Kilis'te boşanma aşamasındaki eşi M.E. tarafından tabancayla vurulan 35 yaşındaki Hülya Eser, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Eser'in cenazesi, dün düzenlenen törenle gözyaşları arasında son yolculuğuna uğurlandı. Olay, kadına yönelik şiddetin bir kez daha gündeme gelmesine neden oldu.
Olayın Detayları
Olay, 9 Mart 2025 tarihinde Kilis'in merkezine bağlı bir mahallede meydana geldi. İddiaya göre, Hülya Eser boşanma sürecinde olduğu eşi M.E. ile bir süredir ayrı yaşıyordu. M.E., Hülya Eser'in evinin önünde tartıştığı sırada yanında getirdiği tabancayla ateş açtı. Kurşunların hedefi olan Hülya Eser ağır yaralanırken, M.E. olay yerinden kaçtı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Ağır yaralı olarak Kilis Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Hülya Eser, doktorların yoğun çabasına rağmen kurtarılamadı.
Cenaze Töreni
Hülya Eser'in cenazesi, Kilis'teki Ulu Camii'nde kılınan cenaze namazı sonrası toprağa verildi. Törene ailesi, yakınları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Gözyaşlarının sel olduğu törende, Hülya Eser'in annesi Fatma Eser, "Kızımı elimden aldılar. Yetkililerden adalet istiyorum" diyerek feryat etti. Kadın dernekleri de tören sırasında "Kadın yaşatır, erkek öldürür" sloganları attı.
Kadına Şiddet Sorunu
Bu acı olay, Türkiye'de her yıl yüzlerce kadının partnerleri veya eski eşleri tarafından öldürüldüğü gerçeğini bir kez daha hatırlattı. 2024 yılında Ankara'da 30 kadın, İstanbul'da 42 kadın benzer şekilde hayatını kaybetmişti. Kadın Sağlığı ve Dayanışma Derneği Başkanı Nevra İnanç, "Kadın cinayetleri, caydırıcı cezaların uygulanmaması ve koruma kanunlarının yetersizliği nedeniyle artıyor" dedi. İçişleri Bakanlığı verilerine göre, kadına yönelik şiddet olayları geçen yıla göre yüzde 12 oranında arttı.
Bağımsız Değerlendirme
Hülya Eser'in ölümü, kadına şiddetin önlenmesi için toplumsal farkındalık ve hukuki düzenlemelerin acil olduğunu gösteriyor. İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmenin kadına yönelik şiddeti artırdığına dair tartışmalar sürerken, bu tür olayların azalması için eğitim ve caydırıcı cezaların hayata geçirilmesi şart. M.E.'nin kısa süre içinde yakalanması, adaletin tecellisi için umut verse de, toplum olarak kadın cinayetlerini önlemek için hepimize görev düşüyor.