Suriye'nin İdlib kentindeki Sanayi Bölgesi'nde bu sabah kaydedilen güvenlik kamerası görüntüleri, Esed rejiminin yıllarca sürdürdüğü hava saldırılarının bölge halkında bıraktığı derin korkuyu bir kez daha gözler önüne serdi. Gökyüzünden gelen uçak sesinin duyulması üzerine çalışanların bir anda bulundukları yeri bırakıp kaçışması, özellikle çocukların yaşadığı travmanın boyutunu gösteriyor. Görüntüler, savaşın masum siviller üzerindeki psikolojik etkisini çarpıcı biçimde belgelerken, uluslararası toplumun Suriye'deki insani krize kayıtsız kalmasını da yeniden gündeme getirdi.
Güvenlik kamerasına yansıyan anlar
Güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerde, sabah saatlerinde işlerine devam eden kişiler ve çocuklar, aniden yükselen uçak sesiyle birlikte panik halinde koşarak binalara sığınıyor. Bir anda ortalığın karıştığı bölgede, küçük çocukların yakınlarını kaybetmemek için çırpınışları dikkat çekiyor. Bazı çocukların yere yatıp başlarını korumaya çalıştığı, bazılarının ise elleriyle kulaklarını kapatarak koştuğu görülüyor. Bu refleksler, yıllarca süren hava saldırılarının bölge halkında oluşturduğu travmanın ne kadar derin olduğunu gösteriyor. Görüntüler, sosyal medyada kısa sürede yayılarak geniş yankı uyandırdı.
Esed rejiminin hava terörü
Suriye'de iç savaşın başladığı 2011 yılından bu yana Esed rejimi, özellikle muhaliflerin kontrolündeki bölgelere yönelik hava saldırılarını aralıksız sürdürüyor. İdlib, muhaliflerin elindeki son büyük kent olması nedeniyle sık sık rejim ve Rusya'nın hedefi haline geliyor. Varil bombaları, füzeler ve savaş uçaklarıyla gerçekleştirilen saldırılarda binlerce sivil hayatını kaybetti, milyonlarca kişi yerinden edildi. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Suriye'de iç savaş boyunca 500 binden fazla kişi öldü, 13 milyona yakın insan ülkesini terk etmek zorunda kaldı. İdlib'de yaşayan halk, bugün bile gökyüzünden gelen herhangi bir sesin kendilerine yaşattığı korku ve panikle yaşamak zorunda.
Çocukların travması
Uzmanlar, savaşın çocuklar üzerindeki psikolojik etkilerine dikkat çekiyor. Çocuklarda görülen korku, kaygı, uyku bozuklukları, kabuslar ve içe kapanma gibi belirtiler, uzun vadeli travmatik stres bozukluğuna (TSSB) işaret ediyor. İdlib'deki çocuklar, uçak sesi duyduklarında hayatlarının tehlikede olduğunu düşünerek kaçışıyor; bu refleks, yaşadıkları dehşetin bir yansıması. Psikologlar, bu tür durumlarda çocuklara güven verilmesi ve psikososyal destek sağlanması gerektiğini vurguluyor. Ancak savaşın sürdüğü bir coğrafyada bu desteği sağlamak neredeyse imkansız.
Uluslararası toplumun sessizliği
Bu görüntüler, uluslararası toplumun Suriye'deki krize yönelik ikiyüzlü tutumunu da yeniden hatırlatıyor. Esed rejimine uygulanan yaptırımların ve kimyasal silah kullanımına yönelik kınamaların ötesinde, rejimin muhalif bölgelere yönelik hava saldırılarına etkili bir şekilde müdahale edilmiyor. İnsan hakları örgütleri, bu saldırıların savaş suçu teşkil ettiğini belirtse de, BM Güvenlik Konseyi'nde Rusya'nın vetosu nedeniyle herhangi bir yaptırım kararı çıkmıyor. İdlib'deki insani durum giderek kötüleşirken, uluslararası toplumun çözüm bulma konusundaki isteksizliği, bölge halkını çaresizliğe sürüklüyor.
Sonuç ve değerlendirme
İdlib'deki bu görüntüler, savaşın sadece fiziksel yıkıma değil, aynı zamanda toplumların psikolojik yapısına da ağır bir darbe vurduğunu gösteriyor. Çocukların en masum halleriyle gösterdiği bu tepki, aslında bir neslin travmasına tanıklık ediyor. Suriye krizi; siyasi çözüm arayışlarından çok, insani felakete dönüşmüş durumda. Esed rejiminin ve destekçilerinin savaş suçları cezasız kalırken, bölgede barışın tesisi giderek zorlaşıyor. Bu tablo karşısında uluslararası toplumun, sorumluluk sahibi aktörler olarak sadece kınamakla yetinmeyip, harekete geçmesi bir zorunluluk olarak karşımızda duruyor.