81 ilde faaliyet gösteren 335 sivil toplum kuruluşunun (STK) karma eğitimin zorunlu olmaktan çıkarılması yönündeki çağrısına eğitim camiasından sert tepkiler geldi. Eğitimci Feray Aytekin, karma eğitimin kamusal eğitim hakkının ayrılmaz bir parçası olduğunu belirterek, bu tür girişimlerin ilk kaybedeninin kız çocukları olacağını söyledi. Aytekin, ayrımcılık ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştirecek bu adımın, eğitimde fırsat eşitliğine de ağır darbe vuracağını ifade etti.
STK'ların çağrısı ve eğitimcilerin tepkisi
Bazı STK'ler tarafından hazırlanan ve 81 ilde kamuoyuyla paylaşılan bildiride, kız ve erkek öğrencilerin ayrı okullarda eğitim görmesinin 'ahlaki gelişim' açısından daha uygun olduğu öne sürülmüştü. Ancak eğitimciler bu görüşün bilimsel temelden yoksun olduğunu ve eğitim sistemini geriye götüreceğini savunuyor. Eğitim-İş Sendikası Genel Başkanı Kadem Özbay, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, 'Türkiye Cumhuriyeti'nin laik ve bilimsel eğitim anlayışına aykırıdır. Karma eğitim, çağdaş eğitimin gereğidir; cinsiyete dayalı ayrıştırma, toplumsal barışı tehdit eder' dedi.
Karma eğitim: eşitliğin ve bilimin gereği
Eğitim bilimciler, karma eğitimin öğrencilerin sosyal gelişimine katkı sağladığını, farklı cinsiyetlerin bir arada öğrenmesinin iş birliği ve empati becerilerini güçlendirdiğini vurguluyor. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi'nden Prof. Dr. Nilgün Köklü, 'Karma eğitim, sadece akademik başarıyı değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitliğini de destekler. Kız çocuklarının okullaşma oranları düşünüldüğünde, ayrı okullar uygulaması kız çocuklarının eğitimden uzaklaşmasına neden olabilir' dedi. Köklü, ayrıca dünya genelinde birçok gelişmiş ülkenin karma eğitim modelini benimsediğine dikkat çekerek, bu yöndeki çağrıların bilim dışı olduğunu belirtti.
Geçmişten bugüne eğitimde cinsiyet tartışmaları
Türkiye'de eğitimde cinsiyet ayrımcılığı konusu zaman zaman gündeme gelmesine rağmen, 2012 yılında ortaokullarda imam hatip okullarının yaygınlaştırılması ve 2014'te bazı illerde kız-erkek öğrencilerin ayrı yurtlarda kalması gibi uygulamalarla tartışmalar artmıştı. Uzmanlar, bu tür ayrımcılıkların toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesine zarar verdiğini ve kadınların iş gücüne katılımını olumsuz etkilediğini belirtiyor. Yetişkinlerin eğitim seviyesi ile kadın istihdamı arasındaki ilişkiyi gösteren araştırmalar, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanmasının ekonomik kalkınma için de kritik olduğunu ortaya koyuyor.
Eğitim hakkı ve eşitlik vurgusu
Anayasa'nın 42. maddesi, herkesin eğitim hakkına sahip olduğunu ve eğitimin hiçbir ayrım gözetilmeksizin herkese açık olduğunu hükme bağlar. Eğitim hakkı savunucuları, karma eğitime yönelik bu tür çağrıların Anayasa'ya ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu ifade ediyor. İnsan Hakları Derneği (İHD) Eğitim Komisyonu üyesi avukat Elif Doğan, 'Türkiye, Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi'ni (CEDAW) imzalamıştır; bu sözleşme, eğitimde cinsiyete dayalı her türlü ayrımcılığı yasaklar. STK'ların talebi bu sözleşmeye de aykırıdır' şeklinde konuştu.
Eğitimcilerin ve sivil toplum örgütlerinin tepkisi sürerken, konunun Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne taşınması bekleniyor. Ana muhalefet partisi sözcüsü, konuyla ilgili yazılı bir açıklama yaparak, 'Eğitimi gericiliğin kalesi yapmak istiyorlar. Bizler, Atatürk ilke ve devrimlerine bağlılığımızı bir kez daha ifade ediyor, karma eğitimden asla taviz vermeyeceğimizi vurguluyoruz' dedi.
Eğitimde fırsat eşitliği, sadece tek bir cinsiyetin değil, tüm toplumun geleceğini belirler. Karma eğitim karşıtı çağrılar, geçmişte yaşanan toplumsal kayıpların tekrarlanmasına yol açabilir. Bu nedenle, karar alıcıların bilimin ışığından ve toplumsal eşitlik ilkesinden ayrılmaması büyük önem taşıyor. Eğitim hakkının savunulması, yarının güçlü ve eşitlikçi Türkiye'sinin teminatıdır.