Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) lise kontenjan planlamasına ilişkin eleştiriler artarak devam ediyor. Eğitimci Özgür Bozdoğan, kontenjanların öğrencilerin ilgi ve istekleri doğrultusunda değil, politik gerekçelerle belirlendiğini öne sürerek, bu durumun eğitim sisteminde ciddi sorunlara yol açtığını ifade etti. Bozdoğan, akademik eğitim veren liselerin kontenjanlarının azaltılırken, daha az tercih edilen okulların kontenjanlarının artırılmasını eleştirdi ve bu uygulamanın bilimsel ve veriye dayalı bir yaklaşımla düzeltilmesi gerektiğini vurguladı.
Kontenjan Planlamasındaki Çelişkiler
Özgür Bozdoğan, yaptığı açıklamada MEB'in kontenjan belirleme sürecindeki çelişkilere dikkat çekti. Öğrencilerin büyük çoğunluğunun akademik eğitim veren fen liseleri, Anadolu liseleri ve sosyal bilimler liselerini tercih ettiğini ancak bu okulların kontenjanlarının azaltıldığını belirten Bozdoğan, buna karşın mesleki ve teknik Anadolu liseleri ile imam hatip liselerinin kontenjanlarının artırıldığını dile getirdi. Bozdoğan, "MEB, öğrencilerin ilgi ve istekleri açık olmasına rağmen, akademik eğitim veren okulların kontenjanlarını azaltırken, daha az tercih edilen okulların kontenjanlarını artırıyor. Bu durum, öğrencilerin yeteneklerine uygun eğitim alma hakkını kısıtlıyor ve eğitimde fırsat eşitliğini zedeliyor" dedi.
Bilimsel Yöntemler Şart
Kontenjan planlamasının politik gerekçelerle değil, bilimsel yöntemlerle belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Bozdoğan, bu sürecin eğitim uzmanları, sosyologlar, psikologlar ve istatistikçilerden oluşan bağımsız bir kurul tarafından yürütülmesi gerektiğini söyledi. Bozdoğan, "Öğrenci talepleri, bölgesel ihtiyaçlar, işgücü piyasası verileri ve akademik başarı kriterleri gibi faktörler dikkate alınarak, veriye dayalı bir model oluşturulmalı. Bu model, her yıl güncellenmeli ve şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılmalı" şeklinde konuştu.
Bozdoğan ayrıca, sınavla ve sınavsız öğrenci alan okulların kontenjanlarının da aynı kriterlere göre belirlenmesi gerektiğini belirtti. "Sınavla öğrenci alan okulların kontenjanları, öğrencilerin bu okullara olan talebi ve başarı düzeylerine göre belirlenmeli. Sınavsız öğrenci alan okullar için ise mahalle ve bölge bazında nüfus yoğunluğu, yaş grupları ve eğitim talebi analiz edilmeli" diyen Bozdoğan, mevcut uygulamanın öğrencileri istemedikleri alanlara yönlendirdiğini ve bu durumun motivasyon kaybına ve devamsızlığa neden olduğunu ifade etti.
Öğrenci ve Aileler Mağdur
Kontenjan planlamasındaki hataların öğrenci ve aileleri mağdur ettiğini dile getiren Bozdoğan, şunları kaydetti: "Pek çok öğrenci, istediği liseye yerleşemediği için ya özel okullara yönelmek zorunda kalıyor ya da evine yakın olmayan bir okula kaydolmak zorunda kalıyor. Bu da hem ekonomik hem de psikolojik yük getiriyor. Ayrıca, kontenjan azaltılan okullardaki öğretmenlerin norm kadroları boşalıyor ve bu öğretmenler başka okullara atanmak zorunda kalıyor, bu da eğitimde sürekliliği bozuyor."
Eğitimde Fırsat Eşitliği Vurgusu
Bozdoğan, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması için kontenjan planlamasının adil ve bilimsel olmasının şart olduğunu sözlerine ekledi. "Her çocuğun yeteneklerine ve ilgilerine uygun bir eğitim alma hakkı vardır. Devlet, bu hakkı güvence altına almakla yükümlüdür. Kontenjan planlaması yapılırken bu ilke göz ardı edilmemelidir" diyen Bozdoğan, MEB'i bu konuda acil bir çalışma başlatmaya çağırdı.
Bağımsız Değerlendirme
Eğitim sisteminin geleceği açısından kritik öneme sahip olan kontenjan planlaması, yalnızca öğrencilerin değil, ülkenin kalkınmasını da doğrudan etkileyen bir konudur. Eğitimci Özgür Bozdoğan'ın dile getirdiği eleştiriler, mevcut planlamanın şeffaflıktan uzak ve veriye dayalı olmadığını göstermektedir. Bilimsel yöntemlerle yapılacak bir planlama, hem öğrencilerin başarısını artıracak hem de işgücü piyasasının ihtiyaçlarına uygun nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesini sağlayacaktır. MEB'in, bu eleştirileri dikkate alarak, kontenjanları belirlerken politik kaygılardan uzak, uzman görüşlerine dayanan bir yaklaşım benimsemesi, eğitimde kalıcı çözümler üretmek için elzemdir.