Türkiye'de engelli istihdamına yönelik yasal düzenlemelere rağmen, işverenlerin bir kısmı cezai yaptırımları göze alarak engelli çalıştırmaktan kaçınıyor. Engelli İstihdamı Uzmanı Mehmet Kızıltaş, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Hala 'Ben cezayı öderim ama engelli aday gelmesin' diyen firmalar var. Hatta bazıları 50 çalışan sınırını geçmemek için yeni şirket kuruyor." dedi. Bu durum, engelli bireylerin iş gücüne katılımının önündeki en büyük engellerden birini oluşturuyor.
Mevcut sistemdeki aksaklıklar
4857 sayılı İş Kanunu'na göre, 50 veya daha fazla işçi çalıştıran özel sektör işverenleri, toplam işçi sayısının yüzde 3'ü oranında engelli işçi istihdam etmek zorunda. Kamu işverenleri için bu oran yüzde 4 olarak belirlenmiş durumda. Ancak uygulamada, birçok işveren bu yükümlülüğü yerine getirmek yerine, her bir engelli için ödenmesi gereken idari para cezasını ödemeyi tercih ediyor. Kızıltaş, "Cezalar caydırıcı olmaktan uzak. Bir işveren için engelli çalıştırmak yerine ceza ödemek bazen daha ucuz geliyor. Ayrıca, işverenler engelli çalışanların verimsiz olacağı yönünde ön yargılara sahip. Bu da istihdam oranlarını düşürüyor." ifadelerini kullandı.
Firma sayısını artırma taktiği
Kızıltaş'ın dikkat çektiği bir diğer nokta, bazı firmaların yasal yükümlülükten kaçmak için yeni şirketler kurması. 50 çalışan sınırını aşan işletmeler, bu engeli aşmak için mevcut şirketlerini bölüp daha küçük ölçekli firmalar oluşturuyor. Bu sayede yasal zorunluluktan kurtuluyorlar. "Bu, kanunun açıklarından biri. Denetimler artırılmalı ve bu tür yapay yapılanmalar tespit edilmeli." diyen Kızıltaş, mevcut sistemin revize edilmesi gerektiğini vurguluyor.
Yeni politika önerileri
Uzmanlara göre, engelli istihdamının artırılması için hem caydırıcılığı yüksek cezalar hem de teşvik edici mekanizmalar bir arada uygulanmalı. Kızıltaş, "Cezalar artırılmalı ve düzenli denetimler yapılmalı. Ayrıca, engelli çalıştıran firmalara vergi indirimi, prim teşviki gibi avantajlar sağlanmalı. İş yerlerine yönelik fiziksel düzenlemeler için devlet desteği verilmeli." önerilerinde bulundu. Engelli bireylerin işe alım sürecinde danışmanlık hizmeti sunulması ve işverenlerin ön yargılarını kırmak için farkındalık eğitimleri düzenlenmesi de çözüm önerileri arasında yer alıyor.
Toplumsal fayda boyutu
Engelli istihdamı sadece yasal bir yükümlülük değil, aynı zamanda toplumsal bütünleşme ve ekonomik kalkınma açısından da önem taşıyor. Engelli bireylerin çalışma hayatına katılımı, onların özgüvenini artırırken, iş gücü piyasasına da katkı sağlıyor. Kızıltaş, "Engelli bireyler, birçok alanda başarılı işlere imza atabilir. Önemli olan onlara fırsat vermek. İşverenler, sadece yasal zorunluluktan değil, insani ve vicdani bir sorumluluk olarak da engelli istihdamına önem vermeli." dedi.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2023 yılında Türkiye'de engelli nüfus oranı yaklaşık yüzde 7 civarında. Ancak bu nüfusun iş gücüne katılım oranı oldukça düşük. Engelli bireylerin istihdam edilmesi, hem bireysel refahı artıracak hem de ülke ekonomisine katkı sağlayacaktır. Bu nedenle, mevcut politikaların gözden geçirilerek yeni ve etkili yöntemler geliştirilmesi büyük önem taşıyor.