7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenlenecek 36. NATO Liderler Zirvesi öncesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump'ın gerçekleştireceği görüşme, ittifakın geleceğine yön verecek kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. İkili liderlerin zirve marjında bir araya gelmesi beklenirken, Türkiye'nin NATO içindeki "çekirdek ülke" rolü ve savunma iş birliği başta olmak üzere birçok başlık masada olacak.
Zirvenin ana gündemi: Güvenlik ve ittifak dayanışması
NATO Zirvesi'nde, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırılarının ardından ittifakın doğu kanadının güçlendirilmesi, terörle mücadele ve savunma harcamalarının artırılması gibi konular ele alınacak. Türkiye, özellikle Suriye ve Doğu Akdeniz'deki güvenlik endişelerini gündeme taşıyarak, ittifakın stratejik yaklaşımında değişiklik talep edecek. Erdoğan-Trump görüşmesinde, F-35 programı ve S-400 krizi gibi ikili ilişkilerdeki pürüzlerin aşılması için ortak bir zemin aranacak.
Türkiye'nin çekirdek ülke statüsü ve NATO'daki paradigma değişimi
NATO'nun yeni stratejik konseptinde Türkiye'nin "çekirdek ülke" olarak tanımlanması, ittifakın güney kanadında önemli bir aktör olduğunu teyit ediyor. Uzmanlar, bu statünün Türkiye'ye daha fazla söz hakkı ve sorumluluk getireceğini belirtiyor. Özellikle terörle mücadele ve bölgesel istikrar konularında Türkiye'nin rolü, NATO'nun yeni güvenlik mimarisinde merkezi bir konuma yerleşiyor. Bu çerçevede, Erdoğan-Trump görüşmesinde, PKK/YPG ile mücadelede daha somut adımlar atılması ve savunma sanayii iş birliğinin derinleştirilmesi bekleniyor.
Diplomatik kaynaklara göre, zirvede ayrıca iklim değişikliğinin güvenlik boyutu ve enerji güvenliği gibi yeni tehdit alanları da ele alınacak. Türkiye, enerji koridorları ve lojistik merkez olma potansiyeliyle ittifakın enerji güvenliğinde kilit bir rol oynuyor. Erdoğan'ın bu konularda da somut projeleri gündeme getirmesi bekleniyor.
Zirve sonunda yayınlanacak ortak bildiride, müttefiklerin dayanışma vurgusu öne çıkarken, Türkiye'nin çekirdek ülke rolünün altı çizilecek. Ancak, özellikle Yunanistan ile devam eden Ege ve Doğu Akdeniz anlaşmazlıkları, ittifak içinde zaman zaman gerginliklere yol açabiliyor. Bu nedenle, liderlerin yapıcı diyalog çağrısı yapması ve mevcut sorunların NATO çerçevesinde çözülmesi yönünde ortak irade sergilemesi önem taşıyor.
Sonuç olarak, Erdoğan-Trump zirvesi, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu pekiştirecek ve yeni güvenlik konseptine yön verecek. İki liderin kişisel diyaloğu, ittifakın geleceği açısından kritik bir sınav olarak görülüyor. Zirvede alınacak kararlar, sadece Türkiye-ABD ilişkilerini değil, tüm NATO müttefiklerini etkileyecek.