Ermenistan, Başbakan Nikol Paşinyan'ın son açıklamalarıyla yeniden uluslararası dengelerin odağına oturdu. Kafkasya'nın kilit ülkelerinden biri olan Ermenistan, Avrupa Birliği ile Rusya arasında sıkışmış bir dış politika tercihiyle karşı karşıya. Paşinyan, geçtiğimiz hafta yaptığı konuşmada "iki yol" metaforunu kullanarak ülkesinin önündeki seçenekleri netleştirmeye çalıştı. Bu ifade, hem iç politikada hem de bölgesel güç dengelerinde yeni bir tartışma başlattı.
Paşinyan'ın "İki Yol" Söyleminin Perde Arkası
Başbakan Nikol Paşinyan, Erivan'da düzenlenen bir toplantıda yaptığı konuşmada, "İki yol var demiştin, hangisini seçeyim?" sözleriyle aslında Ermenistan'ın dış politikadaki ikilemini özetledi. Bu ifade, 2018'deki kadife devrimden bu yana ülkenin Batı ile entegrasyon çabaları ile Rusya'ya olan tarihsel ve askeri bağımlılığı arasındaki gerilimi yansıtıyor. Paşinyan'ın bu söylemi, özellikle Avrupa Birliği'nin 2023 yılında Ermenistan'a yönelik sivil misyon başlatması ve Rusya'nın buna tepkisi bağlamında daha da anlam kazandı.
Uzmanlara göre, Ermenistan'ın önünde iki ana yol bulunuyor: Birincisi, AB ile daha yakın ilişkiler kurarak ekonomik ve siyasi reformları hızlandırmak; ikincisi ise Rusya liderliğindeki Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ) ve Avrasya Ekonomik Birliği'ne (AEB) bağlı kalmaya devam etmek. Ancak bu yolların her biri beraberinde riskler taşıyor.
AB-Rusya Rekabetinde Ermenistan'ın Stratejik Konumu
Ermenistan, coğrafi olarak Rusya'ya yakın olmasına rağmen, son yıllarda Batı'ya yönelik somut adımlar attı. 2023'te AB, Ermenistan sınırına sivil bir gözlem misyonu konuşlandırarak, ülkenin Azerbaycan ile yaşadığı sınır anlaşmazlıklarında tarafsız bir gözlemci rolü üstlenmek istedi. Buna karşılık Rusya, bölgede nüfuzunu kaybetme endişesiyle tepki gösterdi. Moskova yönetimi, AB'nin adımlarını "bölgeye dış müdahale" olarak nitelendirdi.
Ekonomik veriler de Ermenistan'ın iki yol arasında sıkıştığını gösteriyor. Ülke, AEB üyeliği sayesinde Rusya'dan düşük fiyatlı enerji ithal ediyor, ancak aynı zamanda AB ile Kapsamlı ve Geliştirilmiş Ortaklık Anlaşması'nı (CEPA) imzalayarak ticaret hacmini artırmaya çalışıyor. 2022 verilerine göre Ermenistan'ın dış ticaretinde Rusya'nın payı %30'un üzerindeyken, AB ülkelerinin payı %25 civarında. Bu denge, ülkenin tamamen Batı'ya yönelmesini zorlaştırıyor.
İç politikada ise Paşinyan'ın bu söylemi, muhalefetin sert eleştirilerine maruz kalıyor. Eski Devlet Başkanı Robert Koçaryan'ın liderliğindeki muhalefet, Paşinyan'ın Batı yanlısı politikalarını "milli çıkarlara ihanet" olarak değerlendiriyor. Koçaryan, geçtiğimiz ay yaptığı açıklamada, "Ermenistan'ın güvenliği ancak Rusya ile sağlanabilir" diyerek Paşinyan'ı hedef aldı.
Bölgesel Dinamikler ve Gelecek Senaryoları
Ermenistan'ın tercihini etkileyen bir diğer faktör de Azerbaycan ile devam eden Karabağ sorunu. 2020 savaşının ardından imzalanan ateşkes anlaşması, Rusya'nın arabuluculuğunda yürürlüğe girdi. Ancak Paşinyan, Rus barış güçlerinin anlaşmanın şartlarını tam olarak uygulamadığını düşünüyor. Bu durum, Erivan'ın Moskova'ya olan güvenini sarsıyor.
Son olarak, ABD ve Fransa'nın arabuluculuk çabaları da Paşinyan'ın elini güçlendiriyor. 2024 yılı içinde Brüksel'de yapılması planlanan Ermenistan-Azerbaycan zirvesi, taraflar arasında nihai barış anlaşmasına varılması için son şans olarak görülüyor. Paşinyan, bu süreçte AB'nin desteğini alarak Rusya'ya olan bağımlılığını azaltmayı hedefliyor.
Tüm bu gelişmeler ışığında, Ermenistan'ın önümüzdeki dönemde dış politikasını netleştirmesi bekleniyor. Ancak Paşinyan'ın "iki yol" metaforu, ülkenin kısa vadede tam bir dönüşüm yapmasının zor olduğunu gösteriyor. Bağımsız analistlere göre, Ermenistan'ın en akılcı seçeneği, hem Batı hem de Rusya ile iyi ilişkiler kurarak bir denge politikası izlemek. Bu yaklaşım, ülkenin güvenliğini ve ekonomik çıkarlarını korurken, bölgesel istikrara da katkı sağlayabilir.