Eski Avrupa Birliği Temsilcisi Sven Kühn von Burgsdorff, Harici Medya Genel Yayın Yönetmeni Tunç Akkoç’a yaptığı açıklamada, Avrupa Birliği’nin (AB) Gazze politikası ile insan hakları söylemi arasındaki derin çelişkiyi gözler önüne serdi. Burgsdorff, Brüksel’in İsrail’i dizginleyecek ortak kararlar alamamasını, karar mekanizmalarındaki oy birliği kuralına ve üye ülkeler arasındaki çıkar farklılıklarına bağladı.
AB’nin İkilemi: Değerler mi, Çıkarlar mı?
Burgsdorff, AB’nin Gazze’de yaşanan insanlık dramı karşısında sergilediği tutumu eleştirirken, “Gazze’de Avrupa Birliği değerleri öldü” ifadesini kullandı. Uzun yıllar Filistin’de AB temsilciliği yapmış olan Burgsdorff, birliğin Filistin halkına yönelik yardım çabalarını takdir etmekle birlikte, siyasi irade eksikliğini vurguladı. Ona göre AB, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi temel değerlerini Gazze’de uygulayamıyor.
Burgsdorff, AB’nin İsrail’e yönelik ortak bir tavır alamamasında, özellikle Macaristan ve Çekya gibi ülkelerin İsrail yanlısı tutumunun etkili olduğunu belirtti. Ayrıca Almanya’nın tarihsel sorumluluk gerekçesiyle İsrail’i eleştirmekten kaçındığını, Fransa’nın ise zaman zaman farklı bir çizgi izlediğini söyledi. Bu durum, AB’nin dış politikasında sıkça görüldüğü gibi, ortak bir kararın alınmasını engelliyor.
Karar Mekanizmalarındaki Tıkanıklık
Eski AB temsilcisi, karar mekanizmalarındaki oy birliği kuralının felç edici bir etki yarattığını ifade etti. “AB’nin dış politikası, üye ülkelerin oy birliği ile hareket etmesine dayanır. Ancak Gazze gibi kriz anlarında bu sistem, en zayıf halkanın belirlediği en düşük ortak paydayı üretir” dedi. Burgsdorff, bu nedenle AB’nin İsrail’e yönelik yaptırım veya silah ambargosu gibi somut adımlar atamadığını, sadece kınamalarla sınırlı kaldığını vurguladı.
Burgsdorff, AB’nin Gazze’ye insani yardım ulaştırma çabalarının önemli olduğunu ancak bunun siyasi bir çözümün yerini tutamayacağını belirtti. “AB, Filistinlilere yardım eli uzatırken, aynı anda İsrail’in saldırılarını durduramıyor. Bu çelişki, AB’nin güvenilirliğini zedeliyor” şeklinde konuştu.
Burgsdorff’a göre AB, Gazze’deki krizde daha proaktif bir rol oynamalıydı. Ancak bunun için üye ülkeler arasında güçlü bir siyasi irade birliği gerekiyor. Oysa mevcut durumda, özellikle Doğu Avrupa ülkeleri ve Almanya, İsrail’e yönelik sert tedbirler konusunda isteksiz.
Gazze’de yaşanan insani felaketin boyutları, AB’nin değerler krizi olarak da okunabilir. Burgsdorff, “AB, normatif bir güç olma iddiasını sürdürüyorsa, sözleriyle eylemleri arasındaki uçurumu kapatmak zorunda” dedi. Aksi halde AB’nin küresel bir aktör olarak etkisini kaybedeceğini savundu.
Burgsdorff, konuşmasının devamında, AB’nin İsrail-Filistin çatışmasına yönelik iki devletli çözüm vizyonunun da Gazze’deki yıkım nedeniyle sorgulanır hale geldiğini belirtti. “Artık iki devletli çözümün fiziki ve siyasi zemini kalmamıştır. AB, bu gerçeği görmeli ve politikalarını güncellemelidir” diye ekledi.
Son olarak Burgsdorff, AB’nin Gazze politikasının, birliğin dış politika yapımındaki yapısal zayıflıkları açıkça ortaya koyduğunu ifade etti. “Bu sadece Gazze meselesi değil, AB’nin küresel bir aktör olma kapasitesinin sınavıdır” dedi.
Burgsdorff’un bu çarpıcı değerlendirmeleri, AB’nin içinde bulunduğu değerler ve çıkar çelişkisini bir kez daha gündeme taşıdı. Birliğin Gazze’de sessiz kalmasının, sadece Filistinliler için değil, AB’nin geleceği için de sorunlu olduğu anlaşılıyor.