Eski ABD Savunma Bakanı ve CIA Direktörü Leon Panetta, ABD ile İran arasındaki olası savaşın en az altı ay daha sürebileceği uyarısında bulundu. Panetta, Trump yönetiminin çatışmadan çıkış yolu bulmakta zorlandığını ve Washington'ın Ortadoğu'da yeni bir "bitmeyen savaş" riskiyle karşı karşıya olduğunu savundu. Eski savunma bakanı, ABD'nin İran'a yönelik politikasında üç temel seçeneğin bulunduğunu belirterek, her birinin ciddi riskler taşıdığını ifade etti.
Panetta'nın Üç Seçeneği: Diplomasi, Yaptırım ve Askeri Müdahale
Leon Panetta'ya göre ABD'nin önünde üç seçenek bulunuyor: diplomasi masasına dönmek, yaptırımları azami düzeye çıkarmak veya askeri müdahalede bulunmak. Panetta, diplomasinin en akılcı yol olduğunu ancak Trump yönetiminin bu seçeneği şimdiye kadar etkili biçimde kullanamadığını belirtti. Yaptırımların İran ekonomisini zorladığını ancak rejimi masaya oturtmaya yetmediğini vurgulayan Panetta, askeri müdahalenin ise bölgesel bir savaşı tetikleyebileceği uyarısında bulundu.
Eski CIA Direktörü, İran'ın nükleer programı ve bölgesel nüfuzuna dikkat çekerek, Tahran'ın stratejik sabır politikası izlediğini ve Washington'ın adımlarını beklediğini söyledi. Panetta, "İranlılar zaman kazanmayı ve ABD'yi yıpratmayı hedefliyor. Bu nedenle kısa vadeli bir çözüm beklemek gerçekçi değil" değerlendirmesinde bulundu.
Altı Ay veya Daha Uzun: Savaşın Süresi ve Bölgesel Etkileri
Panetta, olası bir çatışmanın en az altı ay süreceğini, hatta bunun çok daha uzayabileceğini ifade etti. ABD'nin Irak ve Afganistan deneyimlerine atıfta bulunan eski bakan, "Bölgede başlatılan her askeri operasyon, başlangıçta öngörülenden çok daha uzun sürüyor. İran, Irak veya Afganistan'dan çok daha büyük ve karmaşık bir ülke" dedi.
Uzmanlar, İran'ın vekil güçleri aracılığıyla Lübnan, Yemen, Irak ve Suriye'de geniş bir etki alanına sahip olduğunu hatırlatıyor. Bu durum, olası bir ABD-İran savaşının sadece iki ülkeyle sınırlı kalmayıp tüm bölgeye yayılabileceği anlamına geliyor. Panetta da bu riskin altını çizerek, "Bu, Orta Doğu'nun tamamını ateşe verebilecek bir kıvılcım olur" uyarısında bulundu.
Trump Yönetiminin Çıkmazı ve 'Bitmeyen Savaş' Riski
Trump yönetiminin İran politikası, 2018'de nükleer anlaşmadan çekilme ve ardından uygulanan "azami baskı" stratejisiyle şekillendi. Ancak bu strateji, İran'ın nükleer faaliyetlerini durdurmadığı gibi bölgesel gerilimi de artırdı. Panetta, Washington'ın şu anda net bir çıkış stratejisi olmadığını belirterek, "Askeri güç kullanmak kolay, ancak sonrasını planlamak zor. Trump yönetimi bu gerçekle yüzleşmeli" dedi.
Eski savunma bakanı, ABD'nin Irak ve Afganistan'da olduğu gibi İran'da da yeni bir "bitmeyen savaş" tuzağına düşebileceği konusunda uyardı. Panetta'ya göre, Kongre'nin savaş yetkisini tartışması ve halkın olası bir çatışmanın maliyetini bilmesi gerekiyor. "Demokrasilerde savaş ilanı kolay olmamalı. Bu kararın sonuçları nesiller boyu hissedilir" ifadelerini kullandı.
Diplomasi Masası Hâlâ En Güçlü Seçenek
Panetta, tüm risklere rağmen diplomasinin hâlâ en güçlü seçenek olduğunu savunuyor. İran ile doğrudan veya dolaylı görüşmelerin yeniden başlatılması gerektiğini belirten eski bakan, "Diplomasi pahalıdır, sabır ister ama savaştan çok daha az maliyetlidir" dedi. Panetta, uluslararası toplumun da ABD'yi itidale çağırdığını ve Avrupa ülkelerinin olası bir savaşa mesafeli durduğunu hatırlattı.
İran tarafı ise ABD'nin her türlü müzakereyi reddettiğini ve yaptırımların kaldırılmasının ön koşul olduğunu belirtiyor. Tahran yönetimi, askeri bir saldırı durumunda "karşılık vereceğini" ve bölgedeki tüm ABD üslerini hedef alabileceğini açıklamış durumda. Bu karşılıklı restleşme, gerilimin daha da tırmanma riskini beraberinde getiriyor.
Sonuç: Ortadoğu'da Yeni Bir Savaşın Eşiğinde mi?
Leon Panetta'nın uyarıları, ABD-İran geriliminin sadece bir ikili mesele olmadığını, küresel istikrarı tehdit eden bir boyuta ulaştığını gösteriyor. Eski savunma bakanının "üç seçenek" çerçevesi, aslında Washington'ın ne kadar dar bir manevra alanına sıkıştığını ortaya koyuyor. Diplomasi, yaptırım ve askeri güç arasında sıkışan Trump yönetiminin önümüzdeki aylarda nasıl bir yol izleyeceği, sadece Orta Doğu'nun değil, dünya siyasetinin de gündemini belirleyecek.
Panetta'nın deneyimi, ABD'nin geçmişte benzer çıkmazlarda nasıl hatalar yaptığını hatırlatıyor. Irak işgali ve Afganistan savaşı, askeri gücün siyasi hedeflere ulaşmada tek başına yeterli olmadığını gösterdi. İran'ın çok daha büyük, kalabalık ve bölgesel bağlantıları güçlü bir ülke olduğu düşünülürse, olası bir savaşın sonuçları çok daha yıkıcı olabilir. Bu nedenle Panetta'nın çağrısı, sadece bir uyarı değil, aynı zamanda bir yol haritası niteliği taşıyor: Önce diplomasi, sonra gerekiyorsa akılcı ve sınırlı baskı, en son çare olarak askeri güç. Ancak mevcut konjonktürde bu sıralamanın ne kadar uygulanabilir olduğu belirsizliğini koruyor.