Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Katar merkezli El Cezire kanalına verdiği mülakatta ABD Başkanı Donald Trump'ın F-35 savaş uçakları ile ilgili verdiği sözün üzerinden 40 gün geçmesine rağmen somut bir adım atılmamasına sert tepki gösterdi. Erdoğan, iki ülke arasındaki savunma sanayii iş birliğinin önemine vurgu yaparak, ABD'nin tutumunun ittifak ruhuna gölge düşürdüğünü ifade etti.
F-35 Krizinde Yeni Perde
ABD ile Türkiye arasında F-35 programından çıkarılma süreci, uzun süredir ilişkilerin en önemli gerginlik kaynaklarından biri olarak duruyor. Türkiye'nin Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi almasının ardından ABD, Ankara'yı F-35 programından çıkarmış ve 2019 yılında Türkiye'ye teslim edilmeyen uçakların el konulması sürecini başlatmıştı. Ancak son dönemde Trump yönetiminin Türkiye'ye yönelik daha ılımlı bir politika izlediği, hatta F-35 konusunda yeni bir değerlendirme yapılabileceği sinyalleri verilmişti. Erdoğan'ın bu açıklaması, bu sinyallerin ne kadarının gerçekleştiği konusunda önemli bir gösterge niteliği taşıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, El Cezire'ye yaptığı açıklamada, "Sayın Trump'la yaptığımız görüşmede F-35 konusunda olumlu bir yaklaşım sergilemişti. Ancak verdiği sözün üzerinden 40 gün geçmesine rağmen henüz somut bir adım atılmadı. Bu durum, müttefiklik ilişkilerimiz açısından kabul edilebilir değildir" dedi. Erdoğan, ayrıca Türkiye'nin savunma sanayiinde kendi milli projelerini geliştirmeye devam edeceğini ve dışa bağımlılığı azaltacak adımlar atacağını vurguladı.
Stratejik Ortaklık ve Savunma Sanayii
Türkiye ile ABD arasındaki savunma iş birliği, tarihsel olarak NATO çerçevesinde yürütülen en önemli ortaklıklardan birini oluşturuyor. F-16 savaş uçakları, başta olmak üzere birçok platformda iş birliği devam ederken, F-35 krizi bu ilişkileri derinden yaralamıştı. Türkiye, F-35 programına 1.4 milyar dolardan fazla yatırım yapmış ve üretim sürecine önemli katkılar sağlamıştı. ABD'nin tek taraflı olarak Türkiye'yi programdan çıkarması, iki ülke arasındaki güveni sarsmıştı. Erdoğan'ın bu açıklaması, Türkiye'nin bu konudaki beklentisini ve hayal kırıklığını bir kez daha ortaya koyuyor.
Öte yandan ABD'de başkanlık seçimlerinin yaklaşması, bu tür açıklamaların daha da kritik hale gelmesine neden oluyor. Trump yönetimi, Türkiye ile ilişkileri onarmak için çeşitli adımlar atmayı planladığını ifade etmiş olsa da, bu adımların hayata geçirilmesinde yaşanan gecikmeler Ankara'da memnuniyetsizlik yaratıyor. Uzmanlar, F-35 meselesinin sadece bir savunma tedarik sorunu olmadığını, aynı zamanda iki ülke arasındaki stratejik güvenin de bir testi olduğunu belirtiyor.
Türkiye'nin Milli Savunma Hamleleri
Türkiye, F-35 krizinden çıkardığı derslerle savunma sanayiinde kendi milli projelerine hız vermiş durumda. Milli Muharip Uçak (MMU) KAAN projesi, bu alandaki en iddialı girişim olarak öne çıkıyor. Ayrıca İnsansız Savaş Uçağı Kızılelma gibi projelerle, hava gücünde dışa bağımlılığını azaltmayı hedefliyor. Savunma Sanayii Başkanlığı'nın yürüttüğü projeler, Türkiye'nin bu alandaki yetkinliğini her geçen gün artırdığını gösteriyor. Erdoğan'ın açıklaması da bu milli projelere verilen önemi bir kez daha teyit ediyor.
ABD'nin F-35 konusundaki tutumu, Türkiye'nin alternatif arayışlarını da beraberinde getiriyor. Rusya'dan S-400 alımı, bu arayışın bir sonucu olsa da, Ankara'nın Batı ile iş birliğine devam etme isteği devam ediyor. Erdoğan'ın El Cezire'ye yaptığı bu açıklama, Türkiye'nin ABD'den beklentilerini net bir şekilde ortaya koyarken, aynı zamanda iki ülke arasındaki diyaloğun sürdüğüne işaret ediyor.
Sürecin Geleceği
Gözler şimdi Trump yönetiminin bu ihtara nasıl cevap vereceğine çevrilmiş durumda. ABD Savunma Bakanlığı'ndan konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmış değil. Ancak Türkiye'nin bu açıklaması, önümüzdeki günlerde ABD-Türkiye hattında yaşanacak görüşmelere yön verebilir. F-35 programının geleceği, sadece iki ülkenin savunma tedarik süreçlerini değil, aynı zamanda NATO'nun doğu kanadındaki güvenlik mimarisini de yakından ilgilendiriyor. Türkiye'nin stratejik konumu, bu krizin çözümünü daha da önemli kılıyor.
Bağımsız analistlere göre, Erdoğan'ın bu çıkışı, ABD'ye yönelik bir baskı aracı olarak da yorumlanabilir. Türkiye, F-35 alternatifi olarak kendi milli uçağını geliştirdiği sürece, ABD'nin elindeki kozların zayıfladığına dikkat çekiliyor. Bu durum, müzakerelerde Türkiye'nin elini güçlendirdiği gibi, iki ülkenin de çıkarına olacak bir çözüm bulunmasını kolaylaştırabilir. Ancak zamanın daralması, tarafların daha hızlı hareket etmesi gerektiğini gösteriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu açıklamasının ardından, ABD'den gelecek her türlü geri adım, ilişkilerin normalleşmesi sürecinde önemli bir kilometre taşı olarak kayıtlara geçecek.