Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, son dönemde peş peşe patlak veren skandallarla gündemden düşmeyen Türk Kızılayı'nı överek, kurumun "ülkeyi en iyi şekilde temsil ettiğini" savundu. Erdoğan'ın övgü dolu sözleri, Kızılay'ın deprem bölgesinde çadır ve gıda satışı, Ensar Vakfı'na aktarılan bağışlar ve çeşitli usulsüzlük iddialarını yeniden gündeme taşıdı.
Erdoğan'dan Kızılay'a tam destek
AKP'li Cumhurbaşkanı, bir programda yaptığı konuşmada Kızılay'ın çalışmalarını överek, "Kızılay, ülkemizi en iyi şekilde temsil eden kurumlarımızdan biridir. Depremden sele, yangından göçe kadar her türlü afette milletimizin yanında olmuş, uluslararası alanda da adından söz ettirmiştir" ifadelerini kullandı. Erdoğan, Kızılay'ın sadece yurt içinde değil, yurt dışında da önemli insani yardım faaliyetleri yürüttüğünü belirterek, "Kızılay'ımızın itibarını zedelemeye yönelik kampanyalara prim vermemeliyiz. Bu kurum, geçmişten günümüze kadar gelen bir vakıf kültürünün temsilcisidir" dedi.
Ancak Erdoğan'ın bu sözleri, Kızılay hakkında son aylarda artan usulsüzlük ve yolsuzluk iddialarının gölgesinde kaldı. Özellikle 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman gibi illerde kurulan konteyner kentlerde Kızılay tarafından ücretsiz dağıtılması gereken çadır ve gıda malzemelerinin satıldığı yönünde çok sayıda ihbar ve şikayet gelmişti. Bunun yanında, Kızılay'ın Ensar Vakfı'na usulsüz bağış aktardığı iddiaları da kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı.
Skandallar kronolojisi
Kızılay, son iki yıldır peş peşe gelen iddialarla sarsılıyor. 2023 yılında deprem bölgesinde TIR'lar dolusu çadırın satıldığı yönündeki haberler, kurumun itibarını ciddi şekilde zedelemişti. İddialar üzerine Kızılay yönetimi, "bazı çadırların ihtiyaç fazlası olduğu gerekçesiyle satıldığını" açıklamıştı ancak kamuoyu bu açıklamayı yeterli bulmamıştı. Daha sonra, Kızılay'ın depremzedelere dağıtmak üzere toplanan gıda kolilerini marketlere sattığı yönünde yeni iddialar ortaya atılmıştı.
2024 yılında ise Kızılay'ın Ensar Vakfı'na yüz milyonlarca lira bağış aktardığı ortaya çıktı. Kızılay yönetimi, bu bağışların "proje bazlı olduğunu ve vakfın eğitim faaliyetlerine destek vermek amacıyla yapıldığını" belirtse de, bu açıklama tartışmaları sonlandırmadı. Muhalefet partileri, Kızılay'ın bağımsız bir yardım kuruluşu olması gerekirken, iktidara yakın vakıflara kaynak aktardığını öne sürdü.
Bunların yanı sıra, Kızılay üst yönetimine yakın isimlerin lüks araç kiralama, yurtdışı seyahat gibi harcamaları da eleştiri konusu oldu. CHP Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Gül, "Kızılay, çadır satan, bağışları vakıflara aktaran, lüks harcamalar yapan bir kurum haline geldi. Erdoğan'ın bu övgüsü, milletin vicdanında karşılık bulmamaktadır" dedi.
Kızılay'dan savunma
Kızılay yönetimi, hakkındaki iddialara karşı çeşitli basın açıklamaları yaparak kurumun şeffaf olduğunu ve tüm hesaplarının denetime açık bulunduğunu savundu. Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz, "Kızılay, 155 yıllık köklü bir kurumdur. Hakkımızdaki iddiaların büyük kısmı asılsızdır. Biz, depremden itibaren 5 milyondan fazla kişiye yardım ulaştırdık. Çadır satışı iddiası ise tamamen yanlış anlaşılmadan ibarettir" şeklinde konuştu. Ancak bu açıklamalar, kamuoyunu tatmin etmeye yetmedi.
Kızılay'ın bağış toplama faaliyetleri de mercek altına alındı. Özellikle deprem sonrası toplanan 11 milyar TL'lik bağışın ne kadarının afetzedelere ulaştığı konusu hala belirsizliğini koruyor. Sayıştay raporlarında Kızılay'ın mali kayıtlarında usulsüzlükler olduğu belirtilirken, kurumun bazı harcamalarının "kamu yararına" kriterine uymadığı vurgulanmıştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu övgüsü, Kızılay'ı yeniden tartışmaların odağına oturttu. Sosyal medyada "Kızılay zaten ülkeyi temsil ediyor: çadır satışıyla, bağış kaçırmayla..." gibi yorumlar yapılırken, iktidara yakın kesimler ise Erdoğan'ın sözlerini destekledi. Kızılay'ın önümüzdeki dönemde yeni skandallarla mı gündeme geleceği yoksa bu övgülerle mi itibarını kurtaracağı merak konusu.
Kızılay'ın içinde bulunduğu durum, Türkiye'deki yardım kuruluşlarının denetimi ve şeffaflığı konusunu bir kez daha gündeme getirdi. Bağımsız denetim mekanizmalarının yetersizliği, kamu yararına çalışan dernek ve vakıfların mali işlemlerinin düzenli olarak denetlenmesi gerekliliğini ortaya koyuyor. Kızılay gibi köklü bir kurumun, üzerindeki bu tartışma bulutlarından kurtulması ancak tam şeffaflık ve bağımsız denetimle mümkün olabilir.