TercihHaber
Telegram
SON DAKİKA
Siyaset

Eğitim ve direniş: Gençlik nesneleştirilirken geçmişten ders almak

✍️ TercihHaber 📖 2 dk okuma
Eğitim ve direniş: Gençlik nesneleştirilirken geçmişten ders almak

Cumhuriyetin ilk döneminde gençlik, tam da olduğu şey olarak, ülkenin geleceğini inşa edecek özne olarak konumlandırılmıştı. Bugün ise ülkenin değil iktidarın geleceğini güvende tutacak bir nesne olarak konumlandırılmaya çalışılıyor. Bu dönüşüm, eğitim politikalarından siyasetin gençlik üzerindeki baskısına kadar birçok alanda kendini gösteriyor. Gençlerin özneleşme mücadelesi aslında bir direniş biçimi haline gelmiş durumda.

Eğitimin araçsallaştırılması

Geçmişte eğitim, bireyi toplumun sorunlarına duyarlı, sorgulayan ve üreten bir vatandaş olarak yetiştirmeyi hedeflerken; bugün eğitim sisteminin temel amacı, iktidarın ideolojisini sorgusuz sualsiz kabul eden, sadakat gösteren bireyler yetiştirmek haline geldi. Müfredat değişiklikleri, ders kitaplarındaki revizyonlar ve üniversitelerdeki atama politikaları bu dönüşümün somut örnekleri arasında. Gençlerin eleştirel düşünme becerilerini geliştirmesi bir yana, bilgiye erişimleri bile filtreleniyor.

Sivil alanın daralması

Gençlik örgütleri, öğrenci toplulukları ve sivil inisiyatifler üzerindeki baskılar da bu nesneleştirme sürecinin parçası. Toplanma özgürlüğü, ifade özgürlüğü ve örgütlenme hakkı gibi temel demokratik kazanımlar aşındırılırken, gençlerin sesi kısılmaya çalışılıyor. Sokaklarda yürüyen, taleplerini dile getiren her genç, 'direniş' etiketiyle yaftalanıyor. Oysa Cumhuriyetin ilk yıllarında gençlik, ülkenin modernleşme hamlesinin öncüsü olarak kabul edilirdi.

İktidar ve gençlik arasındaki uçurum

Bugün gençlerin en önemli sorunları arasında işsizlik, gelecek kaygısı, barınma, psikolojik sorunlar ve yoksulluk yer alırken, iktidar bu sorunlara çözüm üretmekten çok, gençleri kontrol altına almaya odaklanmış durumda. Gençlere yönelik sosyal yardımlar bile sadakat karşılığında sunulan bir araç haline gelmiş. Bu tablo, gençleri sistemin içinde pasif birer alıcı konumuna iterken, aslında onların özne olma mücadelesi de bu koşullar altında yeniden şekilleniyor.

Geçmişten günümüze bir karşılaştırma

Cumhuriyetin ilk kuşakları, 'gençlik' kavramını ülkenin kalkınması ve bağımsızlığı ile ilişkilendiriyordu. Köy enstitüleri, halkevleri ve gençlik kampları, gençlerin yalnızca eğitim almadığı, aynı zamanda toplumsal sorumluluk üstlendiği mekânlardı. Bugün ise gençlerin önüne konan tek model, itaatkar, rekabetçi ve apolitik bir varlık olmak. Bu iki dönem arasındaki fark, aslında Türkiye'nin demokratikleşme serüvenindeki kırılmaları da gözler önüne seriyor.

Sonuç olarak, gençliğin özneleşme mücadelesi, sadece eğitim politikalarını değil, ülkenin yönetim biçimini de sorgulamayı gerektiriyor. Gençlerin 'direnişi', aslında kendilerine biçilen bu pasif rolü reddederek, tarihin akışına yeniden müdahale etme istekleridir. Cumhuriyetin ilk dönemindeki gibi gençliğin yine ülkenin öznesi olması için, iktidarın gençliği bir nesne olarak görmekten vazgeçmesi şart. Bu ise başlı başına bir demokrasi mücadelesi.

Etiketler:
gençlikeğitimdirenişiktidarCumhuriyet

İlgili Haberler

Macaristan'dan Ukrayna'nın AB yolunda önemli adım
Siyaset

Macaristan'dan Ukrayna'nın AB yolunda önemli adım

6 dk önce

Kılıçdaroğlu yönetimi Erdoğan'ın yeniden adaylığını referandumsuz geçirebilir
Siyaset

Kılıçdaroğlu yönetimi Erdoğan'ın yeniden adaylığını referandumsuz geçirebilir

2 sa önce

Silivri’de hasta olmak: İBB davasında 44. duruşma
Siyaset

Silivri’de hasta olmak: İBB davasında 44. duruşma

2 sa önce

Kılıçdaroğlu'nun Siyasi Yolculuğu: 'Bay Kemal'den 'Kemal Bey'e
Siyaset

Kılıçdaroğlu'nun Siyasi Yolculuğu: 'Bay Kemal'den 'Kemal Bey'e

2 sa önce