Bloomberg HT'nin gerçekleştirdiği ankete katılan piyasa profesyonelleri, önümüzdeki üç yıl için ortalama yıllık enflasyon beklentilerini paylaştı. Anket sonuçlarına göre, 2025 yılı için ortalama enflasyon beklentisi yüzde 20-25 aralığında yoğunlaşırken, 2026 ve 2027 yıllarında bu oranın kademeli olarak düşmesi bekleniyor. Katılımcıların yüzde 40'ı 2025'te enflasyonun yüzde 20-25 bandında olacağını öngörürken, yüzde 30'u yüzde 25-30 aralığını tahmin ediyor.
2026 Yılı Beklentileri
2026 yılı için katılımcıların yüzde 35'i enflasyonun yüzde 15-20 aralığında gerçekleşeceğini düşünüyor. Yüzde 25'lik bir kesim ise yüzde 10-15 bandını bekliyor. Daha yüksek oran öngörenlerin oranı ise yüzde 20 ile yüzde 20-25 aralığında. Bu dağılım, 2026'da enflasyonun önemli ölçüde yavaşlayacağına işaret ediyor.
2027 Yılı Beklentileri
2027 yılı için beklentiler daha da iyimser. Katılımcıların yarısı enflasyonun yüzde 10-15 aralığında olacağını tahmin ediyor. Yüzde 30'u ise yüzde 5-10 bandını öngörüyor. Yüksek enflasyon öngörenlerin oranı yüzde 20'nin altına düşüyor. Bu veriler, uzun vadeli enflasyon beklentilerinin çıpalanmaya başladığını gösteriyor.
Anketin Kapsamı ve Katılımcı Profili
Ankete, bankalar, aracı kurumlar ve portföy yönetim şirketlerinden 50'den fazla ekonomist ve stratejist katıldı. Katılımcılar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) sıkı para politikası duruşunun devam etmesi ve mali disiplinin sağlanması halinde dezenflasyon sürecinin hızlanacağını belirtiyor. Ancak jeopolitik riskler ve gıda fiyatlarındaki oynaklık en önemli yukarı yönlü riskler olarak sıralanıyor.
Ekonomistler, özellikle 2025 yılının ilk yarısında baz etkisi nedeniyle enflasyonun yüksek seyredebileceğini, ancak ikinci yarıdan itibaren belirgin bir düşüş yaşanabileceğini ifade ediyor. 2026 ve 2027 yıllarında ise TCMB'nin orta vadeli hedef olan yüzde 5'e yakınsama için önemli mesafe kaydedeceği öngörülüyor.
Genel olarak, anket sonuçları piyasanın dezenflasyon sürecine olan güveninin arttığını, ancak kısa vadede yüksek enflasyonun devam edeceği gerçeğini kabul ettiğini ortaya koyuyor. Bu durum, yatırımcıların ve politika yapıcıların önümüzdeki dönemde dengeli bir yaklaşım benimsemesi gerektiğine işaret ediyor.