecinin ardından serbest bırakılan Tamer, bir süredir Büyükçekmece'deki evinde yaşıyordu. Komşuları, Tamer'in son dönemde sağlık sorunları yaşadığını ve sık sık hastaneye gittiğini belirtti.
Ölümün Ardından Yeni Soru İşaretleri
Tamer'in ölümü, Kozinoğlu davasındaki şüpheleri daha da artırdı. Soruşturmanın kilit isimlerinden birinin hayatını kaybetmesi, dosyanın seyrini etkileyebilir. Hukukçular, Tamer'in ifadesinin alınmış olmasının önemli olduğunu, ancak ölümünün ardından bazı bilgilerin eksik kalabileceğini ifade ediyor.
Adli Tıp Kurumu'ndan gelecek rapor, Tamer'in ölüm nedenini netleştirecek. Doğal ölüm mü yoksa başka bir etken mi olduğu, soruşturmanın gidişatını belirleyecek. Emniyet yetkilileri, Tamer'in evinde herhangi bir not veya intihar mektubu bulunmadığını, kapı ve pencerelerin kilitli olduğunu açıkladı. Eşinin ifadesi doğrultusunda, Tamer'in yalnız yaşadığı ve düzenli olarak doktor kontrolünden geçtiği öğrenildi.
Kamuoyu ve Siyasi Yansımalar
Olay, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Sosyal medyada birçok kullanıcı, Kozinoğlu davasının aydınlatılması için çağrıda bulundu. Muhalefet partileri, soruşturmanın şeffaf yürütülmesi gerektiğini vurguladı. İktidar kanadından henüz resmi bir açıklama gelmedi. Tamer'in ailesi ise ölümün araştırılması için adli sürecin takipçisi olacaklarını belirtti.
Bu tür şüpheli ölümler, Türkiye'de uzun süredir tartışılan yargı bağımsızlığı ve soruşturma süreçleri konusunu yeniden gündeme getirdi. Kozinoğlu dosyası, 2011'den bu yana birçok kez gündem değiştirdi. Tamer'in ölümü, dosyanın kapanmasını engelleyebileceği gibi, yeni tanıkların ortaya çıkmasına da yol açabilir. Kamuoyu, Adli Tıp raporunu ve savcılığın atacağı adımları bekliyor.
Bağımsız değerlendirme: Turgay Tamer'in ölümü, Kaşif Kozinoğlu davasının hâlâ çözülmemiş bir dosya olduğunu gösteriyor. Yıllar geçmesine rağmen soruşturmanın derinleştirilememesi, kamuoyundaki güveni sarsıyor. Ölümün doğal nedenlerden kaynaklanması durumunda bile, dosyanın karanlık noktaları aydınlatılmalı. Adli sürecin şeffaf yürütülmesi, hem ailelerin acısını dindirecek hem de toplumsal vicdanı rahatlatacaktır. Yetkililerin bu olayı bir fırsat bilip, Kozinoğlu davasını yeniden ele alması, adalete olan inancı güçlendirebilir.