Eski Tahran Büyükelçisi Ümit Yardım, PJAK’ın (İran Kürdistanı Özgür Yaşam Partisi) PKK’nin feshinin kendilerini bağlamadığı yönündeki açıklamasını değerlendirdi. Yardım, bu açıklamanın terörle mücadele sürecinde önemli bir kırılma noktası olduğuna dikkat çekerek, “PKK’nin feshi, yalnızca Türkiye’deki örgütün silah bırakması anlamına gelmiyor; tüm uzantıları için geçerli olmalıdır. PJAK’ın bu tavrı, devam eden müzakere sürecini olumsuz etkileyebilir” dedi. Yardım ayrıca, Türkiye’de kullanılan “terörsüz bölge” söyleminin realist olmadığını, Öcalan’ın herkesin temsilcisi gibi gösterilmesinin ise yanlış olduğunu savundu.
PJAK Açıklamasının Perde Arkası
PJAK yetkilileri, geçtiğimiz günlerde yaptıkları yazılı açıklamada, Abdullah Öcalan’ın PKK’yi fesih çağrısının kendilerini bağlamadığını belirtmiş, “Biz ayrı bir örgütüz, Kuzey Kürdistan’da alınan kararlar bizi ilgilendirmez” ifadelerini kullanmıştı. Bu açıklama, Türkiye’de terörün sona erdirilmesine yönelik başlatılan yeni süreçte önemli bir tartışma başlattı. Eski Büyükelçi Yardım, konuya ilişkin değerlendirmesinde, PJAK’ın bu tutumunun PKK’nin Kandil’deki yapılanmasıyla da çeliştiğini vurguladı. “PKK merkez yönetimi, İran’daki uzantısı üzerinde hâlâ söz sahibidir. Fakat PJAK’ın bu çıkışı, örgüt içindeki hiyerarşinin zayıfladığını gösteriyor” diye konuştu. Yardım, İran’ın da PJAK’ı kendi amaçları doğrultusunda kullanabileceğini, bu nedenle Türk yetkililerin bu gelişmeyi dikkatle izlemesi gerektiğini belirtti.
“Tek Lider Üzerine Şekillenen Müzakere Yanlıştı”
Ümit Yardım, Türkiye’deki çözüm sürecine dair eleştirilerde bulunarak, “Dünyada hiçbir müzakere süreci, tek bir lider üzerine şekillenmez. Öcalan’ın tüm Kürt halkının temsilcisi gibi ortaya çıkarılması, gerçekçi değildi. Bu, hem Türkiye’deki diğer Kürt siyasi aktörlerini hem de bölgedeki diğer Kürt grupları yok saymak anlamına geliyor” dedi. Yardım ayrıca, “terörsüz bölge” söyleminin de sorunlu olduğunu ifade ederek, “Bu kavram, bölgedeki tüm terör örgütlerinin yok edilmesi anlamına gelir. Ancak PKK’nin tasfiyesi, İran-Irak-Suriye üçgenindeki diğer unsurları kapsamıyor. Bu nedenle söylem ile pratik arasında uçurum var” şeklinde konuştu. Eski büyükelçi, Türkiye’nin ulusal güvenlik stratejisini yeniden gözden geçirmesi, PKK’nin tüm uzantılarıyla mücadele edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Bölgesel Güç Mücadelesi ve PJAK’ın Konumu
PJAK, 2004 yılında İran sınırında faaliyete başlayan, ideolojik olarak PKK’ye yakın bir örgüt olarak biliniyor. Örgüt, İran Devrim Muhafızları ile sık sık çatışmalara girmekte, zaman zaman Türkiye sınırında da güvenlik güçleriyle karşı karşıya gelmektedir. PKK’nin fesih sürecine girmesi durumunda PJAK’ın izleyeceği yol, hem Ankara hem de Tahran için kritik önem taşıyor. Uzmanlar, PJAK’ın bu açıklamasının, İran’ın bölgede PKK’ye karşı oluşturduğu denklemi değiştirebileceğini vurguluyor. İran, geçmişte PJAK’ı PKK’ye karşı bir koz olarak kullanmış, ancak örgüt Tahran için hâlâ tehdit oluşturmuştur. Bu bağlamda, PJAK’ın bağımsız tutumu, sadece Türkiye’yi değil, bölgedeki dengeleri de ilgilendiriyor.
Türkiye, Suriye ve Irak’ta PKK’ye yönelik askeri operasyonlarını sürdürürken, PJAK’ın açıklaması, Ankara’nın terörle mücadele stratejisini nasıl şekillendireceği konusunda soru işaretleri yaratıyor. Eski Büyükelçi Yardım, “Türkiye, müzakere masasında kimin muhatap olduğunu netleştirmeli. Masada olmayan gruplar, süreci sabote edebilir. Bu yüzden Öcalan’ın çağrısının tüm örgütlere yönelik olması, açık ve net bir taahhütle bağlanması şart” diye konuştu. Yardım, hükümetin bu konuda atacağı adımların, bölgedeki terör örgütlerine karşı güvenilirliğini artıracağını ya da zedeleyeceğini belirtti.
Sonuç: Sürecin Geleceği
PJAK’ın açıklaması, terörün sona erdirilmesi sürecinin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gösterdi. Öcalan’ın çağrısının, sadece kendi örgütüne değil, tüm Kürdistan’daki yapılanmalara ulaşması gerektiği açık. Ancak bu süreçte tek bir kişinin rolü abartılmamalı, bölgesel aktörlerin çıkarları ve grupların iç dinamikleri hesaba katılmalıdır. Eski büyükelçi Ümit Yardım’ın da belirttiği gibi, Türkiye’nin ulusal güvenliği için kalıcı bir çözüm, ancak bölgesel iş birliği ve tüm tarafları kapsayan bir stratejiyle mümkün olabilir. Bu bağlamda, PJAK’ın tutumunun süreci zayıflatmasına izin verilmemeli, süreç tüm paydaşların katılımıyla daha kapsayıcı bir zemine oturtulmalıdır. Türkiye’nin bu zorlu denklemde atacağı adımlar, sadece kendi iç barışını değil, Orta Doğu’nun istikrarını da etkileyecektir.