Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Al Jazeera televizyonuna verdiği özel mülakatta Türkiye'nin Suriye ve Gazze başta olmak üzere bölgesel krizlerde oynayacağı role dair net mesajlar verdi. Erdoğan, "Türkiye, mazlumların yanında olmaya devam edecek. Suriye'nin yeniden ayağa kalkması ve Gazze'de akan kanın durması için elimizden geleni yapacağız" ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, Ankara'nın son dönemde izlediği aktif dış politikayı teyit eder nitelikte.
Suriye ile Yeni Dönem
Erdoğan, Suriye'deki son duruma ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, Şam ile diyaloğun arttırılmasının önemine işaret etti. "Suriye'nin toprak bütünlüğü ve siyasi birliği bizim için vazgeçilmezdir. Bu çerçevede, kardeşlerimizin de desteğiyle yeni bir dönemin kapılarını araladık" dedi. Türkiye'nin, Suriye'nin kuzeyinde oluşturulmaya çalışılan terör koridoruna asla müsaade etmeyeceğini vurgulayan Erdoğan, sosyal hayatın normale dönmesi için de çalıştıklarını belirtti. Bu bağlamda, daha önce gündeme gelen Ankara-Şam hattındaki istihbarat düzeyindeki temasların, üst düzeyde devam etmesi bekleniyor. Bölgede kalıcı istikrarın sağlanması için uluslararası topluma da çağrı yapan Erdoğan, Suriye'ye yönelik yaptırımların kaldırılması ve yeniden imar çalışmaları için kaynak ayrılması gerektiğini söyledi.
Mekke Anlaşması ve İslam İşbirliği
Konuşmasında, İslam dünyasının birliğine de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mekke Anlaşması'nın önemini vurguladı. "Mekke'de varılan mutabakat, İslam ülkeleri arasındaki ihtilafların çözümünde önemli bir adımdır. Bu anlaşmanın ruhuna uygun hareket ederek, ümmetin birlik ve beraberliğini güçlendirmeliyiz" ifadelerini kullandı. Erdoğan, özellikle Filistin meselesinde İslam ülkelerinin ortak tavır sergilemesinin şart olduğunu belirtti. "Gazze'de yaşananlar, sadece Filistin'in değil, tüm insanlığın vicdanını yaralamaktadır. Bu zulme karşı ortak bir duruş sergilemek hepimizin görevidir" dedi.
F-35 Krizi ve Savunma Sanayiinde Yerelleşme
Mülakatın bir diğer önemli bölümünü ise F-35 savaş uçağı krizi oluşturdu. Erdoğan, Türkiye'nin F-35 programından çıkarılmasının haksız bir karar olduğunu yineleyerek, "Bu karar, müttefiklik ruhuna aykırıdır. Türkiye, savunma sanayiinde dışa bağımlılığı azaltmak için kendi milli projelerini geliştirmeye devam edecektir. KAAN gibi projelerimiz, bu alandaki kararlılığımızın göstergesidir" diye konuştu. Bu açıklamalar, Türkiye'nin savunma sanayiindeki atılımlarını sürdüreceğine işaret ediyor. Öte yandan, ABD ile ilişkilerdeki gerginliklerin, yeni yönetimle birlikte yumuşama eğilimine girdiği yorumları yapılıyor.
Bölgesel Güç Olarak Türkiye'nin Rolü
Uzmanlara göre Erdoğan'ın açıklamaları, Türkiye'nin bölgesel ve küresel bir güç olarak kendi bağımsız dış politika eksenini oluşturduğunu gösteriyor. Özellikle Suriye'deki krizin başlangıcından bu yana Ankara, sahada ve diplomasi masasında aktif bir rol üstlendi. Gazze'de ise ateşkesin sağlanması ve insani yardımların ulaştırılması noktasında yoğun çaba harcıyor. Türkiye'nin bu tutumunun, uluslararası kamuoyunda takdirle karşılandığı da ifade ediliyor. Ancak bazı çevreler, Türkiye'nin bölgedeki angajmanının sınırlarını ve maliyetini tartışmaya açarken, Erdoğan'ın bu politikalarının arkasında olduğu net şekilde görülüyor.