Türkiye, 1919'dan beri Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde emperyalizme karşı topyekûn bir direniş sergiliyor. Bu süreçte padişahlık rejiminden laik cumhuriyete, yarı sömürge konumundan tam bağımsızlığa ve tarım toplumundan endüstriyel üretime geçişin temelleri atıldı. Emperyalist güçlerin muhalefeti biçimlendirme çabaları ise bugüne kadar süregeldi.
Atatürk'ün bağımsızlık rotası
Kurtuluş Savaşı ile başlayan bağımsızlık mücadelesi, 1923'te cumhuriyetin ilanıyla taçlandı. Atatürk, emperyalizmin dayattığı kapitülasyonlara ve manda yönetimine karşı çıkarak Türkiye'nin kendi kaderini tayin hakkını savundu. Bu mücadele, yalnızca askeri alanda değil, ekonomik ve toplumsal alanlarda da köklü dönüşümleri beraberinde getirdi. Devletçilik ilkesiyle planlı kalkınma hamleleri başlatıldı ve yabancı sermaye denetimi azaltıldı.
Emperyalizmin muhalefetteki yansımaları
Emperyalist ülkeler, Türkiye'deki muhalefet hareketlerini yönlendirerek kendi çıkarlarını korumaya çalıştı. Soğuk Savaş döneminde ABD ve SSCB'nin desteklediği gruplar, Türk siyasetinde kutuplaşmayı derinleştirdi. 1950'li yıllardan itibaren NATO üyeliği ve Marshall Planı yardımları, ekonomik bağımlılığı artırdı. Muhalefet partileri, bu dönemde emperyalist politikaların gölgesinde şekillendi.
1970'lerde sol ve sağ hareketler arasındaki çatışmalar, dış güçlerin kışkırtmalarıyla daha da alevlendi. 12 Eylül 1980 askeri darbesi, emperyalist çevrelerin onayıyla gerçekleşti. Darbe sonrası uygulanan neoliberal politikalar, Türkiye'yi küresel sermayeye daha açık hale getirdi. Bu süreçte muhalefet, yerli ve milli söylemlerle yeniden şekillendi.
Günümüzde bağımsızlık vurgusu
Son dönemde Türkiye, savunma sanayinden yerlileştirme hamlelerine kadar birçok alanda bağımsızlık vurgusunu artırdı. Atatürk'ün 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesi çerçevesinde dış politikada denge arayışı sürüyor. Emperyalizme karşı duruş, muhalefet partilerinin de söylemlerinde yer alıyor. Ancak dış güçlerin Türk siyasetine müdahalesi, farklı biçimlerde devam ediyor. Bu nedenle bağımsızlık mücadelesi, Atatürk'ün mirasına sahip çıkmakla mümkün görünüyor.