Eğitim-İş İzmir 4 No’lu Yükseköğretim Şube Başkanı Elbey Kale, “Terörsüz Türkiye” sürecinin ilk ve ortaöğretimin ardından yükseköğrenime de entegre edilmesine sert tepki gösterdi. Kale, merkezi bir anlayışla tüm üniversitelere aynı konuda ve aynı içerikte ilk ders dayatılmasının yükseköğretimin temel değerleriyle bağdaşmadığını vurgulayarak, “Siyasi söylemi bırakıp özgür düşünceyi geliştirmeliyiz” dedi. Eğitimci, bu uygulamanın üniversitelerin bilimsel özerkliğine ve akademik özgürlüğüne gölge düşüreceğini ifade etti.
Üniversitelere Dayatılan İlk Ders Uygulaması
Elbey Kale’nin açıklamaları, hükümetin “Terörsüz Türkiye” projesi kapsamında yükseköğretim kurumlarında da zorunlu bir müfredat değişikliğine gideceği iddiaları üzerine geldi. Kale, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Merkezi bir anlayışla tüm üniversitelere aynı konuda ve aynı içerikte ilk ders dayatılması, yükseköğretimin temel değerleriyle çelişir. Üniversiteler, farklı görüşlerin özgürce tartışıldığı, bilimsel üretimin yapıldığı kurumlardır. Tek tip bir dersin empoze edilmesi, akademik çeşitliliği ve eleştirel düşünceyi zedeler” ifadelerini kullandı.
Kale, eğitim sisteminin siyasi söylemlerin aracı haline getirilmesinin uzun vadede toplumsal kutuplaşmayı derinleştireceği uyarısında bulundu. “Eğitim, ideolojik bir aygıt değil, bireyin özgür düşünme yetisini geliştiren bir süreç olmalıdır. Üniversitelerde öğrencilere tek bir perspektiften bakmayı öğretmek yerine, farklı bakış açılarını analiz etme becerisi kazandırılmalıdır” diye konuştu.
Akademik Özerklik ve Bilimsel Özgürlük Vurgusu
Eğitim-İş yöneticisi, yükseköğretim kurumlarının bilimsel özerkliğinin anayasal güvence altında olduğunu hatırlatarak, bu tür dayatmaların üniversitelerin işlevini dönüştürebileceğini belirtti. Kale, “Üniversiteler, toplumun sorunlarına çözüm üreten, eleştirel aklı önceleyen kurumlardır. Siyasi iktidarların söylemlerini müfredata yerleştirmek, üniversiteleri siyasetin uzantısı haline getirir. Bu durum, Türkiye’nin bilimsel rekabet gücünü de zayıflatır” değerlendirmesini yaptı.
Akademisyenler ve öğrenciler arasında da benzer endişelerin dile getirildiğini aktaran Kale, “Bazı üniversitelerde öğretim üyeleri, bu tür uygulamaların ders içeriklerine müdahale anlamına geldiğini söylüyor. Öğrenciler ise kendilerine dayatılan tek tip anlatıdan rahatsız. Eğitimciler olarak bu tepkileri paylaşıyoruz” dedi.
MEB’in İlk ve Ortaöğretimdeki Uygulamaları
“Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), daha önce ilk ve ortaöğretim kurumlarında çeşitli etkinlikler düzenlemiş, ders programlarına eklemeler yapmıştı. Bu kapsamda öğrencilere yönelik bilgilendirme seminerleri, paneller ve kompozisyon yarışmaları gibi faaliyetler gerçekleştirilmişti. Şimdi benzer bir yapının yükseköğretime de taşınması planlanıyor. Elbey Kale, bu sürecin ilk ve ortaöğretimde de pedagojik açıdan sorunlu olduğunu savunarak, “Çocuklara ve gençlere siyasi bir projeyi aşılamak yerine, onlara sorgulama ve araştırma becerisi kazandırmalıyız. Eğitim, siyasetin değil, bilimin rehberliğinde olmalıdır” diye ekledi.
Kale, üniversitelerde bu tür bir dersin zorunlu tutulması halinde, akademik özgürlük ilkesinin ihlal edileceğini ve bunun uluslararası akademik camiada da olumsuz yankılanacağını söyledi. “Türkiye’deki üniversiteler, dünya sıralamalarında üst sıralara çıkmak için bilimsel üretime odaklanmalıdır. Siyasi içerikli dersler, bu hedefe hizmet etmez” dedi.
Çağrı: Özgür Düşünce ve Bilimsel Yöntem
Elbey Kale, hükümete ve Yükseköğretim Kurulu’na (YÖK) çağrıda bulunarak, “Üniversitelerde müfredat oluşturma yetkisi ilgili akademik kurullara aittir. Merkezi dayatmalarla bu yetki gasp edilmemelidir. Eğitimciler olarak, siyasi söylemi bir kenara bırakıp özgür düşünceyi, eleştirel aklı ve bilimsel yöntemi geliştirecek politikalar talep ediyoruz” şeklinde konuştu.
Kale, ayrıca eğitim sendikalarının ve sivil toplum kuruluşlarının bu konuda ortak hareket etmesi gerektiğini vurguladı. “Üniversiteler, toplumun aydınlanma meşaleleridir. Bu meşaleleri söndürmeye çalışan her türlü girişime karşı birlikte durmalıyız” dedi. Eğitim-İş İzmir 4 No’lu Yükseköğretim Şubesi’nin önümüzdeki günlerde konuyla ilgili bir basın açıklaması ve panel düzenleyeceği öğrenildi.
Uzmanlar, yükseköğretimde zorunlu ders uygulamalarının dünya genelinde otoriter rejimlerde görüldüğünü, demokratik ülkelerde ise müfredatın akademik kurullar tarafından şekillendirildiğini hatırlatıyor. Türkiye’nin genç nüfusunu bilimsel düşünceyle donatması gerektiği bir dönemde, siyasi içerikli dayatmaların eğitim kalitesini düşüreceği endişesi taşınıyor.