İfade Özgürlüğü Derneği'nin (İÖD) eylül ayı verilerine göre, Türkiye'de en az 1.270 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildi. Hesapların tamamına yakını X (eski adıyla Twitter) tarafından Türkiye'de görünmez kılınırken, engellemelerin gazetecilerden akademisyenlere, siyasetçilerden sıradan kullanıcılara kadar geniş bir kesimi etkilediği belirtildi. Hukukçular, artan erişim engellemelerini 'sansür memurları döndü' ifadesiyle değerlendirerek, uygulamanın ifade özgürlüğünü sistematik biçimde kısıtladığını vurguladı.
İÖD Raporu: 1.270 Hesap Erişime Kapatıldı
İfade Özgürlüğü Derneği'nin eylül ayına ilişkin raporu, sosyal medya platformlarında artan baskıyı gözler önüne serdi. Rapora göre, geçtiğimiz ay boyunca toplam 1.270 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildi. Engellenen hesapların büyük çoğunluğu X platformunda yer alıyor. Platform, Türkiye'deki kullanıcılar için bu hesapları görünmez kılarak erişimi fiilen imkânsız hale getiriyor. İÖD, söz konusu engellemelerin gerekçelerine dair şeffaf bir bilgilendirme yapılmadığını, kararların arkasındaki hukuki dayanağın kamuoyuyla paylaşılmadığını belirtti.
Dernek, engellenen hesaplar arasında gazetecilerin, akademisyenlerin, insan hakları savunucularının ve muhalif siyasetçilerin bulunduğunu aktardı. Bu durum, erişim engellemelerinin belirli bir kesimi hedef aldığı yönündeki endişeleri güçlendiriyor. İÖD, raporunda erişim engellerinin yalnızca bireysel hesaplarla sınırlı kalmadığını, haber siteleri ve bağımsız medya kuruluşlarının da benzer şekilde etkilendiğini vurguladı.
Hukukçular: 'Sansür Memurları Döndü'
Artan erişim engellemeleri, hukuk çevrelerinde tepkiyle karşılandı. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan hukukçular, uygulamanın Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğüyle bağdaşmadığını savundu. Bir hukukçu, "Sansür memurları döndü" diyerek, erişim engellemelerinin keyfi biçimde uygulandığını ve yargı denetiminden yoksun olduğunu ifade etti.
Hukukçulara göre, erişim engelleme kararları çoğunlukla mahkeme kararı olmaksızın, idari birimler tarafından hızlıca alınabiliyor. Bu durum, kararların hukuki denetimini zorlaştırırken, vatandaşların haber alma ve bilgiye erişme hakkını da ihlal ediyor. Ayrıca, engellemelerin süresi ve kapsamı konusunda şeffaflık bulunmaması, keyfi uygulamaların önünü açıyor.
Engellemelerin Kapsamı ve Etkileri
İÖD verilerine göre, eylül ayındaki erişim engelleri yalnızca X ile sınırlı değil. Diğer sosyal medya platformları, haber siteleri ve bloglar da zaman zaman erişime kapatılıyor. Ancak X'in Türkiye'de görünmez kılma yöntemi, engellemelerin kullanıcılar tarafından fark edilmesini zorlaştırıyor. Bir hesaba erişim engeli getirildiğinde, kullanıcılar o hesabın içeriklerine ulaşamıyor ve engellemenin varlığından çoğu zaman haberdar olamıyor.
Engellemelerden etkilenen gazeteciler, haber kaynaklarına erişimde zorluk yaşadıklarını, kamuoyunu bilgilendirme görevlerini yerine getiremediklerini dile getiriyor. Akademisyenler ise özellikle araştırma ve veri toplama süreçlerinde sosyal medyanın kritik bir araç olduğunu, erişim engellerinin bilimsel çalışmaları sekteye uğrattığını belirtiyor.
Arka Plan: Erişim Engellemelerinde Artış Trendi
Türkiye'de sosyal medya erişim engellemeleri son yıllarda artış eğiliminde. İfade Özgürlüğü Derneği'nin önceki raporlarına göre, 2023 yılı boyunca on binlerce hesap ve içerik erişime kapatıldı. Özellikle seçim dönemlerinde, doğal afetlerde ve toplumsal olaylarda engellemelerin yoğunlaştığı gözlemleniyor. Uzmanlar, bu durumun bilgi kirliliğini önleme amacı taşıdığı iddiasının aksine, muhalif sesleri susturma işlevi gördüğünü savunuyor.
Uluslararası kuruluşlar da Türkiye'deki erişim engellemelerini yakından takip ediyor. Avrupa Birliği ve sivil toplum kuruluşları, Türkiye'yi ifade özgürlüğü konusundaki yükümlülüklerini yerine getirmeye çağırıyor. Ancak son veriler, mevcut politikaların tersine bir seyir izlediğini ortaya koyuyor.
Bağımsız Değerlendirme
Erişim engellemelerinin yoğunluğu, Türkiye'de dijital alanın giderek daha fazla kontrol altına alındığını gösteriyor. Hukukçuların "sansür memurları döndü" ifadesi, yalnızca bir eleştiri değil, aynı zamanda hukuk devleti ilkesine yönelik bir uyarı niteliği taşıyor. İfade özgürlüğünün korunması, demokratik bir toplumun temel taşıdır. Erişim engellemelerinin şeffaf, ölçülü ve yargı denetimine açık bir şekilde uygulanması, hem bireysel hakların korunması hem de toplumsal bilgi akışının sağlıklı işlemesi açısından elzemdir. Aksi halde, dijital otoriterleşme eğilimleri daha da derinleşebilir.